<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>alicandemiroglu &#8211; Diyetisyen Alican Demiroğlu</title>
	<atom:link href="https://alicandemiroglu.com/author/alicandemiroglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://alicandemiroglu.com</link>
	<description>Doğru Beslen, Mutlu Yaşa</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Oct 2023 14:50:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8.3</generator>
	<item>
		<title>Ketojenik Diyet ve Kuruyemişler: Mükemmel Bir İkili</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2023/10/18/ketojenik-diyet-ve-kuruyemisler-mukemmel-bir-ikili/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 14:50:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ketojenik Diyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=2064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ketojenik Diyet ve Kuruyemişler: Mükemmel Bir İkili Ketojenik diyet, düşük karbonhidrat ve yüksek yağ alımını vurgulayan bir beslenme yaklaşımıdır. Bu diyetin ana hedefi, vücudu ketozis adı verilen bir duruma sokarak yağ yakımını artırmaktır. Ketojenik diyetin başarısı, doğru besin seçimlerine dayanır. Bu makalede, ketojenik diyet ile uyumlu kuruyemişlerin önemini ve en iyi seçeneklerini keşfedeceğiz. Ketojenik Diyetin&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2023/10/18/ketojenik-diyet-ve-kuruyemisler-mukemmel-bir-ikili/">Ketojenik Diyet ve Kuruyemişler: Mükemmel Bir İkili</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ketojenik Diyet ve Kuruyemişler: Mükemmel Bir İkili</strong></p>
<p>Ketojenik diyet, düşük karbonhidrat ve yüksek yağ alımını vurgulayan bir beslenme yaklaşımıdır. Bu diyetin ana hedefi, vücudu ketozis adı verilen bir duruma sokarak yağ yakımını artırmaktır. Ketojenik diyetin başarısı, doğru besin seçimlerine dayanır. Bu makalede, ketojenik diyet ile uyumlu kuruyemişlerin önemini ve en iyi seçeneklerini keşfedeceğiz.</p>
<p><strong>Ketojenik Diyetin Temelleri</strong> Ketojenik diyet, günlük karbonhidrat alımını sınırlayarak vücudu ketozis adı verilen bir metabolik duruma sokar. Bu, vücudun yağ depolarını enerji olarak kullanmasını teşvik eder. Temelde, diyetteki karbonhidratlar azaltılır ve sağlıklı yağlar (örneğin, avokado, hindistancevizi yağı) ve proteinler ön planda tutulur. Bu yaklaşım, kilo kaybı, kan şekeri kontrolü ve enerji artışı gibi bir dizi sağlık faydası sunar.</p>
<p><strong>Kuruyemişlerin Ketojenik Diyetle Uyumu</strong> Kuruyemişler, ketojenik diyetin temel prensiplerine uygun bir atıştırmalık veya besin kaynağı olabilir. İşte kuruyemişlerin ketojenik diyetle uyumlu olmalarının nedenleri:</p>
<ol>
<li><strong>Düşük Karbonhidrat İçeriği</strong>: Ketojenik diyetin ana ilkesi düşük karbonhidrat tüketimidir. Birçok kuruyemiş türü, düşük karbonhidrat içeriğine sahiptir. Özellikle fındık ve badem, ketojenik diyetle uyumlu olan düşük net karbonhidrat içerikleriyle dikkat çeker.</li>
<li><strong>Yüksek Sağlıklı Yağlar</strong>: Kuruyemişler, özellikle doymamış yağlar bakımından zengindir. Bu yağlar, ketozis durumunu sürdürmek için önemlidir. Sağlıklı yağlar, vücuda enerji sağlar ve tokluk hissini artırır.</li>
<li><strong>Lif İçeriği</strong>: Kuruyemişler, lif içeriğiyle bilinir. Bu lif, kan şekerini dengelemeye yardımcı olur, sindirimi düzenler ve tokluk hissini artırır. Ayrıca, ketojenik diyetin lif alımını artırmak için mükemmel bir yol olabilir.</li>
</ol>
<p><strong>Ketojenik Diyette Tüketilebilecek Kuruyemişler</strong> Ketojenik diyetin bir parçası olarak tüketebileceğiniz bazı kuruyemişler şunlardır:</p>
<ol>
<li><strong>Badem</strong>: Net karbonhidrat içeriği düşük olan bademler, ketojenik diyetin popüler bir tercihidir. Aynı zamanda lif ve sağlıklı yağlar bakımından zengindir. Bademler, atıştırmalık olarak veya yemeklerinize lezzet katmak için mükemmel bir seçenektir.</li>
<li><strong>Fındık</strong>: Fındık, düşük karbonhidrat içeriğine sahiptir ve sağlıklı yağlarla doludur. Kabuklu fındıklar özellikle uygun bir seçenektir.</li>
<li><strong>Ceviz</strong>: Cevizler, doymamış yağlar bakımından yüksektir ve lif içerir. Bir avuç ceviz, enerji seviyenizi yükseltmek için harika bir seçenektir.</li>
<li><strong>Brezilya Fındığı</strong>: Brezilya fındığı, ketojenik diyetle uyumlu bir kuruyemiş seçeneğidir ve selenyum kaynağıdır. Selenyum, vücudun bağışıklık sistemi için önemlidir.</li>
<li><strong>Macadamia Fındığı</strong>: Bu fındık türü, düşük karbonhidrat içeriği ve yüksek sağlıklı yağlarla öne çıkar. Macadamia fındığı, ketojenik diyeti desteklemek için mükemmel bir atıştırmalık seçeneğidir.</li>
</ol>
<p><strong>Kuruyemişlerin Ölçülü Tüketimi</strong> Kuruyemişler, ketojenik diyetin bir parçası olarak tüketilebilir, ancak ölçülü ve bilinçli bir şekilde tüketmek önemlidir. Çünkü kuruyemişler kalorileri yüksek olabilir. Bir porsiyon kuruyemiş, günlük beslenme hedeflerinize uygun olarak dikkatlice seçilmelidir.</p>
<p><strong>Sonuç</strong> Ketojenik diyet ve kuruyemişler, yağ yakımını artırmak ve sağlıklı yaşam tarzını desteklemek isteyenler için mükemmel bir kombinasyondur. Düşük karbonhidrat içeriği, sağlıklı yağlar ve lif bakımından zenginlikleri, ketojenik diyetin temel prensipleriyle uyumludur. Ancak, kuruyemişlerin ölçülü ve bilinçli bir şekilde tüketilmesi önemlidir.</p>
<p>Bu makalede, ketojenik diyetle uyumlu kuruyemişlerin rolünü ve en iyi seçeneklerini ayrıntılı olarak inceledik. Ketojenik diyeti düşünüyorsanız veya zaten bu diyeti uyguluyorsanız, kuruyemişlerin sağlıklı atıştırmalık veya besin kaynağı olarak kullanılması size fayda sağlayabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sağlıklı günler dilerim!</p>
<p>Dyt Alican Demiroğlu</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2023/10/18/ketojenik-diyet-ve-kuruyemisler-mukemmel-bir-ikili/">Ketojenik Diyet ve Kuruyemişler: Mükemmel Bir İkili</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Magnezyumun Önemi ve Bilinmesi Gerekenler</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2023/10/18/magnezyumun-onemi-ve-bilinmesi-gerekenler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 14:48:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Besinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=2063</guid>

					<description><![CDATA[<p>Magnezyum ve Sağlığınız Magnezyum Nedir? Magnezyum, vücudun düzgün çalışmasını sağlayan önemli bir mineraldir. Vücut içerisinde 300&#8217;den fazla kimyasal reaksiyon magnezyuma bağlıdır. Magnezyumsuz, kaslarınız istediği gibi hareket edemez, sinirleriniz mesajları iletemez, kalp ritmini düzenleyemez, kan şekeri seviyenizi dengeleyemez ve eklem kıkırdaklarınızın sağlığını koruyamaz. Ayrıca, protein, kemik ve DNA sentezine yardımcı olur. Vücut, magnezyumu kendi başına üretemez.&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2023/10/18/magnezyumun-onemi-ve-bilinmesi-gerekenler/">Magnezyumun Önemi ve Bilinmesi Gerekenler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Magnezyum ve Sağlığınız</h1>
<h2>Magnezyum Nedir?</h2>
<p>Magnezyum, vücudun düzgün çalışmasını sağlayan önemli bir mineraldir. Vücut içerisinde 300&#8217;den fazla kimyasal reaksiyon magnezyuma bağlıdır. Magnezyumsuz, kaslarınız istediği gibi hareket edemez, sinirleriniz mesajları iletemez, kalp ritmini düzenleyemez, kan şekeri seviyenizi dengeleyemez ve eklem kıkırdaklarınızın sağlığını koruyamaz. Ayrıca, protein, kemik ve DNA sentezine yardımcı olur.</p>
<p>Vücut, magnezyumu kendi başına üretemez. İhtiyacınız olan miktar yaşınıza ve cinsiyetinize bağlıdır. 19 yaşından büyük bir kadınsanız veya hamileyseniz, günde 310 ila 350 miligram magnezyuma ihtiyaç duyarsınız. 30 yaşın altındaki yetişkin bir erkekseniz, günde 400 miligram magnezyuma ihtiyaç duyarsınız. 30 yaşından sonra erkeklerin ihtiyacı günde 420 miligramdır.</p>
<h2>Magnezyum Nereden Alınır?</h2>
<p>Magnezyumu yiyeceklerden almak her zaman en iyisidir, ancak multivitaminler ve takviyeler de kullanılabilir.</p>
<h2>Magnezyum Riskleri</h2>
<p>Böbrekler fazla magnezyumu filtreler, bu nedenle sağlıklı bir bireyin yediği yiyeceklerden aşırı magnezyum alması nadir bir durumdur. Takviyeleri kullanıyorsanız, doktor tavsiyesi olmadan önerilen dozu aşmayın. Aşırı magnezyum alımı ishale, mide bulantısına ve karın kramplarına yol açabilir. Aşırı yüksek dozlar düzensiz kalp atışlarına ve kalp krizine neden olabilir.</p>
<p>*Aşağıdaki koşullardan birine sahipseniz magnezyum takviyesi kullanmamalısınız:</p>
<p>&#8211; Kalp bloğu</p>
<p>&#8211; Böbrek yetmezliği</p>
<p>&#8211; Bağırsak tıkanıklığı</p>
<p>&#8211; Myastenia gravis</p>
<p>Crohn hastalığı, çölyak hastalığı, tip 2 diyabet, alkolizm ve kronik ishal gibi belirli durumlar uzun vadede magnezyum eksikliği riski taşıyabilir. Yaygın semptomlar arasında iştahsızlık, bulantı, kusma ve yorgunluk bulunur.</p>
<h2>Magnezyumdan Zengin Besinler</h2>
<p>Magnezyum içeren birçok gıda türü bulunmaktadır. Bunlar arasında yapraklı yeşil sebzeler, tam tahıl ürünleri, baklagiller, kuruyemişler ve balıklar yer almaktadır.</p>
<h3>Magnezyum için Balık</h3>
<p>Aşağıdaki balık türleri magnezyum kaynağıdır:</p>
<p>&#8211; Somon</p>
<p>&#8211; Halibut</p>
<p>&#8211; Atlantik uskumru</p>
<p>&#8211; Atlantik pollock</p>
<h3>Magnezyum içeren Sebzeler ve Meyveler</h3>
<p>Dikenli armut yüksek miktarda magnezyum içerir, ancak bu meyveyi bulmak ve hazırlamak zor olabilir. Bunun yerine, pişirirken yüksek magnezyum içeren bu meyve ve sebzelere odaklanabilirsiniz:</p>
<p>&#8211; Ispanak</p>
<p>&#8211; pazı (ve diğer yapraklı yeşil sebzeler)</p>
<p>&#8211; Muzlar</p>
<p>&#8211; Demirhindi</p>
<p>&#8211; Kabuklu patates</p>
<p>&#8211; Bamya</p>
<h3>Magnezyumlu Tam Tahıl Ürünleri</h3>
<p>&#8211; Kepekli tahıllar</p>
<p>&#8211; Buğday tohumu</p>
<p>&#8211; Kinoa</p>
<p>&#8211; Kahverengi pirinç</p>
<h3>Magnezyum zengini Baklagiller, Kuruyemişler ve Tohumlar</h3>
<p>Et ve kümes hayvanlarında magnezyum miktarı sınırlıdır, ancak soya, peynir ve yoğurtta bulunabilir. Bu et alternatifleri aynı zamanda iyi magnezyum kaynaklarıdır:</p>
<p>-Bezelye</p>
<p>&#8211; Siyah fasulye</p>
<p>&#8211; Nohut</p>
<p>&#8211; Edamame</p>
<p>&#8211; Tempeh (pişmiş)</p>
<p>&#8211; Soya fıstığı</p>
<p>&#8211; Tofu</p>
<p>&#8211; Badem, fıstık, ve diğer kuruyemişler</p>
<p>&#8211; Kabak çekirdeği, keten tohumu, chia tohumu ve diğer tohumlar</p>
<p>&#8211; Fıstık ezmesi</p>
<h3>Sudaki Magnezyum</h3>
<p>Kaynağa ve markaya bağlı olarak su, az miktarda magnezyum içerebilir.</p>
<h2>Miktarlar ve Dozaj</h2>
<p>Önerilen günlük magnezyum alımı yaşa, cinsiyete ve hamilelik durumunuza bağlı olarak değişir. Yiyeceklerden magnezyum almak her zaman en iyisidir, ancak takviyeleri kullanıyorsanız doktor tavsiyesine göre uygun dozu almalısınız.</p>
<h3>Magnezyum ve Sağlık Çalışmaları</h3>
<p>&#8211; <strong><em>Yüksek tansiyon riskini azaltma</em></strong>: Magnezyum takviyeleri, yüksek tansiyona sahip bireylerde kan basıncını düşürebilir. Gıdalardan daha fazla magnezyum almak, daha büyük bir kan basıncı düşüşü ile ilişkilendirilmiştir.</p>
<p>&#8211; <strong><em>Daha az inme, kalp hastalığı ve tip 2 diyabet riski</em>:</strong> Birden fazla klinik çalışma, artan magnezyum seviyelerinin daha düşük kalp hastalığı riski ile ilişkili olduğunu bulmuştur. İnme riskini azaltma potansiyeline sahiptir.</p>
<p>&#8211; <em><strong>Daha az şiddetli astım atakları</strong></em>: Magnezyum, astım spazmlarını azaltabilir ve astım semptomlarını hafifletebilir.</p>
<p>&#8211; <em><strong>Daha az migren atakları</strong></em>: Bazı migren hastalarının düşük magnezyum seviyelerine sahip olduğu görülmüştür. Magnezyum takviyelerinin migreni hafifletmede etkili olup olmadığı hala araştırma aşamasındadır.</p>
<p>&#8211; <em><strong>Ruh sağlığı yararları</strong></em>: Düşük magnezyum seviyeleri, zihinsel sağlık sorunları yaşayan bazı bireylerde gözlemlenir. Magnezyum takviyelerinin depresyon gibi sorunları hafifletmede etkili olup olmadığı hala araştırma aşamasındadır.</p>
<p>&#8211; <em><strong>Menopoz sonrası daha güçlü kemikler</strong></em>: Bazı araştırmalar, magnezyumun menopoz sonrası kadınlarda kemik mineral yoğunluğunu artırabileceğini göstermektedir.</p>
<h3>Magnezyum ve Uykusuzluk</h3>
<p>Magnezyumun bir diğer önemli etkisi de uyku düzeni üzerindeki olumlu etkileridir. Araştırmalar, magnezyum takviyelerinin uykusuzluk sorunu yaşayan bireylerde uykunun kalitesini artırabileceğini göstermektedir. Magnezyumun sinir sistemi üzerindeki rahatlatıcı etkileri, uykusuzluğun neden olduğu gerginlik ve stresi azaltmada yardımcı olabilir. Düzenli magnezyum alımı, uykusuzlukla başa çıkmak isteyenler için bir alternatif veya destek olabilir.</p>
<p>Sağlıklı günler dilerim!</p>
<p>Dyt Alican Demiroğlu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu makaleden faydalanılmıştır:</p>
<p>https://www.webmd.com/diet/magnesium-and-your-health</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2023/10/18/magnezyumun-onemi-ve-bilinmesi-gerekenler/">Magnezyumun Önemi ve Bilinmesi Gerekenler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TİROİD HASTALIKLARI VE GLUTEN İLİŞKİSİ</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2021/09/07/tiroid-hastaliklari-ve-gluten-iliskisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2021 12:43:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç hashimato]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç hipotiroid]]></category>
		<category><![CDATA[GLUTEN]]></category>
		<category><![CDATA[glutensiz beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hashimato beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hipotiroid beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid gluten]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid hastalıkları ve beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid ketojenik diyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=2040</guid>

					<description><![CDATA[<p>GLUTEN, KRONİK ENFLAMASYON VE TİROİT HASTALIKLARI Tiroit hastalıklarının nedeni bazen bağırsaklarda başlayabiliyor. Özellikle otoimmun tiroid hastalıkları (hashimato ve graves gibi) ve bunların neden olduğu hipertiroidi ve hipotiroidi, tükettiğimiz besinlerin bağırsağı etkilemesiyle alakalı olabiliyor. Tiroit hastalıklarında genelde beslenme tarzı olarak glutensiz bir diyet öneriliyor, peki bunun tiroitlerle tam olarak ne ilgisi var. Olaya en başından bakalım.&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2021/09/07/tiroid-hastaliklari-ve-gluten-iliskisi/">TİROİD HASTALIKLARI VE GLUTEN İLİŞKİSİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>GLUTEN, KRONİK ENFLAMASYON VE TİROİT HASTALIKLARI</p>
<p>Tiroit hastalıklarının nedeni bazen bağırsaklarda başlayabiliyor. Özellikle otoimmun tiroid hastalıkları (hashimato ve graves gibi) ve bunların neden olduğu hipertiroidi ve hipotiroidi, tükettiğimiz besinlerin bağırsağı etkilemesiyle alakalı olabiliyor.</p>
<p>Tiroit hastalıklarında genelde beslenme tarzı olarak glutensiz bir diyet öneriliyor, peki bunun tiroitlerle tam olarak ne ilgisi var. Olaya en başından bakalım. Öncelikle gluten; buğday, arpa, yulaf, çavdarda; bunlardan elde edilen tüm mamullerde ve bunlardan elde edilen unların kullanıldığı her besinde bulunan bir proteindir.</p>
<p><strong>Glutenin ve gliadin</strong>, gluteni oluşturan iki parçadır ve problemin merkezinde bulunan parça gliadindir. Gliadinin sindirilmesi oldukça zordur ve tam sindirilemediği için de bağırsaklarda rahatsızlık meydana getirir. Şişkinlik, gaz, kabızlık, ishal gibi sorunlara neden olmasının yanı sıra bizzat kendisi bağırsak geçirgenliğini arttırmaktadır.</p>
<p><strong>Bağırsağın geçirgenliğinin artması</strong>, bağırsak hücrelerinin arasında olan sıkı bağlantıların açılması ve mikrobiyomunun bozulmasıdır. Bağırsaklar her ne kadar besinlerin sindirildiği ve emildiği bir yer olsa da pek çok molekülü de kana geçirmeyen bir organdır. Örneğin sindirilmiş besinleri kana geçirirken; toksin, bakteri, bakteri artıkları ve çeşitli zararlı kimyasalları kana geçirmez. Eğer bağırsağın geçirgenliği artmışsa artık kana geçmemesi gereken maddeler de kana geçebiliyor demektir. Gliadin de bu şekilde bağırsak hücreleri arasından geçmemesi gerektiği halde kolayca geçer. İlk geldiği yer bağırsak epitelinin altıdır ve burada bağırsağın kendi bağışıklık elemanları bulunur. Bu topluluğa bağırsakla ilişkili lenfoid doku (gut-associated lymphoid tissue, GALT) denir. Gliadin burada ilk olarak bağırsak makrofaj hücreleri tarafından tutulur. Tutulmasının nedeni sindirilemediği için tanınamamasıdır. Tanınmadığı için de zararlı olarak algılanır ve “antijen” konumuna geçer. Antijen, vücuda girmiş olan zararlı ve tanınmayan yapılara verilen genel isimdir. Tutulmasının amacı ise hem yok edilmeye çalışılması hem de makrofajların yabancı bir molekülü tuttuğunu diğer bağışıklık hücrelerine haber vermek için bir işaret oluşturmasıdır.</p>
<p>Vücuda zararlı veya tanınmayan bir madde girdiği her vakit makrofajlar tarafından bu işaretler oluşturulur. Bağışıklık sisteminin savaşçı olan diğer elemanları olan T ve B lenfositleri bu işareti görür ve T lenfositleri vücudu alarm durumuna geçirir. Bunun için de “enflamatuvar sitokinleri” salar ve dokuda “enflamasyon” meydana gelmeye başlar. Yani bağırsakta enflamasyon başlamış olur ve glutene “sürekli” maruz kalmak “kronik enflamasyonu” da beraberinde getirir. Sitokinler hücreler arasında iletişimi sağlayan moleküllerdir. B lenfositleri de bu iletişim sayesinde enflamasyon bölgesine gider ve antijeni etkisiz hale getirmek için “antikor” oluştururlar. Bu antikorların amacı gliadini etkisiz hale getirmektir.</p>
<p>Gliadinin bir kısmı kana geçtikten sonra vücuda dağılır. Tiroit dokuda bulunan “transglutaminaz” enzimi ile gliadinin yapısı bir hayli benzemektedir. Bunun sonucunda da gliadini yok etmek isteyen antikorlar bu benzerlikten dolayı bir yandan gliadine saldırırken bir yandan da tiroit dokudaki transglutaminaz enzimine saldırır. Bu enzime saldırırken elbette ki tirot doku hücreleri de zarar görür ve dokunun belli bir kısmı artık işlev göremez, tirot hormonlarını üretemez. Yani vücudun kendi bağışıklık sistemi yine aynı vücudun kendi dokusuna saldırmaktadır. Bu duruma genel olarak “otoimmün hastalıklar” denir.</p>
<p>Tirot hastalıklarında otoimmünite önemli bir konu olduğu için tanı koyarken sadece T3, T4 VE TSH hormonlarına bakılmamalı, buna ek olarak tirot dokunun antikorları olan anti TPO ve anti TG değerlerine de bakılmalıdır. Tiroit doku, bağışıklık sisteminin saldırısına uğrarken belli bir süre T3 ve T4 hormonları normal sınırlar içinde seyredebilir. Bu yüzden hastalık erken tanı alamayabilir. Bireylerde tiroit hormonları (T3, T4 ve TSH) normal olmasına rağmen anksiyete, cilt rahatsızlıkları, saç dökülmesi, huzursuzluk, kas güçsüzlüğü, yorgunluk, sebepsiz kilo alma ve tuvalet sıkıntısı (özellikle kabızlık) belirtileri görülürse büyük ihtimalle haşimato başlamıştır ancak anti TPO ve anti TG bakılmadığı için anlaşılamamıştır.</p>
<p>Bu nedenle haşimato ve graves gibi otoimmun hastalıklarda asıl amaç belirtileri maskeleyen ve kök sebepleri göz ardı eden tedavi biçimlerini mutlak kaçış olarak görmek değildir. Asıl amaç hastalığı tetikleyen kök nedenleri bulmaktır. Otoimmün hastalıkların temelinde enflamasyon yatar. Bu enflamasyona çeşitli etkenler neden olabilir. Bunlar gluten, lektin, kazein, basit karbonhidrat, tarım ilaçları, genetiği değiştirilmiş ürünler, bol antibiyotik kullanımı, ilaçlar ve kozmetikler olabilir. Önemli olan vücudu bu etkenlere en az maruz bırakacak yaşam stilini benimsemektir.</p>
<p>Bir otoimmün hastalığında temelinde bir enflamasyon faktörü varken başka bir etken de bu enflamasyonu arttırmaya yardım edebilir. Örneğin bağırsaklarında gluten nedeniyle hasar oluşan kişilerde<strong> süt ürünleri ve şeker</strong> de zarar verici bir pozisyondadır.<strong> Bu nedenle glutenle beraber süt ürünleri ve şekerin de azaltılması enflamasyonu azaltmada oldukça etkili olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Ketojenik diyet</strong>, tahıl ve basit karbonhidrat içermemesi ve süt ürünlerini ciddi şekilde azaltması nedeniyle gluten ve şeker alımını sınırlandıracağından haşimato tedavisi için oldukça etkili bir beslenme şeklidir.</p>
<p>Aralıklı oruç ile ketojenik diyetin birleştirilmesi (ketofasting yapılması) da enflamasyonu çok ciddi oranda azaltacaktır.</p>
<p><strong>Yine aralıklı oruçla gluten ve laktoz içermeyen düşük karbonhidratlı beslenme modeli hem kilo kaybı hem de olumsuz semptomların azalmasında oldukça iyileştirici bir yöntem olacaktır.</strong></p>
<p>Selenyum, T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşmesini sağladığı için takviye olarak alınması tedavi içine dahil edilebilir. Yapılan çalışmalarda D vitamini tedavisinin tiroid antijenitesi ve tiroid fonksiyonu üzerine olumlu yönde etkisi olduğu görülmüştür.</p>
<p>Ayrıca D vitamini enflamasyonu azalttığı için de haşimato tedavisinde kullanılması yararlı olacaktır. Haşimatonun nedenleri arasında dolaylı yoldan geçirgen hale gelmiş bağırsağın etkili olduğunu söylemiştik. Glutensiz beslenmeye ek olarak probiyotik kullanılması bağırsak bütünlüğünü sağlayacağından ve geçirgenliği azaltacağından tedavi içine dahil edilmelidir.</p>
<p>Dyt Betül Kadıoğlu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2021/09/07/tiroid-hastaliklari-ve-gluten-iliskisi/">TİROİD HASTALIKLARI VE GLUTEN İLİŞKİSİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KETOJENİK DİYETTE SEBZE REHBERİ</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2020/08/21/ketojenik-diyette-sebze-rehberi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2020 19:20:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ketojenik Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[alican demiroğlu ketojenik]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel incelme]]></category>
		<category><![CDATA[düşük karbonhidratlı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[intermittent fasting]]></category>
		<category><![CDATA[intermittent fasting diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet listesi]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet sebzeler]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet serbest sebzeler]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik tarifler]]></category>
		<category><![CDATA[ketozis]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[Tek öğün beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yağ yakımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=1991</guid>

					<description><![CDATA[<p>KETOJENİK DİYET İÇİN SEBZE REHBERİ Keto yapanlar için sebzeler oldukça önemli. Ketozisten çıkmamak ve diyeti etkili şekilde sürdürmek için hangi sebzeleri yediğinize dikkat etmelisiniz. Aşağıdaki düşük karbonhidratlı sebzeleri bolca tüketebilirsiniz. Aşağıdaki 100 gr içerisinde bulununan net karbonhidrat miktarı parantez içinde belirtilmiştir. Yeşil Yapraklılar Koyu, yapraklı yeşil sebzeler, düşük karbonhidratlı, ketoua uygun ve besleyici yönleri açısından&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2020/08/21/ketojenik-diyette-sebze-rehberi/">KETOJENİK DİYETTE SEBZE REHBERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>KETOJENİK DİYET İÇİN SEBZE REHBERİ</strong></h3>
<p>Keto yapanlar için sebzeler oldukça önemli. Ketozisten çıkmamak ve diyeti etkili şekilde sürdürmek için hangi sebzeleri yediğinize dikkat etmelisiniz. Aşağıdaki düşük karbonhidratlı sebzeleri bolca tüketebilirsiniz.</p>
<p>Aşağıdaki 100 gr içerisinde bulununan net karbonhidrat miktarı parantez içinde belirtilmiştir.</p>
<h4><strong>Yeşil Yapraklılar</strong></h4>
<p>Koyu, yapraklı yeşil sebzeler, düşük karbonhidratlı, ketoua uygun ve besleyici yönleri açısından oldukça iyidir. Bolca tüketmelisiniz.</p>
<p>Yeşillikler demir ve A, C ve K vitaminleri bakımından zengindir. İltihaplanmaya karşı savaşmaya yardımcı olurlar ve kemik, beyin ve kalp sağlığının yanı sıra görme ve uygun kan pıhtılaşmasını desteklerler.</p>
<p>Yeşil yapraklı sebzelerin de yaşlanma süreciyle ve bilişsel gerilemeyle savaştığı gösterilmiştir.  Yeşil yapraklı sebzeler ayrıca glisemik indekste son derece düşük sıralanır, bu nedenle kan şekeri seviyenizi yükseltmezler.</p>
<p>Ayrıca, yeşil yapraklı sebzelerin su içeriği yüksek olduğundan, bunları öğünlerinize eklemek çok fazla karbonhidrat veya kalori olmadan doyuruculuk sağlayabilir. Bu yeşillikleri diyetinize düzenli olarak ekleyin;</p>
<p>→Ispanak (1.43 gram</p>
<p>→Kara lahana (5,15 gram)</p>
<p>→Kara lahana (1.40 gram)</p>
<p>→Roka (2.05 gram)</p>
<p>→Marul (1.1 gram)</p>
<p>→Su teresi (0.79 gram)</p>
<p>→Karahindiba (5,7 gram)</p>
<p>→Yonca filizi (3.78 gram)</p>
<h3><strong>Turpgillerden Düşük Karbonhidratlı Sebzeler</strong></h3>
<p>Turpgillerden sebzeler (lahana ailesindekiler), düşük karbonhidrat içeriğini korurken besleyicikleri yönünden oldukça iyi bir seçimdir. Ayrıca A vitamini, C vitamini, K vitamini bakımından da zengindirler ve müthiş derecede antiinflamatuardır.</p>
<p>→Turp (1.80 gram)</p>
<p>→Pazı (2.1 gram)</p>
<p>→Kabak (2.11 gram)</p>
<p>→Karnabahar (2.97 gram)</p>
<p>→Yeşil lahana (3.00 gram)</p>
<p>→Beyaz lahana (3.07 gram)</p>
<p>→Salatalık (3.13 gram)</p>
<p>→Brokoli (4.40 gram)</p>
<p>→Şalgam (4.63 gram)</p>
<p>→Brüksel lahanası (5.15 gram)</p>
<p>→Kara lahana (5,15 gram)</p>
<p>Turpgiller aynı zamanda iyi folat, diyet lifi ve mineral kaynaklarıdır. Araştırmalar, turpgillerden sebzelerdeki bileşiklerin hücreleri DNA hasarından koruyabildiğini, antiviral ve antibakteriyel özelliklere sahip olduğunu ve tümör büyümesini engellediğini göstermektedir [ <a href="https://www.cancer.gov/about-cancer/causes-prevention/risk/diet/cruciferous-vegetables-fact-sheet%22%20%5Ct%20%22_blank">*</a> ].</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Diğer Keto Sebzeler</strong></h3>
<p>Turpgiller ve yapraklı yeşilliklerin dışında, tadını çıkarabileceğiniz çok sayıda düşük karbonhidratlı sebze vardır. Bu yiyecekler 100 gramda 5 gram karbonhidratın altında kalır:</p>
<p>→Sarımsak (bir dişte 0.99 gram)</p>
<p>→Kereviz (1.37 gram)</p>
<p>→Kuşkonmaz (1.78 gram)</p>
<p>→Yaz kabağı (2.25 gram)</p>
<p>→Beyaz mantarlar (2.26 gram)</p>
<p>→Zeytin (2.80 gram)</p>
<p>→Patlıcan (2.88 gram)</p>
<p>→Dolmalık biber (2,9 gram)</p>
<p>→Enginar kalbi (3.88 gram)</p>
<p>→Bamya (4,25 gram)</p>
<p>→Yeşil fasulye (4.27 gram)</p>
<p>→Lahana turşusu (doğal olarak fermente edildiğinde harikadır, ancak ilave şekerlere dikkat edin &#8211; 4,28 gram)</p>
<p>Bu sebzeler, doğru şekilde pişirildiğinde oldukça lezzetli olur.</p>
<p>Artık ketojenik diyetinizde yiyebileceğiniz en iyi keto sebzelerini bildiğinize göre, hangi sebzelerin sınırlandırılması veya tamamen kaçınılması gerektiğini bilmenin zamanı geldi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Ketoda Sınırlandırılması ve Yenmemesi Gereken Sebzeler</strong></h3>
<p>Ketoda kaçınmanız gereken iki grup sebze vardır: baklagil grubu be nişastalı sebzeler. Bu sebzeler karbonhidrat bakımından daha yüksektir ve potansiyel olarak kilo kaybını yavaşlatabilir veya ketozise girmenizi önleyebilir.</p>
<h3><strong>Dikkatli Yiyilebilecekler</strong></h3>
<p>Bazı sebzeler karbonhidrat bakımından daha yüksektir, ancak yine de keto ile ölçülü olarak tüketilebilir. Bunlardan günde bir porsiyon yeterli olmalıdır. İpucu: Aşağıdaki yiyeceklerden birinin tadını çıkarırken, karbonhidrat sayınızı düşük tutmak için günün geri kalanında yapraklı yeşilliklerin tadını çıkarın. Ölçülü tüketilecek tatlı sebzeler şunları içerir:</p>
<p>→Havuç (6.78 gram)</p>
<p>→Balkabağı (5.14 gram)</p>
<p>→Kış kabağı (7.09 gram)</p>
<p>→Soğan (8.71 gram)</p>
<h3><strong>Tamamen Uzak Durun: Baklagiller ve Yumrular</strong></h3>
<p>Fasulye ve kök sebzeler (yumrular) tipik olarak 100 gramda 10-20 gram net karbonhidrat içerir. Genel olarak, bu sebzeler toplam karbonhidrat bakımından daha yüksektir ve diğer sebzelerden daha yüksek glisemik yüke sahiptir. Bu nedenle, kan şekeri seviyenizi artırabilir ve sizi ketozisten çıkabailirler;</p>
<p>→Tatlı patates (17.12 gram)</p>
<p>→Yer elması (23.78 gram)</p>
<p>→Beyaz patates (16.77 gram)</p>
<p>→Yaban havucu (13.09 gram)</p>
<p>→Yeşil bezelye (13,57 gram)</p>
<p>→Mısır (16.32 gram)</p>
<p>→Pırasa (12.35 gram)</p>
<p>→Bebek havuç (8,2 gram)</p>
<p>→Çiğ havuç (orta boy havuç, 9,6 gram)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2020/08/21/ketojenik-diyette-sebze-rehberi/">KETOJENİK DİYETTE SEBZE REHBERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KETOJENİK DİYETTE YENİLEBİLECEK VE YASAKLI BESİNLER</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2020/08/21/ketojenik-diyette-yenilebilecek-ve-yasakli-besinler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2020 19:11:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ketojenik Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[alican demiroğlu ketojenik]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel incelme]]></category>
		<category><![CDATA[düşük karbonhidratlı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[İki öğün beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[intermittent fasting]]></category>
		<category><![CDATA[keto serbest besinler]]></category>
		<category><![CDATA[ketoflu]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet listesi]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet yasaklar]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyette neler yenir]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik tarifler]]></category>
		<category><![CDATA[ketozis]]></category>
		<category><![CDATA[Tek öğün beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yağ yakımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=1989</guid>

					<description><![CDATA[<p>KETOJENİK DİYETTE NELER YENEBİLİR? Ketojenik diyet yağ ağırlıklı, proteinlerin yeterli alındığı, karbonhidratların alımının ise düşürüldüğü, vücudu ketozis(yağ yakımı) moduna sokmayı amaçladığımız bilimsel temelli bir beslenme biçimi. Aslında ketojennik diyet menüsü oldukça sadedir. Nelerin yenilip yenilmeyeceği sınırlarla belidir. Özetle hayvansal gıdalar-proteinler, doğal ve sağlıklı yağ kaynakları ve düşük karbonhidratlı sebzeleri tüketiyoruz. Geri kalan tüm besinler ise&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2020/08/21/ketojenik-diyette-yenilebilecek-ve-yasakli-besinler/">KETOJENİK DİYETTE YENİLEBİLECEK VE YASAKLI BESİNLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>KETOJENİK DİYETTE NELER YENEBİLİR?</strong></h3>
<p>Ketojenik diyet yağ ağırlıklı, proteinlerin yeterli alındığı, karbonhidratların alımının ise düşürüldüğü, vücudu ketozis(yağ yakımı) moduna sokmayı amaçladığımız bilimsel temelli bir beslenme biçimi.</p>
<p>Aslında ketojennik diyet menüsü oldukça sadedir. Nelerin yenilip yenilmeyeceği sınırlarla belidir.</p>
<p>Özetle hayvansal gıdalar-proteinler, doğal ve sağlıklı yağ kaynakları ve düşük karbonhidratlı sebzeleri tüketiyoruz. Geri kalan tüm besinler ise bu süreçte tüketilmiyor.</p>
<p>Bu besin gruplarına bakalım;</p>
<h4><strong>HAYVANSAL PROTEİNLER</strong></h4>
<p><strong>K</strong>ırmızı et, tavuk, balık ve deniz ürünleri, hindi, yumurta, peynir, et-tavuk kemiği suyu, sakatatlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>SAĞLIKLI YAĞ KAYNAKLARI</strong></h4>
<p>Ketojenik beslenme yağ ağırlıklı bir diyet tipidir. Bu yüzden sağlıklı yağlarla ilişkinizi geliştirmelisiniz.</p>
<ul>
<li>Zeytinyağı</li>
<li>Zeytin</li>
<li>Tereyağı</li>
<li>Hindistan cevizi yağı</li>
<li>Sade yağ (ghee)</li>
<li>Çörek otu yağı</li>
<li>MCT yağı ve MCT tozu</li>
<li>Avokado</li>
<li>Kaymak</li>
<li>Ceviz, fındık, badem, kabak çekirdeği gibi yağlı tohumlar</li>
<li>Diğer doğal yağlar</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>DÜŞÜK KARBONHİDRATLI SEBZELER</strong></h4>
<ul>
<li>Düşük karbonhidratlı sebzeler; tüm yapraklı sebzeler-yeşillikler, salatalık, brokoli, karnabahar, lahana, kabak, mantar, yeşil biber, bamya, limon, karbonhidrat yüzdesi düşük olan diğer sebzeler.</li>
</ul>
<p>*Sebzeler konusunda detaylı rehberi incelemek için <a href="https://alicandemiroglu.com/2020/08/21/ketojenik-diyette-sebze-rehberi/">tıklayın.</a></p>
<h4><strong>DİĞER;</strong></h4>
<ul>
<li>Tüm baharatlar</li>
<li>Şekersiz soslar</li>
<li>Bitkisel tatlandırıcılar</li>
<li>Ahududu, yaban mersini, çilek ve kızılcık gibi organik meyveler (ketozise uyum sağladıktan sonra bir miktar)</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-1990 aligncenter" src="https://alicandemiroglu.com/wp-content/uploads/2020/08/food-recomended-on-low-carb-diet-or-ketogenic-diet-royalty-free-image-1013107176-1546025560-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" srcset="https://alicandemiroglu.com/wp-content/uploads/2020/08/food-recomended-on-low-carb-diet-or-ketogenic-diet-royalty-free-image-1013107176-1546025560-300x201.jpg 300w, https://alicandemiroglu.com/wp-content/uploads/2020/08/food-recomended-on-low-carb-diet-or-ketogenic-diet-royalty-free-image-1013107176-1546025560.jpg 480w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<h3><strong>KETOJENİK DİYETTE KAÇINILMASI GEREKEN GIDALAR </strong></h3>
<p>Yüksek karbonhidrat içeriği nedeniyle ketojenik beslenirken aşağıdaki gıdalardan kaçınmak en iyisidir . Keto&#8217;ya başlarken, buzdolabınızı ve dolaplarınızı boşaltın, yeniden bir alışveriş yaparak mutfağınızı ketoya göre dizayn edin.</p>
<h4><strong>TAHILLAR</strong></h4>
<p>Tahıllar karbonhidratla yüklüdür, bu nedenle ketoda tüm tahıllardan uzak durmak en iyisidir. Buna tam tahıllar, buğday, unlu mamuller, ekmek, makarna, pirinç, yulaf, un içeren çorbalar, arpa, çavdar, mısır ve kinoa dahildir .</p>
<h4><strong>BAKLAGİLLER</strong></h4>
<p>Baklagiller sağlık yönünden iyi gıdalar olsa da karbonhidrat içerikleri yüksektir. Bu nedenle keto süresince tüketilmemelidirler. Fasulye, barbunya, nohut ve mercimek yemekten kaçının.</p>
<h4><strong>MEYVELERİN ÇOĞUNLUĞU</strong></h4>
<p>Meyveler genel olarak vitamin, mineral, antioksidan kaynağı olsalar da fruktoz açısından yüksek içeriğe sahiptirler. Bu yüzden sizi kolayca ketozisten çıkarabilirler.</p>
<p>Hindistan cevizi, böğürtlen, ahududu, çilek gibi bazı düşük karbonhidratlı meyveleri ilerleyen zamanlarda az olmak şartıyla diyetinize ekleyebilirsiniz.</p>
<h4><strong>NİŞASTALI SEBZELER</strong></h4>
<p>Patates, tatlı patates, havuç, bezelye, pırasa gibi nişastalı sebzelerden kaçının.</p>
<p>Meyve gibi, bu yiyeceklerin de sağlık yararları vardır, ancak aynı zamanda karbonhidrat bakımından da çok yüksektirler.</p>
<h4><strong>ŞEKER KAYNAKLARI</strong></h4>
<p>Şekerin her türlüsü hem ketoya hem de sağlıklı yaşama zarar verir. Buna tatlılar, pastalar, bisküvi-çikolata-gofret, suni tatlandırıcılar, dondurma, şekerli-gazlı içecekler ve meyve suyu dahildir ancak dikkat etmeniz başka noktalar daha var.</p>
<p>Ketçap, barbekü sosu, nar ekşisigibi çeşniler bile genellikle şekerle doldurulur, bu yüzden tüketmeden önce etiketleri iyi okuduğunuzdan emin olun. Bu yüzden marketten alacağınız paketli her ürünün etiketini iyi inceleyin. Tatlı bir şey istiyorsanız, bunun yerine  düşük glisemik tatlandırıcılarla ( <a href="https://perfectketo.com/is-stevia-keto/">stevia</a>  veya <a href="https://perfectketo.com/erythritol-keto-sweetener/">eritritol</a> gibi ) yapılmış ketoya uygun tarifler deneyin .</p>
<h4><strong>SÜT YOĞURT</strong></h4>
<p><strong>Sü</strong>t ve yoğurt protein ve yağ içerdiği gibi daha fazla oranda karbonhidrat da içerir. İkisi de ketozisi bozabileceğinden önerilmez. Ancak badem sütü, hindistan cevizi sütü gibi bitkisel sütleri kullanabilirsiniz.</p>
<p>Bazı alkollü içecekler düşük glisemik indekslidir ve ketojenik diyet için uygun görülebilirler.(vodka, cin, tekila, viski gibi). Ancak alkol içtiğinizde, karaciğerinizin enerji için tercihen etanolü işleyeceğini ve keton üretimini durduracağını unutmayın.</p>
<p>Kilo vermek için keto diyetindeyseniz, alkol tüketiminizi minimumda tutun. Bira, şarap ve kokteyllerden kaçının.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2020/08/21/ketojenik-diyette-yenilebilecek-ve-yasakli-besinler/">KETOJENİK DİYETTE YENİLEBİLECEK VE YASAKLI BESİNLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOLAJEN REHBERİ</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2020/02/14/kolajen-rehberi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Feb 2020 14:34:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[2 haftada 12 kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[alican demiroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[alican demiroğlu ketojenik]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[detox]]></category>
		<category><![CDATA[düşük karbonhidratlı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[etiler diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[intermittent fasting]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kırışıklık kolajen]]></category>
		<category><![CDATA[kolajen]]></category>
		<category><![CDATA[kolajen cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kolajen kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[kolajen takviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[şişli diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Tek öğün beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=1917</guid>

					<description><![CDATA[<p>KOLAJEN NEDİR? FAYDALARI, TAKVİYE KULLANIMI Kolajen, insan vücudundaki cilt, tendonlar, bağlar ve diğer bağ dokularında bulunan ana proteindir (1 ). 28 tip kolajen tanımlanmıştır. I. II. ve III. tipleri insan vücudunda yüksek miktarda bulunur ve toplam kolajenin % 80-90&#8217;ını oluşturur (1  , 2  ). Tip I ve III esas olarak cildimizde ve kemiklerimizde bulunurken, tip II çoğunlukla&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2020/02/14/kolajen-rehberi/">KOLAJEN REHBERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>KOLAJEN NEDİR? FAYDALARI, TAKVİYE KULLANIMI</h1>
<p style="text-align: justify;">Kolajen, insan vücudundaki cilt, tendonlar, bağlar ve diğer bağ dokularında bulunan ana proteindir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK21582/">1 </a>).</p>
<p style="text-align: justify;">28 tip kolajen tanımlanmıştır. I. II. ve III. tipleri insan vücudunda yüksek miktarda bulunur ve toplam kolajenin % 80-90&#8217;ını oluşturur (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK21582/">1 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK507709/">2 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Tip I ve III esas olarak cildimizde ve kemiklerimizde bulunurken, tip II çoğunlukla eklemlerde bulunur (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18512563">3 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27551171">4 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Vücudumuz doğal olarak kolajen üretir, ancak yaş almayla birlikte üretim azalır, kolajen kaybı başlar. Kolajen takviyeleri cilt elastikiyetini artırmak, eklem sağlığını geliştirmek, kas inşa etmek, yağ yakmak gibi amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazıda, kolajen takviyelerinin bilimsel kanıtlara göre çalışıp çalışmadığını tartışacağız.</p>
<h2><strong>Kollajen Takviyeleri Formları</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Çoğu kollajen takviyesi hayvanlardan; ineklerden, balıklardan, tavuklardan ve domuzlardan elde edilir ( <a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0268005X11000427">5</a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Takviyelerin bileşimi değişkendir, ancak tipik olarak kolajen tipleri I, II, III veya üçünün bir karışımını içerir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu üç ana formda da bulunabilirler (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22521757">6 </a>):</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Hidrolize kolajen. </strong>Kolajen hidrolizat veya kolajen peptitler olarak da bilinen bu form, amino asitler adı verilen daha küçük protein parçalarına ayrılır.</li>
<li><strong>Jelatin. </strong>Jelatin içindeki kolajen sadece kısmen amino asitlere ayrılır.</li>
<li><strong>Çiğ. </strong>Ham veya doymamış formlarda, kolajen proteini bozulmadan kalır.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Bunlardan bazıları, vücudunuzun <a href="https://www.healthline.com/health/food-nutrition/is-hydrolyzed-collagen-a-miracle-cure">hidrolize kolajeni</a> en verimli şekilde emebileceğini gösteriyor (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31086034">7 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31681789">8 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla birlikte, tüm kolajen formları sindirim sırasında amino asitlere ayrılır, daha sonra emilir ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu kolajen veya diğer proteinleri oluşturmak için kullanılır (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK22600/">9 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında, kolajen üretmek için kolajen takviyeleri almamıza gerek yoktur, vücudumuz bunu protein kaynakları tükettiğimizde aminoasitleri kullanarak doğal olarak yapar. Ancak bu üretim 25 yaşından sonra azalmaya başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı çalışmalar kolajen takviyesi almanın üretimini artırabileceğini ve birçok fayda sağlayabileceğini düşündürmektedir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31096622">10  </a>).</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kolajen takviyeleri tipik olarak ineklerden, domuzlardan, tavuklardan veya balıklardan elde edilir ve tip I, II veya III kolajen içerebilir. Takviyeler üç ana formda mevcuttur: hidrolize, ham veya jelatin olarak.</p>
</blockquote>
<h2><strong>Takviyeler Cilt ve Eklemler için Başarılı</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Bazı çalışmalar, kolajen takviyelerinin kırışıklıkları azaltabileceğini ve eklem ağrılarını hafifletebileceğini göstermektedir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>CİLT</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Kolajen tipleri I ve III, cildimizin temel bileşenleridir, güç ve yapı sağlarlar (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21421911">11 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Vücudumuz doğal olarak kolajen üretse de, çalışmalar ciltteki miktarın her yıl %1 azaldığını ve bu da yaşlanan cildi olumsuz etkilediğini göstermektedir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23467476">12 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Son yıllarda yapılan konuyla ilgili ilk araştırmalar, takviye almanın cildimizdeki kolajen seviyelerini artırabileceğini, kırışıklıkları azaltabileceğini ve cilt elastikiyetini ve hidrasyonunu artırabileceğini göstermektedir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/30681787">13 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25342893">14  </a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26362110">15 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29949889">16 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">114 orta yaşlı kadınla yapılan bir çalışmada, 8 hafta boyunca günlük olarak 2.5 gram hidrolize kollajen tip I kullanılmış ve sonuçta kırışıklık hacminin % 20 azaldığı görülmüş. (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24401291">17 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">35 yaş ve üzeri 72 kadında yapılan bir başka çalışmada, 12 hafta boyunca günlük olarak 2.5 gram tip I ve II içeren hidrolize kolajen almanın, kırışıklık derinliğini % 27 oranında azalttığı ve cilt nemini % 28 oranında artırdığı görülmüş. (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31627309">18 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ilk çalışmalar umut verici olsa da kolajen takviyelerinin cilt sağlığı için ne kadar etkili olduğunu ve hangi takviyelerin daha iyi çalıştığını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca, mevcut çalışmaların bazılarının kolajen üreticileri tarafından finanse edildiğini de unutmamak gerekir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>EKLEMLER</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Tip II kolajen ağırlıklı olarak kıkırdakta bulunur ve eklemler arasında koruyucu bir yastık görevi üstlenir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27551171">4 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Osteoartrit (OA) olarak bilinen durumda, eklemler arasındaki kıkırdak yıpranır. Bu özellikle ellerde, dizlerde ve kalçalarda iltihaplanma, sertlik, ağrı ve işlev kaybına yol açabilir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28149655">19 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Bir dizi çalışma, çeşitli kolajen takviyelerinin OA ile ilişkili eklem ağrısını hafifletmeye yardımcı olabileceğini düşündürmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İki çalışmada, 6 aya kadar günlük olarak alınan 40 mg ham tip-II kolajen  OA&#8217;lı bireylerde eklem ağrısını ve sertliğini azaltmıştır (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19847319">20 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26822714">21 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Başka bir çalışmada, 10 hafta boyunca günlük 2 gram hidrolize tip-II kollajen alınması, OA olan bireylerde eklem ağrısı, sertlik ve sakatlık puanlarını % 38 oranında azalttığı görülmüştür (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22486722">22 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Son bir notta kolajen takviyeleri, egzersiz ve romatoid artrit ile ilişkili eklem ağrılarını hafifletmeye yardımcı olabilir, ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18416885">23 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24153020">24 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28177710">25 </a> ).</p>
<blockquote><p><strong>ÖZET</strong></p>
<p>İlk çalışmalar, kolajen takviyelerinin kırışıklıkların azaltılmasına ve OA’lı kişilerde eklem ağrısının hafifletilmesine yardımcı olabileceğini düşündürmektedir.</p></blockquote>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>DİĞER FAYDALARI</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Potansiyel faydaları umut verici olsa da, kolajen takviyelerinin kemik, kas ve diğer alanlar üzerindeki etkileri hakkında çok fazla araştırma yoktur.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>Kemik sağlığı</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Kemik çoğunlukla kolajenden, özellikle tip 2 kolajenden oluşur (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19669491">26</a>).</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenle, kemiklerin zayıf, kırılgan ve kırılma olasılığının daha yüksek olduğu bir durum olan <a href="https://www.healthline.com/health/osteoporosis">osteoporoza</a> karşı korumaya yardımcı olmak için kolajen takviyeleri tavsiye edilmektedir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/30696576">27 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla birlikte, bu faydayı destekleyen çalışmaların çoğu hayvanlar üzerinde yapılmıştır (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21927918">28 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19124090">29 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Bir insan çalışmasında, 1 yıl boyunca günde 5 gram hidrolize kollajen takviyesi alan 131 menopoz geçirmiş kadın, kemik yoğunluğunda %3 ve femurda yaklaşık %7 artış yaşadı (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29337906">30 Güvenilir Kaynak</a>).</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla birlikte, bazı çalışmalar kolajen takviyelerinin kemik kütlesini iyileştirebileceğini ve kemik kaybını önleyebileceğini düşündürse de, insanlarda daha derinlemesine çalışmalara ihtiyaç vardır.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>Kas Geliştirme</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Tüm protein kaynakları gibi, kolajen takviyeleri de direnç egzersizleri ile birleştirildiğinde <a href="https://www.healthline.com/health/how-long-does-it-take-to-build-muscle">kas büyümesini</a> desteklerler (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31121843">31 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">53 yaşlı erkekte yapılan bir çalışmada, 3 aylık direnç egzersiz periyodunda 15 gram hidrolize kolajen alan kişiler, kolajen almayan plasebo grubundaki kişilere göre önemli ölçüde daha fazla kas kazanmıştır (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26353786">32 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Esasen, bu sonuçlar kolajen takviyelerinin egzersizden sonra hiç protein almamaktan daha iyi sonuç vereceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, kolajen takviyelerinin kas yapımı için diğer protein kaynaklarından daha üstün olup olmadığı henüz belirlenmemiştir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>Diğer avantajlar</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Kolajen vücut içeriğimizin çoğunu oluşturduğundan, onu takviye olarak almak birçok potansiyel faydaya sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;">Henüz çalışmalar yeni yeni yapılıyor olsa da kolajen alımını arttırmak aşağıdaki alanlarda olumlu etkiye sahip olabilir. (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28786550">34 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26561784">35 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18319637">36  </a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28174772">37 </a> ):</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>saç ve tırnaklar</li>
<li>selülit</li>
<li>bağırsak sağlığı</li>
<li><a href="https://www.healthline.com/nutrition/how-to-lose-weight-as-fast-as-possible">kilo kaybı</a></li>
</ul>
<blockquote><p><strong>ÖZET</strong></p>
<p>Mevcut araştırmalar umut verici olsa da, kemik sağlığı, kas geliştirme ve diğer faydalar için kolajen takviyelerini destekleyen çok az kanıt vardır.</p></blockquote>
<h2><strong>Önerilen Dozajlar ve Yan Etkiler</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">İşte mevcut araştırmalara dayanan önerilen dozajlar:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Cilt kırışıklıkları için; </strong>2.5 gram hidrolize tip 1 kolajen ya da tip I ve II karışımı 8 ila 12 hafta sonra faydalar göstermiştir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24401291">17 </a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31627309">18 </a> ).</li>
<li><strong>Eklem ağrısı için; </strong>6 ay boyunca günlük olarak alınan 40 mg ham tip-II kolajen veya 10 hafta boyunca 2 gram hidrolize tip-II kolajen eklem ağrısını azaltmaya yardımcı olabilir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19847319">20 </a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26822714">21 </a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22486722">22 </a> ).</li>
<li><strong>Kemik sağlığı için; </strong>Araştırma sınırlıdır, ancak ineklerden yapılan 5 gram hidrolize kolajen, tek bir çalışmada 1 yıl sonra kemik yoğunluğunun artmasına yardımcı oldu (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29337906">30 </a> ).</li>
<li><strong>Kas geliştirme için. </strong>Direnç egzersizinden sonra 1 saat içinde alınan 15 gram kolajen proteini kas geliştirmeye yardımcı olabilir, ancak diğer protein kaynaklarının benzer etkilere sahip olması muhtemeldir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26353786">32 </a> , <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31010031">33 </a> ).</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Kolajen takviyeleri çoğu insan için genellikle güvenlidir. Bununla birlikte, bulantı , mide bulantısı ve ishal dahil olmak üzere hafif yan etkiler bildirilmiştir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22521757">38 </a> ).</p>
<p style="text-align: justify;">Kolajen takviyeleri genellikle hayvanlardan alındığından, çoğu marka veganlar ve vejeteryanlar için uygun değildir .</p>
<p style="text-align: justify;">Ek olarak, balık gibi alerjenler içerebilirler. Alerjiniz varsa, bu kaynaktan türetilen kolajenlerden kaçınmak için etiketi kontrol ettiğinizden emin olun.</p>
<blockquote><p><strong>ÖZET</strong></p>
<p>40 mg ila 15 gram arasındaki kolajen dozları potansiyel olarak etkilidir ve minimum yan etkilere sahip gibi görünmektedir.</p></blockquote>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>BESİNLER VE KOLAJEN</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Hayvansal kaynaklı besinler kolajenin doğal kaynakları arasında. Kemikli etler, sakatatlar, (kelle paça-işkembe çorbaları), tavuk ve balık etleri(kemikleriyle yenilen balıklar) kolajenden zengin.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle kemikli eti ya da tavuğu haşlayarak ortaya çıkardığınız çorba suyu kolajenden faydalanmak için gayet iyi bir seçenek.</p>
<p style="text-align: justify;">Sebzeler işin bir diğer önemli kısmı. Farklı renklerde ve türlerde bol sebze tüketimi hem kolajen üretimini destekliyor hem de mevcut kolajenin yıkımını yavaşlatıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yumurtanın özellikle beyaz kısmı kolajen üretimi için oldukça etkin. Tabi ki yumurtayı tam yemenizi tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak omega-3 bulunduran besinlerin tümü de kolajen için güzel kaynaklar.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>FİNAL MESAJI</strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><u>Kolajen kullanımının yazıda bahsettiğim üzere</u> çalışmalarca gösterilmiş birçok faydası var.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle cilt üzerindeki kırışıklığı azaltması ve eklem ağrılarını hafifletici etkisi üzerine önemli çalışmalar yapılmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun yanında kolajen takviyelerinin kas geliştirme, kemik yoğunluğunu arttırma ve diğer yararları üzerine fazla çalışma yapılmamış. Bu konuda kişisel deneyimler yapabilir ya da daha fazla çalışmayı bekleyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve tabii ki kolajenden zengin ve üretimini destekleyici gıdaları mutlaka diyetinizde bulundurun. Önceliğiniz beslenmenizdeki eksikleri gidermek olsun, sonra takviyeleri düşünebilirsiniz 🙂</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler</p>
<p style="text-align: justify;">Dyt Alican Demiroğlu</p>
<p>Daha fazla yazımı okumak için tıklayabilirsiniz; <a href="https://alicandemiroglu.com/beslenme-ve-diyet/">Blog</a></p>
<h5 style="text-align: justify;">(Yazıda https://www.healthline.com/ içeriğinden faydalanılmıştır)</h5>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2020/02/14/kolajen-rehberi/">KOLAJEN REHBERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>16/8 ARALIKLI ORUÇ REHBERİ</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2020/01/29/16-8-aralikli-oruc-rehberi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jan 2020 17:47:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[16 8 diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ara öğün]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç diyet listesi]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[etiler diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[if diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet listesi]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik tarifler]]></category>
		<category><![CDATA[şişli diyetisyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oruç insanların binlerce yıldır dini, kültürel ya da sağlık amaçlı yaptıkları bir uygulamadır. Bugünlerde konuştuğumuz aralıklı oruç ise sağlığınızı iyileştirebilecek, hayatınızı kolaylaştıracak etkilere sahip. 16/8&#160;sistemi ise aralıklı orucun en popüler türlerinden birisidir. İnsanlara en çok tavsiye ettiğim ve benim de yıllardır uyguladığım bu sistem kilo vermenin ve sağlığı iyileştirmenin kolay, pratik ve sürdürülebilir bir yoludur.&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2020/01/29/16-8-aralikli-oruc-rehberi/">16/8 ARALIKLI ORUÇ REHBERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-justify">Oruç insanların binlerce yıldır dini, kültürel ya da sağlık amaçlı yaptıkları bir uygulamadır.</p>



<p class="has-text-align-justify">Bugünlerde konuştuğumuz aralıklı oruç ise sağlığınızı iyileştirebilecek, hayatınızı kolaylaştıracak etkilere sahip.</p>



<p class="has-text-align-justify">16/8&nbsp;sistemi ise aralıklı orucun en popüler türlerinden birisidir. İnsanlara en çok tavsiye ettiğim ve benim de yıllardır uyguladığım bu sistem kilo vermenin ve sağlığı iyileştirmenin kolay, pratik ve sürdürülebilir bir yoludur.</p>



<p class="has-text-align-justify">Bu rehberde&nbsp;16/8&nbsp;aralıklı orucun nasıl çalıştığını ve sizin için doğru olup olmadığını inceleyelim.</p>



<h2><strong>16/8 Aralıklı Oruç Nedir?</strong></h2>



<p class="has-text-align-justify">16/8&nbsp;aralıklı oruç, yiyecek ve kalorili içeceklerin tüketimini kişinin hayatına göre günde 8 saatlik bir yeme penceresinde sınırlayan ve kalan 15-16 saat boyunca da yiyeceklerden uzak durmayı ve kalorisiz içeceklerle geçirilecek bir orucu kapsar.</p>



<p class="has-text-align-justify">Bu döngü kişisel tercihinize bağlı olarak haftada bir-iki kez ya da her gün olmak üzere istediğiniz sıklıkta tekrarlanabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify">16/8 aralıklı oruç son yıllarda, özellikle kilo vermek ve yağ yakmak isteyen kişiler üzerinde popülerlik kazandı.</p>



<p class="has-text-align-justify">Diğer diyetler genellikle katı kurallar ve düzenlemeler getirirken,&nbsp;16/8&nbsp;aralıklı orucu sürdürmek kolaydır ve minimum çaba ile etkili sonuçlar sağlayabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Genellikle diğer birçok diyet planından daha az kısıtlayıcı ve daha esnek olarak kabul edilir ve hemen hemen her yaşam tarzına kolayca uyum sağlayabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Kilo kaybını arttırmanın yanı sıra, 16/8 aralıklı açlığın kan şekeri kontrolünü iyileştirdiği, beyin fonksiyonunu artırdığı ve yaşam süresini uzattığına inanılmaktadır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p>ÖZET: 16/8 aralıklı oruç, gün boyunca sekiz saatlik bir pencerede yemek yemeyi ve kalan 16 saat boyunca oruç tutmayı hedefler. Kilo kaybını destekleyebilir, kan şekerini iyileştirebilir, beyin fonksiyonunu artırabilir ve insan ömrümü uzatabilir.</p></blockquote>



<h2><strong>Nasıl Başlanır</strong>?</h2>



<p>16/8&nbsp;aralıklı oruç basit, güvenli ve sürdürülebilirdir.</p>



<p>Başlamak için, sekiz saatlik bir pencere seçerek başlayın ve yiyecek alımınızı bu zaman aralığıyla sınırlayın.</p>



<p class="has-text-align-justify">En çok tercih edilen yöntemi kahvaltıyı atlayarak öğle ve akşam arasındaki 8 saatlik süreyi kullanıp 2 ana öğün yapmak ve ihtiyaç varsa birkaç atıştırma yapmaktır. Böylece akşam yemeğinden sonra yemeyi bırakıp ertesi gün öğleye kadar oruç tutulmuş olur.</p>



<p class="has-text-align-justify">Eğer öğlene kalmadan acıkıyorsanız&nbsp;sabah 9-10&nbsp;gibi ilk öğününüzü yapıp, yeme penceresini 17.00 gibi de kapabilirsiniz.</p>



<p class="has-text-align-justify">Oturarak yaptığınız bir işiniz varsa ya da sabah faslında efor sarf etmiyorsanız&nbsp;11.00-12.00&nbsp;gibi ilk öğününüzü yapıp&nbsp;19.00-20.00&nbsp;gibi ikinci ana öğününüzü de yapabilirsiniz.</p>



<p class="has-text-align-justify">Önemli olan hayatınıza ve bedeninize en uygun aralığı bulup işleri kolaylaştırmaktır. Son öğününüzü çok geçe bırakmamak iyi fikir olur.</p>



<p class="has-text-align-justify">İki ana öğününüz arasında ne zaman yediğinizin bir önemi olmadan kan şekeri seviyenizi düzenlemek ve akşam yemeğe fazla aç oturmamak için birkaç küçük öğün ya da atıştırmalık yapmanız önerilir. Bu durum ihtiyaca bağlıdır eğer acıkmıyorsanız yapmayabilirsiniz.</p>



<p class="has-text-align-justify">Ve tabi ki bu sistemden faydalanmak için yeme pencerenizde yiyip içtiklerinizi sağlıklı, besleyici ve doğal gıdalardan seçmeniz oldukça önemlidir.</p>



<p class="has-text-align-justify"><span style="text-decoration:underline;">Aralıklı oruçla düşük karbonhidratlı akdeniz diyetini birleştirmeniz </span>size öncelikli tavsiyem olacaktır. Kontrollü bir şekilde yapılan ketojenik diyet ve if kombini ise kilo verme süreçlerinde etkiyi arttıracaktır.</p>



<p class="has-text-align-justify">Bu konuda yiyeceğiniz şeylerin türü ve miktarı tabi ki kişiye göre değişir. Bunu iyi ayarlamalısınız. Ancak ben pratik bir formül vereceğim;</p>



<p class="has-text-align-justify">Önünüzde yuvarlak bir tabak olduğunu düşünün. Bu tabağı önce 2’ye bölün ve yarısını sebzelerle doldurun. Kalan yarısını da 2’ye bölün ve&nbsp;4’te&nbsp;1’lik kısmına protein grubundan diğer kısmına karbonhidrat grubundan besinler koyun. Zihninizde şekillendi değil mi?</p>



<p class="has-text-align-justify">Sağlıklı karbonhidratlar: Tüm sebzeler, meyveler, yulaf, buğday, bulgur,  karabuğday, kinoa, pancar, basmati pirinç (Günde ne kadar karbonhidrat almanız gerektiğini öğrenmek için <a href="https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/kilo-vermek-icin-ne-kadar-karbonhidrat-yemelisiniz/">tıklayın</a> )</p>



<p class="has-text-align-justify">Sağlıklı yağlar:&nbsp;Zeytinyağı, tereyağı, avokado, hindistancevizi yağı ve yağlı tohumlar (ceviz, fındık, badem vs)</p>



<p>Protein kaynakları:&nbsp;Et, kümes hayvanları, balık, baklagiller, yumurtalar, peynir, yoğurt</p>



<p class="has-text-align-justify">Açlık sırasında&nbsp;su, şekersiz çay, kahve&nbsp;ve maden suyu gibi kalorisiz içecekler&nbsp;içmek, sizi zinde tutarken iştahınızı kontrol etmeye yardımcı olabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Öte yandan, abur cubur yemek, gereğinden fazla yemek, kötü beslenmek 16/8 aralıklı oruç ile ilişkili olumlu etkileri yok edebilir ve sağlığınıza faydadan çok zarar verebilir.</p>



<p>Aralıklı oruç 16/8 sistemiyle oluşturulan örnek menü için <a href="https://alicandemiroglu.com/2019/12/12/aralikli-oruc-diyet-listesi/">tıklayın</a></p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p>ÖZET: 16/8 aralıklı oruca başlamak için, sekiz saatlik bir penceresi seçin ve yiyecek alımınızı bu zaman aralıkla sınırlayın. Yeme döneminde dengeli ve sağlıklı bir diyet yaptığınızdan emin olun.</p></blockquote>



<h2><strong>16/8 Aralıklı Orucun Faydaları</strong></h2>



<p class="has-text-align-justify">16/8&nbsp;aralıklı oruç popüler bir sistemdir çünkü uzun vadede takip edilmesi kolay, esnek ve sürdürülebilirdir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Yemek pişirmek ve hazırlamak için harcayacağınız zaman açısından karlı olacak, maddi boyutunda ise ekonomi sağlayacaktır.</p>



<p>16/8&nbsp;aralıklı orucun birkaç önemli faydası şöyledir;</p>



<div class="wp-block-group"><div class="wp-block-group__inner-container">
<p class="has-text-align-justify">Etkili kilo kaybı: Oruç sadece iştahınızı baskılayıp kalori alımınızı azaltmakla kalmaz. Çalışmalar aynı zamanda oruç tutmanın metabolizma hızını ve kilo kaybını arttırabileceğini göstermiştir. (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28925405" target="_blank" rel="noreferrer noopener">1&nbsp;Güvenilir Kaynak</a>,&nbsp;<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24993615" target="_blank" rel="noreferrer noopener">2&nbsp;Güvenilir Kaynak</a>).</p>
</div></div>



<p class="has-text-align-justify">Kan şekeri düzenlemesi: Aralıklı açlığın, açlık insülin seviyelerini % 31&#8217;e kadar, kan şekerini ise % 3-6 oranında düşürdüğü ve böylece diyabet riskinizi azalttığı ve kontrol altına aldığı bulunmuştur. (<a rel="noreferrer noopener" href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24993615" target="_blank">2 Güvenilir Kaynak</a>).</p>



<p class="has-text-align-justify">Uzun ömür: İnsanlardaki kanıtlar sınırlı olmasına rağmen, bazı hayvan çalışmaları aralıklı oruç tutmanın ömrü uzatabileceğini göstermiştir. (<a rel="noreferrer noopener" href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/7117847" target="_blank">3 Güvenilir Kaynak</a>, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10854629" target="_blank">4 Güvenilir Kaynak</a>).</p>



<p class="has-text-align-justify">Aralıklı orucun mekanizması ve faydaları hakkında daha detaylı bilimsel bilgiler için şu yazımı okuyabilirsiniz ; <a href="https://alicandemiroglu.com/2019/02/06/intermittent-fasting-aralikli-oruc/">IF rehberi</a></p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p>ÖZET: 16/8 aralıklı oruç tutmak kolay, esnek ve kullanışlıdır. Hayvan ve insan çalışmaları kilo kaybını artırabileceğini, kan şekeri seviyelerini iyileştirebileceğini, beyin işlevini geliştirebileceğini ve ömrü uzatabileceğini göstermektedir.</p></blockquote>



<h2><strong>16/8 Aralıklı Oruç Dezavantajları</strong></h2>



<p class="has-text-align-justify">16/8&nbsp;aralıklı oruç birçok sağlık yararı ile öne çıkıyor ancak bazı dezavantajları vardır ve herkes için doğru olmayabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Yemek yemeyi sadece sekiz saatle sınırlandırmak, bazı insanların yemek saatlerinde oruçlu geçen süreyi telafi etmek için normalden daha fazla yemesine neden olabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Bu durum kilo alımına, sindirim sorunlarına ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının gelişmesine yol açabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify">16/8&nbsp;aralıklı oruç, ilk başladığınızda açlık, halsizlik ve yorgunluk gibi kısa süreli olumsuz yan etkilere neden olabilir ancak bunlar genellikle birkaç gün sonra azalır.</p>



<p class="has-text-align-justify">Ek olarak, bazı araştırmalar aralıklı orucun erkekleri ve&nbsp;kadınları&nbsp;farklı şekilde&nbsp;etkileyebileceğini, kontrolsüz yapılan oruçların(uzun süre tek öğün beslenme, 16 saatten fazla oruç) hayvan çalışmalarında kadınlarda hormonel problemlere sebep olabileceğini bildirmektedir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2622430/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">5&nbsp;Güvenilir Kaynak</a>).</p>



<p class="has-text-align-justify">Bununla birlikte, aralıklı orucun üreme sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek için daha fazla insan çalışması gerekmektedir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Aralıklı oruca başlamaya karar verdiyseniz önceliğiniz sabır ve hızlı bir giriş yerine yavaş yavaş, yumuşak bir geçiş olsun.</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p>ÖZET: Günlük gıda alımının kısıtlanması eğer kontrolsüz yapılırsa zayıflığa, açlığa, artan gıda tüketimine ve kilo alımına neden olabilir. Hayvan çalışmaları, aralıklı orucun erkekleri ve kadınları farklı şekilde etkileyebileceğini göstermektedir.</p></blockquote>



<h2><strong>16/8 Aralıklı Oruç Sizin İçin Uygun mu?</strong></h2>



<p class="has-text-align-justify">16/8&nbsp;aralıklı oruç,&nbsp;dengeli-yeterli bir diyet&nbsp;ve sağlıklı yaşam tarzı&nbsp;ile birleştirildiğinde sağlığınızı iyileştirmenin sürdürülebilir, güvenli ve kolay bir yolu olabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Her ne kadar&nbsp;16/8&nbsp;aralıklı oruç sağlıklı yetişkinler için güvenli kabul edilse de, özellikle kronik bir hastalığınız varsa, denemeden önce mutlaka doktorunuza ya da diyetisyeninize danışmalısınız.</p>



<p class="has-text-align-justify">Hamile ve emzirme döneminde oluşan kişilerin yanında düşük tansiyon, tip1 diyabet, zayıflık, yeme bozukluğu geçmişine sahip olan kişilere de aralıklı oruç önerilmez.</p>



<h2><strong>SIK SORULAN SORULAR</strong></h2>



<p>-Sabah suya elma sirkesi ya da limon katmak orucu bozar mı?</p>



<p>1 yemek kaşığından fazla kullanmıyorsanız endişelenmeyin.</p>



<p>-Tüp mide ameliyatı olanlar yapabilir mi?</p>



<p>2 yılı doldurduktan sonra uzman kontrolüyle.</p>



<p>-Oruç saatlerinde ayran, süt, kefir içebilir miyim?</p>



<p>Hayır. Sadece kalorisiz içecekler.</p>



<h2><strong><em>Ev Mesajı</em></strong></h2>



<p class="has-text-align-justify">16/8&nbsp;aralıklı oruç sistemi, 8 saatlik bir süreçte yemek yemeyi ve kalan 16 saat boyunca oruç tutmayı içerir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Kilo kaybını destekleyebilir, kan şekeri, beyin fonksiyonlarını düzenleyebilir ve hatta insan ömrünü uzatabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify">Yeme penceresinde sağlıklı bir diyet yapın ve oruç penceresinde çay, kahve, maden suyu, su gibi kalorisiz içecekleri tüketin.</p>



<p class="has-text-align-justify">Bu sistemi özellikle insülin direnci, fazla vücut yağlanması, sağlıksız kilo alımı gibi durumlar yaşıyorsanız denemekte fayda var.</p>



<p class="has-text-align-justify">Pratik olması, hayatınızı kolaylaştırması büyük bir avantaj, yemek düşünme stresi ortadan kalkıyor.</p>



<p class="has-text-align-justify">Yıllardır kliniğe benden beslenme danışmanlığı almak için gelen kişilerin kabus gibi anlattığı ve yıllardır dayatılan sık öğün beslenme modelinin de sağlıklı bir alternatifinin olduğu artık aşikar.</p>



<p class="has-text-align-justify">Erkenden kahvaltı yapmadan, nerdeyse saat başı ara öğün yapmadan da ilerlenebileceğinin mümkün olduğunu görüp deneyimleyen ve sağlığına kavuşan yüzlerce artık mutlu danışanım–arkadaşım-takipçim oldu.</p>



<p class="has-text-align-justify">Bazı durumlarda sık öğün yapmak gereklilik olabilir ama bence yıllar geçtikçe göreceğiz ki aralıklı oruç ya da&nbsp;8/16&nbsp;sistemi doğamıza en uygun olan beslenme sistemidir.</p>



<p>Finalde beslenme konusunda bulgular ve tecrübeler bizi hep şuraya getiriyor;</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p>‘’En iyi diyet sürdürebileceğiniz diyettir’’</p></blockquote>



<p>Sağlıkla kalın.</p>



<p>Dyt Alican Demiroğlu</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2020/01/29/16-8-aralikli-oruc-rehberi/">16/8 ARALIKLI ORUÇ REHBERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo vermek için ne kadar karbonhidrat yemelisiniz?</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/kilo-vermek-icin-ne-kadar-karbonhidrat-yemelisiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Dec 2019 19:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[alican demiroğlu ketojenik, iki öğün beslenme alican demiroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ara öğün]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[düşük karbonhidratlı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[glutensiz diyet]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[ketoflu]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik tarifler]]></category>
		<category><![CDATA[ketozis]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yediğiniz karbonhidrat miktarını azaltmak kilo vermenin en iyi yollarından biridir. İştahınızı azaltır ve kalori saymanıza gerek kalmadan kilo kaybını görmenizi sağlar. Günümüzde yağlanmamızın temel nedenlerini düşündüğümüzde ilk sıraya gereğinden fazla ve işlenmiş karbonhidrat tüketiminin çıkması da konunun daha fazla üstüne düşmemiz gerektiğini gösteriyor. Bu yazıda amacım günlük alınan karbonhidratları farkettirmek, ihtiyacı belirlemek ve kontrolü sağlamayı&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/kilo-vermek-icin-ne-kadar-karbonhidrat-yemelisiniz/">Kilo vermek için ne kadar karbonhidrat yemelisiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yediğiniz karbonhidrat miktarını azaltmak kilo vermenin en iyi yollarından biridir.</p>



<p>İştahınızı azaltır ve kalori saymanıza gerek kalmadan kilo kaybını görmenizi sağlar.</p>



<p>Günümüzde yağlanmamızın temel nedenlerini düşündüğümüzde ilk sıraya gereğinden fazla ve işlenmiş karbonhidrat tüketiminin çıkması da konunun daha fazla üstüne düşmemiz gerektiğini gösteriyor.</p>



<p>Bu yazıda amacım günlük alınan karbonhidratları farkettirmek, ihtiyacı belirlemek ve kontrolü sağlamayı anlatmak olacak.</p>



<h2><strong>Neden Daha Az Karbonhidrat Yiyelim ki?</strong></h2>



<p>Standart diyet önerilerinde, karbonhidratların günlük kalori alımınızın yüzde 55 ila 65&#8217;ini oluşturması söylenir.</p>



<p>Bu nedenle 2000 kalorili bir diyet uyguladığınızda, günde yaklaşık 250 ila 325 gram karbonhidrat hedeflersiniz.</p>



<p>Ancak kilo vermeniz gerekiyorsa, yaklaşık 50 ila 150 gram karbonhidrat aldığınızda çok daha hızlı ve etkili sonuçlar alırsınız.</p>



<p>Aslında, düşük karbonhidratlı diyet dediğimiz bu sistemin, kilo kaybı için uzmanların çoğunca önerilen yüksek-orta karbonhidrat diyetlerinden çok daha etkili olduğu gösterilmiştir.</p>



<p>Bu sistemde, şekerler ve nişastalar (ekmekler, makarna, hamurişi vb.) gibi karbonhidratlar kısıtlanır ve bunların yerine&nbsp;protein, yağ ve sağlıklı sebzeler menüye eklenir.</p>



<p>Araştırmalar, düşük karbonhidratlı diyetlerin iştahınızı azalttığını, karbonhidratları düşük tutmayı başardığınız sürece daha az kalori tüketmenizi ve kilo vermenizi sağladığını gösteriyor. (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4873405/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">1&nbsp;</a>&nbsp;).</p>



<p>Düşük karbonhidratlı ve az yağlı diyetlerin karşılaştırıldığı çalışmalarda, düşük yağlı beslenen grubun ciddi kalori kısıtlaması yapması gerektiği gösterilmiş ve düşük karbonhidratlı diyetle beslenenlerde etki daha yüksek olmuştur. (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12679447" target="_blank" rel="noreferrer noopener">2&nbsp;</a>&nbsp;,&nbsp;<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC538279/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">3&nbsp;</a>&nbsp;).</p>



<p>Düşük karbonhidratlı diyetler kilo kaybının çok daha ötesine de geçen faydalara sahiptir.&nbsp;Kan şekerini, kan basıncını ve trigliseritleri düşürürler.&nbsp;HDL yükseltir ve&nbsp;LDL (kötü) kolesterol düşürür, toplam kolesterol seviyelerinde iyileşme sağlar. (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3595318/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">4&nbsp;</a>&nbsp;,&nbsp;<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3530364/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">5&nbsp;</a>&nbsp;).</p>



<p>Düşük karbonhidratlı diyetlerin, birçok insan tarafından hala tavsiye edilen kalori kısıtlı, az yağlı diyetlere kıyasla daha fazla kilo kaybına neden olduğu ve sağlığı iyileştirmede daha etkili oldukları bilimsel bir gerçektir.&nbsp;&nbsp;(&nbsp;<a href="http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1467-789X.2012.01021.x/abstract" target="_blank" rel="noreferrer noopener">6</a>&nbsp;,&nbsp;<a href="http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1467-789X.2008.00518.x/abstract" target="_blank" rel="noreferrer noopener">7</a>&nbsp;,<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17684196" target="_blank" rel="noreferrer noopener">8&nbsp;</a>&nbsp;).</p>



<h2><strong>Karbonhidrat İhtiyacınız Ne Kadar?</strong></h2>



<p>Düşük karbonhidratlı diyetin genel tanımı günlük karbonhidrat alımının 130-150 gramın altına düşürülmesidir.</p>



<p>Ancak bir kişi için hangi seviyenin düşük olduğuna dair net bir tanım yoktur. Çünkü 150 kilo bir insanın ihtiyaç duyduğu miktarla, 65 kilo bir insanın ihtiyacı farklıdır ve birisi için 120 gr alım düşük karbonhidratlı diyet olabilecekken diğer kişi için 120 gr karbonhidrat yüksek karbonhidratlı diyet haline gelebilir.</p>



<p>Bir bireyin optimal karbonhidrat alımı yaş, cinsiyet, vücut kompozisyonu, aktivite seviyeleri, kişisel tercih, yemek kültürü ve mevcut sağlık-hastalık durumuna bağlıdır.</p>



<p>Fiziksel olarak aktif olan ve daha fazla kas kütlesi olan insanlar, hareketsiz insanlardan çok daha fazla karbonhidratı tolere edebilir.&nbsp;Bu özellikle ağırlık kaldıran veya koşma gibi çok yüksek yoğunluklu egzersiz yapan kişiler için geçerlidir.</p>



<p>Metabolik sağlık da çok önemli bir faktördür.&nbsp;Bir kişide obezite, tip 2 diyabet, veya tiroid hastalıkları gibi durumlar ortaya çıktığında kurallar değişir.</p>



<p>Bu kategoriye giren insanlar, sağlıklı olanlarla aynı miktarda karbonhidratı tolere edemez.</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><strong>ÖZET:&nbsp;</strong>Optimal karbonhidrat alımı, aktivite düzeylerine, mevcut metabolik sağlığa ve diğer birçok faktöre bağlı olarak bireyler arasında değişir.</p></blockquote>



<h2><strong>Günlük Karbonhidrat Alımınıza Karar Verin</strong></h2>



<p>Öncelikle sağlıksız karbonhidrat kaynaklarını yani un haline getirilmiş buğday ve ürünlerini, rafine-basit şeker içeren tüm besinleri hayatınızdan çıkarmak daha iyi bir sağlık durumu için ilk adım olacaktır.</p>



<p>Bununla birlikte düşük karbonhidratlı diyetin metabolik faydalarından tam yararlanmak için diğer karbonhidrat kaynaklarını da kontrollü olarak kısıtlamanız gerekir.</p>



<p>Karbonhidrat alımının bireysel ihtiyaçlarla tam olarak nasıl eşleştirileceğini açıklayan hiçbir bilimsel makale yok. Günlük alacağınız miktar daha önce belirttiğim gibi; yaş, cinsiyet, vücut kompozisyonu, aktivite seviyeleri, kişisel tercih, yemek kültürü ve mevcut sağlık-hastalık durumlarına göre değişir. Aşağıda belirli karbonhidrat seviyelerinden bahsedeceğim</p>



<h2><strong>Günde 100-150 Gram</strong></h2>



<p>Bu miktara ‘’orta’’ karbonhidrat alımı diyebiliriz.&nbsp;Fiziksel olarak aktif ya da zayıf ya da sadece sağlıklı kalmaya ve kilolarını korumaya çalışan insanlar için uygundur.</p>



<p>Bu arada bu (ve herhangi bir) karbonhidrat alımında eğer kalori alımınızı kontrol ederseniz kilo vermek gayet mümkündür.</p>



<p>Yiyebileceğiniz karbonhidratlar:</p>



<ul><li>Hayal edebileceğiniz tüm sebzeler</li><li>Günde 1-2 porsiyon meyve</li><li>Kurubaklagiller, patates, bezelye, havuç gibi nişastalar, bulgur ve yulaf gibi sağlıklı tahıllar</li><li>Süt, yoğurt, kefir gibi süt ürünleri.</li></ul>



<h2><strong>Günde 50-100 Gram</strong></h2>



<p>Ben karbonhidratsız yapamam ama aynı zamanda kilo kaybı da yaşayayım diyorsanız bu aralık sizin için gayet iyi. Klinikte de danışanlarıma uyguladığım düşük karbonhidratlı beslenme düzenlerinde genelde bu aralığı seçiyorum.</p>



<p>Eğer vücudunuz karbonhidratlara karşı hassas ise kilonuzu korumak için de çok iyi bir aralıktır.</p>



<p>Yiyebileceğiniz karbonhidratlar:</p>



<ul><li>Bol sebze</li><li>Günde 1 porsiyon meyve</li><li>Yoğurt- kefir- süt</li><li>Minimum miktarda nişastalı karbonhidratlar ve tahıl grubu.</li></ul>



<h2><strong>Günde 20-50 Gram</strong></h2>



<p>Bu aralık, metabolik faydaların gerçekten devreye girmeye başladığı yerdir. Özellikle hızlı kilo vermesi gereken kişilerin, obezite ve insülin direnci-tip 2 diyabete sahip bireyler için mükemmel bir aralıktır.&nbsp;</p>



<p>Günlük karbonhidrat alımını 40-50 gramdan aza indirdiğinizde, vücut enerjiyi yağlardan sağladığı&nbsp;ketosiz moduna girer&nbsp;ve keton cisimleri aracılığıyla da beyin için enerji sağlar.&nbsp;Bu durum iştahınızı çok ciddi şekilde baskılar ve kilo vermenize büyük katkısı olur.</p>



<p>Yiyebileceğiniz karbonhidratlar:</p>



<ul><li>Bol miktarda düşük karbonhidratlı sebze</li><li>Düşük karbonhidratlı meyveler</li><li>Avokado, fındık, fıstık, badem, ceviz gibi yağlı gıdalaraki karbonhidratları da bu aralıkta kontrol etmek gerekir.</li></ul>



<p>Düşük karbonhidratlı diyetin ‘’Karbonhidratsız’’ diyet olduğunu düşünmeyin. Özellikle düşük karbonhidratlı sebzeleri bol bol tüketin. Ketojenik diyet yaparken hiç yemediğim kadar sebze yemiştim ve bunu sürdürmeye çalışıyorum.</p>



<h2><strong>Kişisel Tecrübeler Önemli</strong></h2>



<p>Hepimiz benzersiziz ve bir kişi için işe yarayan bir başkası için işe yaramayabilir. Özellikle beslenme de bu durum tartışmasızdır.&nbsp;</p>



<p>En önemli nokta ise kişisel deneyimler yaparak kendiniz için neyin iyi olduğunu bulmaktır. Bu konuda sabırlı olmanızı ve çok okuyarak bilginizi arttırmanızı öneririm.</p>



<p>Eğer tıbbi bir durumunuz varsa, herhangi bir değişiklik yapmadan önce doktorunuzdan fikir almak önemlidir, çünkü bu diyet ilaç ihtiyacınızı önemli ölçüde azaltabilir!</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><strong>ÖZET:&nbsp;</strong>Fiziksel olarak aktif olan veya ağırlıklarını korumak isteyen kişiler için günde 100-150 gram karbonhidrat aralığı uygun olabilir. Metabolik problemleri olan ve hızlı bir şekilde kilo vermesi gereken insanlar için günde 60-70 gramın altına gitmek iyi bir fikirdir.</p></blockquote>



<h2><strong>İyi Karbonhidratlar, Kötü Karbonhidratlar</strong></h2>



<p>Düşük karbonhidratlı diyetler sadece kilo kaybınızla ile ilgili değildir, aynı zamanda sağlığınızı da iyileştirmesi gerekir.</p>



<p>Bu nedenle, gerçek, işlenmemiş gıdalara ve&nbsp;sağlıklı karbonhidrat kaynaklarına&nbsp;dayanmalıdır.</p>



<p>Market raflarında; ‘fit, form, düşük karbonhidratlı, light, diyete uygun&#8221; gibi başlıklarla göreceğiniz işlenmiş ürünler kötü seçimlerdir!</p>



<p>Sağlığınızı iyileştirmek istiyorsanız, işlenmemiş gıdaları seçin: et, tavuk balık, yumurta, peynir, sebze, yağlı tohumlar, avokado, zeytinyağı, sağlıklı yağlar ve tam yağlı süt ürünleri.</p>



<p>Lif içeren karbonhidrat kaynaklarını seçin. Lifler yani posa karbonhidratların sindirilmeden atılan kısımlarıdır, size doygunluk verir, bağırsakları düzenler ve sağlık için çok faydalıdır. Yukarıda yaptığımız karbonhidrat hesaplamalarında toplam karbonhidrat alımınızdan lifi çıkarın. Sindirilmeden atıldığı için bu hesaba katılmazlar. Ne kadar daha çok lif o kadar iyi!</p>



<p>Eklenen şeker ve rafine buğday her zaman kötü seçeneklerdir; sınırlandırılmalı veya kaçınılmalıdır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><strong>ÖZET:&nbsp;</strong>Sağlıklı, lif bakımından zengin karbonhidrat kaynaklarını seçmek çok önemlidir.&nbsp;En düşük karbonhidrat alımında bile bol sebze için yer vardır.</p></blockquote>



<h2><strong>Hangi Besinde Ne Kadar Karbonhidrat Var?</strong></h2>



<p>Alican buraya kadar her şey iyi ama ben yediğim şeydeki karbonhidratı nasıl hesaplayacağım sorusunu sormanız normal.&nbsp;</p>



<p>Benim kullandığım ve tavsiye ettiğim bazı telefon uygulamaları var. İlk tavsiyem; FatSecret isimli olanı. Yediklerinizi günlük şeklinde yazabilir gün sonunda ne kadar karbonhidrat, protein, yağ ve kalori aldığınızı öğrenebilirsiniz. Yahut sadece yediğiniz karbonhidratın miktarını yazarak o an içinde ne kadar olduğunu öğrenebilirsiniz. Diyetkolik, Carb manager gibi diğer uygulamaları da inceleyebilirsiniz.</p>



<p>Peki bir ömür yediklerinizi böyle yazacak mısınız? Tabi ki hayır. Ancak bir süre bu işlemleri yaparsanız bir süre sonra yediğiniz şeyin içinde ne kadar karbonhidrat olduğunu tahmin edecek düzeye gelebilir, hatta gün sonunda kafadan hesapla bile aldığınıZ toplam karbonhidratı bulabilrsiniz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p>Bence bu çok önemli bir nokta. Günlük aldığı karbonhidratı kontrol edebilen bir kişi kilo kontrolünü çok kolay yapabilir!</p></blockquote>



<h2><strong>Yağ Yakımınız Kolaylaşacak</strong></h2>



<p>Düşük karbonhidratlı diyetler, glikozu hücrelere sokan bir hormon olan&nbsp;kan&nbsp;insülin seviyenizi&nbsp;büyük ölçüde azaltır.</p>



<p>İnsülinin işlevlerinden biri yağ depolamaktır.&nbsp;Birçok uzman, düşük karbonhidrat diyetlerinin&nbsp;<a href="https://www.healthline.com/nutrition/why-do-low-carb-diets-work/">bu kadar iyi çalışmasının</a>&nbsp;nedeninin, bu hormon seviyenizi azalttığına inanmaktadır.</p>



<p>İnsülinin yaptığı başka bir şey de böbreklere sodyum depolamasını söylemektir.&nbsp;Yüksek karbonhidratlı beslenen kişilerin vücutlarında oluşan ödemin sebebi budur.</p>



<p>Karbonhidratları azalttığınızda insülini de azaltırsınız ve böbrekleriniz fazla suyu atmaya başlar(<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20107198" target="_blank" rel="noreferrer noopener">9</a>,&nbsp;<a href="http://www.physiology.org/doi/full/10.1152/ajprenal.00149.2007" target="_blank" rel="noreferrer noopener">10</a>&nbsp;).</p>



<p>Düşük karbonhidratlı bir diyete başlayanların ilk haftalarda yüksek kilo kayıplarının olmasının temel sebebi budur.</p>



<p>Kilo kaybı ilk haftadan sonra yavaşlar, ancak yağ yakmaya vücudunuz adapte olmaya başlıyordur.</p>



<p>Çalışmalar ayrıca düşük karbonhidratlı diyetlerin özellikle&nbsp;en tehlikeli yağlanma olan ve birçok hastalıkla güçlü bir şekilde ilişkili olan bel bölgesi-karın yağlarını azaltmada özellikle etkili olduğunu göstermektedir (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25527677" target="_blank" rel="noreferrer noopener">12&nbsp;</a>).</p>



<p>Düşük karbonhidratlı beslenmede yeniyseniz, muhtemelen vücudunuzun karbonhidrat yerine yağ yakmaya alıştığı bir adaptasyon aşamasından geçmeniz gerekecektir.</p>



<p>Buna &#8221;&nbsp;düşük karbonhidrat gribi&nbsp;&#8221;&nbsp;denir&nbsp;ve genellikle birkaç gün içinde sona&nbsp;<a href="https://www.healthline.com/nutrition/ketosis-safety-and-side-effects/">erer</a>&nbsp;.&nbsp;Bu başlangıç ​​aşaması bittikten sonra, birçok insan öncekinden daha fazla enerjiye sahip olduğunu ve yüksek karbonhidrat diyetlerinde yaygın olan &#8220;öğleden sonra düşüşlerini&#8221; yaşamadığını bildiriyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><strong>ÖZET:&nbsp;</strong>Karbonhidrat alımınızı düşürdüğünüz ilk birkaç gün içinde halsiz hissetmek normaldir.&nbsp;Bununla birlikte, çoğu insan bu ilk adaptasyon aşamasından sonra mükemmel hissediyor.</p></blockquote>



<h2><strong>FİNAL MESAJI</strong></h2>



<p>Yazı karmaşık ve uzun gelmiş olabilir ancak konu, sağlığını önemseyen ve bu amaçla kendini geliştirmek isteyen insanlar için çok kritik. Ben yağlanmamızın öncelikli nedenlerini fazla karbonhidrat tüketimi ve hareketsizlik olarak görüyorum.</p>



<p>Bu bilgiler ışığında kendinizi birkaç gün gözlemleyin, notlar alın ve karbonhidrat tüketiminizin durumunu öğrenin.</p>



<p>Eğer düşük karbonhidratlı beslenmeye geçecekseniz bunu bir anda sert bir şekilde yapmanızı tavsiye etmem. Karbonhidrat alımınızı kademeli olarak azaltın.&nbsp;</p>



<p>Her öğünde biraz protein, sağlıklı yağlar ve sebzeler yiyin.&nbsp;Yağlı tohumlar (ceviz, fındık, badem vb), avokado, yoğurt, meyve tüketimini kontrollü şekilde yapın.&nbsp;İşlenmemiş gıdaları seçin.&nbsp;Sağlığınızı iyileştirmek istiyorsanız bundan daha basit bir yol yok.</p>



<p>Sevgiler</p>



<p>Dyt Alican Demiroğlu</p>



<p><a href="https://alicandemiroglu.com/2019/12/18/nasil-hizli-kilo-veririm-bilime-dayali-3-adim/">3 adımda Hızlı kilo verme yazısını okumak için tıklayın</a></p>



<p><a href="https://alicandemiroglu.com/2019/02/06/intermittent-fasting-aralikli-oruc/">Aralıklı Oruç Rehberini okumak için tıklayın</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/kilo-vermek-icin-ne-kadar-karbonhidrat-yemelisiniz/">Kilo vermek için ne kadar karbonhidrat yemelisiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aralıklı Oruç &#8211; intermittent Fasting nedir?</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/aralikli-oruc-intermittent-fasting-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Dec 2019 08:21:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ara öğün]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[düşük karbonhidratlı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik tarifler]]></category>
		<category><![CDATA[ketozis]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gerçekten bir kısım bilim insanının savunduğu gibi az az ve sık sık yemek en doğru olanı mı? Yoksa daha az yemek mi sağlığımız için daha iyi? Son zamanlarda çok tartışılan konuların başında geliyor. Bildiğiniz gibi beslenme bilimi sürekli güncellenen ve bir konu hakkında %100 kesin konuşamayacağınız bir alan. Yıllarca kötülenen, kalp krizine, damar tıkanıklığına neden&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/aralikli-oruc-intermittent-fasting-nedir/">Aralıklı Oruç &#8211; intermittent Fasting nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-justify">Gerçekten bir kısım bilim insanının savunduğu gibi az az ve sık sık yemek en doğru olanı mı? Yoksa daha az yemek mi sağlığımız için daha iyi?</p>



<p class="has-text-align-justify">Son zamanlarda çok tartışılan konuların başında geliyor. Bildiğiniz gibi beslenme bilimi sürekli güncellenen ve bir konu hakkında %100 kesin konuşamayacağınız bir alan. Yıllarca kötülenen, kalp krizine, damar tıkanıklığına neden oluyor denen tereyağının birkaç yıl önce tamamen aklanması ve insan sağlığına faydalarının ortaya çıkması gibi bilim bazı konularda yanlışında ısrarcı olabiliyor.</p>



<p class="has-text-align-justify">Uzun zamandır süre gelen bilgilerden biriside; 3 ana öğün yapmak aralara da 3 ara öğün yerleştirmek yani sık zamanlarda azar azar yemek teorisi. Bir çok diyetisyen ve doktor ısrarla bu bilgiyi savunuyor tıpkı üniversiteden ilk mezun olduğumda benim de yaptığım gibi.</p>



<p class="has-text-align-justify">Burada temel mantık uzun süre vücuda açlık yaşatmayarak kan şekerini sürekli dengede tutmak ve kişinin sürekli bir şeyler yemesini sağlayarak her öğün az miktarlarda kalori ile doymasını sağlamak. Yani işin temelinde kişiye açlık yaşatmamak var.</p>



<p><strong><em>Peki ya açlık insanlar için iyi bir şeyse?</em></strong></p>



<p class="has-text-align-justify">Burada bahsettiğim açlık rastgele, vücuda zarar verebilecek bir açlık değil. Sistematik bir açlık. Yabancı kaynaklarda İntermittent Fasting olarak geçen Türkçeye Aralıklı Oruç Diyetleri olarak çevrilen bu diyet sistemi İki öğün beslenme ya da Tek öğün beslenme ile vücudu faydalı bir moda sokuyor.</p>



<p><strong><em>Belirli saat aralıklarıyla uygulayacağınız sistematik bir açlıkla;</em></strong></p>



<p class="has-text-align-justify">-İnsülin seviyelerinizi düşürerek yağ yakımını arttırırsınız,</p>



<p>-Hücre yenilenmeniz artar,</p>



<p class="has-text-align-justify">-Düşünüldüğü gibi enerjisiz ve yorgun olmaz aksine daha enerjik hissedersiniz ve beyin fonksiyonları üzerine olumlu etki yaparak mental foksiyonlarda iyileşme görürsünüz,</p>



<p>-Hayatınızı kolaylaştırır; sürekli ne yiyeceğim diye düşünmezsiniz!</p>



<p>-Kan şekeriniz düzenlenir; diyabet riskinizi düşürebilirsiniz,</p>



<p>-Kalp hastalıkları ve kanser riskinizi azaltabilirsiniz.</p>



<p><strong>Yani açlık düşündüğünüz gibi kötü bir şey olmayabilir!</strong></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://alicandemiroglu.com/wp-content/uploads/2019/02/intermittent_fasting_rehberi.jpg?w=760" alt="intermittent fasting" class="wp-image-449" width="386" height="257" /><figcaption>intermittent fasting</figcaption></figure></div>



<h2>Konuyu tüm yönleriyle öğrenebiliceğiniz&nbsp;&nbsp;<a href="https://alicandemiroglu.com/2019/02/06/intermittent-fasting-aralikli-oruc/">Intermittent Fasting Rehberi ‘ne buradan ulaşabilirsiniz.</a></h2>



<h2><strong><em>İki Öğün Beslenme ile ilgili eğitim videomu izlemek için</em></strong><strong>;</strong></h2>



<h3><strong><a href="https://youtu.be/DStZWumPGEo">https://youtu.be/DStZWumPGEo</a></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/aralikli-oruc-intermittent-fasting-nedir/">Aralıklı Oruç &#8211; intermittent Fasting nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ketojenik Diyet Nedir?</title>
		<link>https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/ketojenik-diyet-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[alicandemiroglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Dec 2019 07:46:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[alican demiroğlu ketojenik]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı oruç diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[düşük karbonhidratlı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[İki öğün beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik tarifler]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alicandemiroglu.com/?p=601</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ketojenik diyet&#160;ağırlıklı olarak yağlardan oluşan, yeterli protein içeren ve karbonhidratların bir müddet kısıtlandığı bir beslenme biçimi. Tıbbi tedavi olarak uzun yıllardır epilepsili çocuklarda ve son dönemlerde bazı kanser türlerinde tümörün büyümesini önleme amacıyla kullanılıyor. Eminim zayıflama-kilo verme süreçlerinde kullanıldığını da duymuşsunuzdur.&#160;Ketojenik diyet&#160;özellikle vücudun kilo vermeye direnç gösterdiği insülin direnci, tiroid hastalıkları ya da uzun süren&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/ketojenik-diyet-nedir/">Ketojenik Diyet Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ketojenik diyet</strong>&nbsp;ağırlıklı olarak yağlardan oluşan, yeterli protein içeren ve karbonhidratların bir müddet kısıtlandığı bir beslenme biçimi. Tıbbi tedavi olarak uzun yıllardır epilepsili çocuklarda ve son dönemlerde bazı kanser türlerinde tümörün büyümesini önleme amacıyla kullanılıyor.</p>



<p>Eminim zayıflama-kilo verme süreçlerinde kullanıldığını da duymuşsunuzdur.&nbsp;<strong>Ketojenik diyet</strong>&nbsp;özellikle vücudun kilo vermeye direnç gösterdiği insülin direnci, tiroid hastalıkları ya da uzun süren kilo verme süreçlerinden sonra oluşan tıkanıklık dönemlerinde başarıyla uyguladığımız bir beslenme biçimi.</p>



<p><strong>Ketojenik diyette</strong>&nbsp;temel amaç; vücudun enerji üretimi için ilk sırada kullandığı karbonhidratların miktarını azaltarak vücudun enerji üretimini depo yağlardan sağlayacağı moda sokmaktır. Bu durumda yağ yakımınız maksimuma çıkıyor ve ketozis denilen bu moda giriyorsunuz. Uzun süreli uygulamalarını önermediğim bu sistemin mutlaka bir uzman kontrolünde yapılması gerekiyor.</p>



<p><a rel="noreferrer noopener" href="https://youtu.be/r5rf31uZkAc" target="_blank">Ketojenik diyete başlangıç videomu izlemek ve youtube kanalıma abone olarak güncel sağlıklı beslenme konularıyla ilgili bilgiler almak için lütfen tıklayın.</a><br></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com/2019/12/25/ketojenik-diyet-nedir/">Ketojenik Diyet Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://alicandemiroglu.com">Diyetisyen Alican Demiroğlu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
