Dostlarım, bu yazı, geçirdiğim bu dönüşüm sürecimin size anlatabileceğim kadarının ilk yazısıdır. Bazı sevdiğim insanların cesaretlendirmeleri ve faydalı olacağını düşünmeleri beni paylaşmaya teşvik etti. Okuyanlarımızın artması dileklerimle birlikte sizi iyi odaklanabileceğiniz bir anda, bir gecede akan bu yazımla baş başa bırakıyorum.
İLK
Gördüğünüz, duyduğunuz, okuduğunuz, hissettiğiniz her şey aslında bilgidir.
Evren bilgiler silsilesinden oluşmuştur.
Mesela bu renk kırmızı, mesela hava sıcak, mesela abd savaş başlatmış, mesela yatak sertmiş, mesela Einstein’in izafiyet teorisi, mesela 5. Sınıfta çözdüğün matematik problemleri, ansiklopediden okudukların, mesela instagram’da gördüklerin, mesela şu an acıkman. Hepsi ama hepsi bir bilgidir. Ve bu sınırsız bilgilerin çoğunun doğruluğu yoktur, milyonlarca bilgi uçuşur ve isteyenler o bilgileri istedikleri gibi değiştirebilirler. Bu inanılmaz bir manipülasyon oluşturur.
Özellikle son 70 yılda insanın erişebildiği bilgi sayısı o kadar doğamızın üstünde artmıştır ki buna radyo, telefon, internet sebep olmuştur. O tarihlerden örneğin 500 yıl, örneğin 100 yıl önce insanların bilgi kaynakları yaşadıkları yerle, orada öğrenilen bilgilerle ya da imkanı varsa okuduklarıyla şekilleniyordu.
Örneğin anadoluyu düşünürseniz o dönemde toplumun çoğunun okuma yazma bilmediğini görürsünüz. O insanlar okumakla değil nesilden nesile aktarılan bilgilerle yaşadılar, belki de hepimizden iyi yaşadılar.
1940’ta köyde yaşayan o teyzeye gelen bilgi akışı o sabahın nasıl olduğu, havanın sıcaklığı, mahallede konuşulanlar, tavukların gıtlaması, annesinden öğrendiği ilaçları, bilgiler, evlatları ve eşiydi.
Ya da şehirde yaşayan bir adamın bilgi kaynakları radyo, gazete, kitaplar, bilgili kişilerle sohbetler, gündelik yaşam durumlarıydı.
Ya da 30bin yıl önce yaşayan atalarımızın bilgi kaynakları tamamen akışta olup yaşamak için o anlardan topladığı verilerdi.
Bakın nerdeyse bildiğimiz tarihle 19bin sene öncesinden beri insanlığın zihnine son 70 yıldır, son 20 yıldır, daha ilerisi son 5 yıldır patlama yaptığı kadar veri girmedi. Her şey son 70 yılda. Özellikle son 20 yılın son çeyreğiyle zihni bozabilecek seviyede bilgi akışı yapıldı.
Ancak 70 yılın ardından özellikle son 5 yıldır bilgi trafiği öyle bir üst seviyeye çıktı ki zihin bununla başa çıkamayıp, yaşamak için kaos durumuna geçip belki de kendini korumak için tükenmişlik moduna girdi. Bu kadar veri çoktu ve başa çıkmanın tek yolu zihin kapasitesini düşürüp sadece ekrandan gördüğü bilgiye adapte olabilmekti.
Bakın özellikle pandeminin ilk senesinde bir anda farketmeden öyle bir maruziyet yaşadık ki bu akıllı ekranlar bir sabah uyandığımızda bir anda vazgeçilmezimiz oldu. Tüm bilgiyi oradan toplamaya başladık. İnanılmaz bir şeydi. Sağlık konuları, hobiler, yemekler, insanların hayatları yine o bir sabah uyandığımızda tüm benliğimizi sarmıştı. Bir sabah diyorum çünkü kimse bu esarete nasıl girdiğini hiç anlamadı. Bir anda gerçekleşti.
O zamanlar bize harika gelen o bilgi bombardımanları; sevdiğim diyetisyenin canlı yayını, arkadaşlarımın tatil fotoğrafları, zenginlerin hayatları, harika yemek tarifleri gibi, üstünden 3-4 sene geçtikten sonra tüm kullanıcıları umutsuzluk ve tükenmişlik sendromuna soktu. İnsan ömrü için çok kısa ama o yıllar için çok tempolu ve uzun hissedilen bir süre gibi olduğundan o geçen 2-3 senede nasıl bu hale geldiğimizi uzaktan bakmadan anlayamazdık. Şimdi anlayabiliriz. Şimdi şu an üstümüzdeki o görünmez dijital esaret zincirlerini bunları okuduğun an görebiliriz.
Tüm o uyuşukluklar, umutsuzluklar, tükenmişlikler, hiçbir şeyden zevk alamamalar, geleceğin çok ama çok karanlık olduğunu düşünmeler. Hepsi zihnin taşıyacağından çok daha fazla verinin-bilginin kısa sürede, aniden yüklenmesinin semptomları oldu.
Tüm bu semptomlarla birlikte de tüm yapabildiğimiz yaşam uğraşları; mutsuzca işe gitmek, her boşluk anında başkalarının hayatlarına seyirci olmak, dünyanın her yerinden haber kaynaklarına bakmak, sürekli aynı dizileri izlemek, tuvalette 40 dk 1 saat geçirmeye başlayarak kaydırma batağına daha da girmek, hiçbir spora, yürüyüşe, etkinliğe enerjinin kalmaması, sanki sen yaşamıyormuşsun da neyse şu an böyleyim elbet yaşayacağım günler de gelir diye sahte bir bilgiyle yokuş aşağı dijital koma haline sürmek, farketmeden bir anda 4-5 ayrı kredi kartına sahip olduğunu görmek, gördüğüm her iyi yorumlu eşyayı nasılsa bir anda benim olabiliyor o zaman neden şimdi değil kontrolsüzlüğüyle uygulamadan sipariş vermek, tüm akşam içinde değilmişsin gibi yatağa girerken başka bir dopamin heyecanıyla sanki sıfırdan başlıyormuşçasına x’te, instagram’da, alışveriş sitelerinde, oyunlarda saatlerini geçirip kalitesiz bir uyku uyuyarak.
Neden farkında değiliz dostlarım?
Bu esaretten ne zaman çıkmalıyız?
Ne zaman eskisi gibi sadece eğlenmek için buluşup, kendimizde olduğumuz halimizle uzun, kaliteli sohbetler edeceğiz?
Ne zaman her gün herkese sövüp, her şeyden şikayet etmeyi bırakacağız?
Bunların olması için bir şey yapıyor musunuz? Yoksa uyuşukluk halinin konforuna aldanıp yaşamadan geçip giden günlerin hesabından kaçıyor musunuz?
Şu an hangi yaştaysan, en iyi yaşındasın. Bak yüksek ihtimalle bugüne kadar tüm çabalarının karşılığını alman gereken andasın. Yıllarca büyük çabalarla meydana getirdiğimiz bu yaşamın karşılığı ne zaman? Emekli olunca mı? 65 yaşına gelince mi? Bu işten istifa edip başka iş bakınırken mi? Evlenince mi? Çocuğum olunca mı? Çocuğum üniversiteden mezun olunca mı? O daha iyi arabayı aldığımda mı? O herkesin gittiği tatile ben de gittiğimde mi? En son çıkan telefonu aldığımda mı? Baliye 2 hafta tatile gittiğimde mi? Hayal ettiğimi ama aslında hiçbir anlamı olmadığını göreceğin o parayı kazandığın anda mı?
Çıkacağız. Bu dijital koma esaretinden çıkmak zorundayız.
Son 70 yılı oluşturan, planlayan, teknolojileri elinde tutan, son 20 yılımızı ve o meşhur pandemi sonrası koma halini çok daha öncelerden tasarlamış olan tüm şirketler, kişiler, aileler yani “sistem”.
Sistemin istekleri 70 yıl önceden bu yana çok basittir. Birileri tüketmeli, para büyümeli biz de bu güçle insanlığı ve devletleri kontrol altında tutmalıyız. Unutmayın, güçlüler binlerce yıldır daha fazla insanı kontrol altında tutmak ve kullanmak için çaba gösteriyor. Parayla, inanışla, askerle, şimdi artık nerdeyse sadece ekranlarla. Hepsinin tek amacı vardır; güce sahip olanların ya da olmak isteyenlerin istedikleri şeyleri onlara vermek. Para, tüketim.
Haliyle insanların bu teknolojilerde iyi birer tüketici olmaları için gücü elinde tutmak isteyen sistemin bilimi kullanarak yaptığı deneylere, gözlemlere, araştırmalara, çalışmalara biraz baksanız, şu an gelebildikleri manipülasyon seviyesini tahmin etmeye çalışmak aklınızı oynatabilir. Pandemi sonrası bu çok daha basit hale geldi çünkü herkes elindeki ekranlara bakıyordu. Tek yapmaları gereken doğru bilinçaltı tekniklerini ve yapılmış tüm çalışmalardan çıkan tüketme üzerine beynin sınırlarıyla oynayarak manipuüasyon tekniklerini sahip oldukları bu dijital şirketler üzerinden insanlara geçirmekti.
Eğer kedi maması kelimeleri geçen bir sohbetten sonra akşam instagramınızda kedi maması reklamı görmeye şaşırıyorsanız çok daha büyük istismarların farkında değilsiniz demektir.
Sizi, siz farketmeden dinleyerek aldığı verileri kullanan bir teknolojiye şaşırırken bir de kimseyle konuşamayacağımız konuları ve ihtiyaçları konuştuğumuz, sayfalarca kendimiz hakkında veri sunduğumuz o yapay zeka motorlarının senin üstündeki gücünün biraz da olsa görmelisin. Senin en derinine indi. O sohbetler sayesinde senden daha zekice bir şey yapacak, seni çözecek, tüm zaaflarını bilecek ve karşına bilinçaltının gördüğün anda mutlaka arzulayacağın şeyleri çıkarmaya başlayacak. Çoktan başladı.
Bak kedini konuştun diye kedi maması çıkaracak demiyorum, kedinle ilgili ona sorduğun ve anlattığın tüm ilişkinden, tüm cümlelerinden, önceki sohbetlerle de karşılaştırıp bilinçaltında hangi deformelerin olduğunu tespit edip sana gördüğün an arzulamaya başlayacağın o eşyayı-arabayı-yemeği-tatili gösterecek. Bu bizim gücümüzü aşıyor. Bu üretilen teknolojinin gücü bizim zihin gücümüzü çok çok aşıyor. Onu, biz böyle dijitale bağlıyken alt etmek imkansız.
Sistemde kaldıkça arabayı yükseltmenin, daha iyi bir evin, daha yeni bir ayakkabının, daha popüler bir yemeğin, 10. defa izleyeceğimiz o dizinin, bizi dünyadan koparan o oyunun, gece tatlı üstüne tuzlu döngüsünün, anksiyetenin bu sistemden kaynaklı olduğunu anlamadan, sana bulaşan kronik bir hastalık olduğunu sanıp, antidepresanlarla iyileştirebilirim yanılgısının, 365 günün 14 gününde instagramdaki o tatili yapabilme özgürlüğü sanrısının, kapıdaki kargonun ve daha binlerce sahte bilginin, zihni uyuşturup bu tüketim bataklığında debelenmenin içinden çıkamıyoruz.
Tek yol kalıyor; bilgi akışını azaltmak. İyi haber zihin bu detoksla fabrika ayarlarına dönebiliyor. Kolay olmuyor başta ama arındıkça zihninin uyanma hali muazzam bir zevk vermeye başlıyor. Peşinden gitmek istiyorsun. Dahasını da görmeyi isteyip 3 gün ara verdiğin instagramını dondurmak istiyorsun. Telefonundan tüm haber sitelerini, alışveriş uygulamalarını, olumsuz ruh hali yaratacak düşünceleri içeren tüm platformları kaldırmak istiyorsun. Bu yöntemler seni kısa sürede hangi hayat koşulunda olursan ol, uzaktan bakmaya, ben ne yapıyorum? Amacım ne? Nereye doğru gidiyorum? Şu an kontrol bende mi? Kargosunu beklediğim ayakkabıya gerçekten ihtiyacım var mıydı? Hayattan kendimin istekleri ne? Gibi soruları sordurmaya başlayacak. Birçok kişi zaten bu sorulardan kaçtığı için dijital esarette farkındayım ancak yokuş aşağı yuvarlandığın gerçeğini biraz önce fark ettik. O sorularla yüzleşme zamanıdır. O korkuların üstüne gitme zamanıdır çünkü diğer ihtimal bizi zaten çürüttü bile. Daha kötüsü ne olabilir ki? Ölmüyoruz ama yaşamıyoruz da. Araftayız. Yaşamda araftayız bundan daha önemli hangi konu var ki?
O zaman sorulara girmenin tam zamanıdır. Ucu nereye çıkarsa çıksın. Hayatını alt üst edecekse etsin. Belki de hayatının altı, inanmayacaksın ama üstünden çok daha keyiflidir.
Hangi durumda olursan ol daha iyi uyanacak, daha enerjik olacak, sevdiğin şeyleri yapabilecek, yürümeye daha çok zaman bulacak, hayatındaki büyük sorunları berrak bir zihinle düşünecek, analiz edecek, hesap kitap yapacak ve çözümler için adımları atmaya bile başlayacaksın.
Yani “hayatının kontrolünü” sen alacaksın yeniden. O senin kontrolün olmadan şu andan öncesi gibi bir şekilde sürüklenip gitmeyecek.
1 haftayla başla
Bilgi akışını minimuma indir. Dijital kaynaklardan uzaklaş. Yürüyüşü arttır. Düşün. Doğal kabilene geri dön, sıkıl, bakmak iste, kriz geçir yine de bakma. Yıllardır takip ettiğin o fenomenin gittiği tatilde neler paylaştığını görme, ülkede her an son dakika haberi görecekmiş gibi o siteleri dolaşma, kim olduğunu asla bilemeyeceğin o hesapların yazdığı nefret söylemlerini okuma. Arabandan uzaklaş, mahallede yürü, metroya bin.
Birkaç gün sonra çok daha kolaylaşacak ve enerjinin nasıl bir hızda geri geldiğine inanamayacaksın.
Ya sonra mı? Hep birlikte yaşayacağız. Birbirimize bu yolda destek olacağız. Bütünlük ve dayanışma bilinci olmazsa bu cendereden çıkmamız zor görünüyor.
Size nereden mi sesleniyorum?
36’sına 3 ay kala, 12 yıllık mesleki tecrübesini, sosyal medyadaki gücünü, oluşturduğu imajını en çok paraya dönüştürebileceği zaman olan şu anda, 6 Haziran 2015’te hocası tarafından giydirilen önlüğü 06.06.2026 dünya diyetisyenler gününde çıkarıp, mesleğini bırakmış bir Alican’dan sesleniyorum.
Yukarıda bahsettiğim süreci geçirdikten sonra bıraktığım şeylerden sadece biri olan Diyetisyenlikten sesleniyorum.
Bu dijital komadan uyanmaya başladığım anda önce inançlarımı, yaşayış şeklimi, amacımı, sonra hayatımda olup biten her şeyi sorgulamaya başlayıp, düşünerek ilerlediğim bu sadeleşme ve hayatın kontrolünü yeniden ele aldığım günlerden.
Yıllardır zihnimi daha normal hale getirdiğini sanıp kullandığım antidepresanların zihnimi artık uyuşturamamasının 3. ayından.
Başka bir hayat mümkünmüş heyecanını ve bunun yöntemini önce sevdiklerimle sonra tüm insanlıkla paylaşmak ve aynı duygulara ortak etme isteğimden.
Birlikte, özgürce yeniden eğlenebildiğimiz günlerin özleminden.
Dünyayı daha iyi bir yer haline getirme umudundan.
O zaman belki de son defa diyetisyenler günüm kutlu olsun.
Unutma dostum, kakanı yapma sürecinin sağlıklı, ideal süresi 10 dakikadır. Temizliği dahil💩