Kilo vermek için ne kadar karbonhidrat yemelisiniz?

Yediğiniz karbonhidrat miktarını azaltmak kilo vermenin en iyi yollarından biridir.

İştahınızı azaltır ve kalori saymanıza gerek kalmadan kilo kaybını görmenizi sağlar.

Günümüzde yağlanmamızın temel nedenlerini düşündüğümüzde ilk sıraya gereğinden fazla ve işlenmiş karbonhidrat tüketiminin çıkması da konunun daha fazla üstüne düşmemiz gerektiğini gösteriyor.

Bu yazıda amacım günlük alınan karbonhidratları farkettirmek, ihtiyacı belirlemek ve kontrolü sağlamayı anlatmak olacak.

Neden Daha Az Karbonhidrat Yiyelim ki?

Standart diyet önerilerinde, karbonhidratların günlük kalori alımınızın yüzde 55 ila 65’ini oluşturması söylenir.

Bu nedenle 2000 kalorili bir diyet uyguladığınızda, günde yaklaşık 250 ila 325 gram karbonhidrat hedeflersiniz.

Ancak kilo vermeniz gerekiyorsa, yaklaşık 50 ila 150 gram karbonhidrat aldığınızda çok daha hızlı ve etkili sonuçlar alırsınız.

Aslında, düşük karbonhidratlı diyet dediğimiz bu sistemin, kilo kaybı için uzmanların çoğunca önerilen yüksek-orta karbonhidrat diyetlerinden çok daha etkili olduğu gösterilmiştir.

Bu sistemde, şekerler ve nişastalar (ekmekler, makarna, hamurişi vb.) gibi karbonhidratlar kısıtlanır ve bunların yerine protein, yağ ve sağlıklı sebzeler menüye eklenir.

Araştırmalar, düşük karbonhidratlı diyetlerin iştahınızı azalttığını, karbonhidratları düşük tutmayı başardığınız sürece daha az kalori tüketmenizi ve kilo vermenizi sağladığını gösteriyor. ( ).

Düşük karbonhidratlı ve az yağlı diyetlerin karşılaştırıldığı çalışmalarda, düşük yağlı beslenen grubun ciddi kalori kısıtlaması yapması gerektiği gösterilmiş ve düşük karbonhidratlı diyetle beslenenlerde etki daha yüksek olmuştur. ( ,  ).

Düşük karbonhidratlı diyetler kilo kaybının çok daha ötesine de geçen faydalara sahiptir. Kan şekerini, kan basıncını ve trigliseritleri düşürürler. HDL yükseltir ve LDL (kötü) kolesterol düşürür, toplam kolesterol seviyelerinde iyileşme sağlar. ( ,  ).

Düşük karbonhidratlı diyetlerin, birçok insan tarafından hala tavsiye edilen kalori kısıtlı, az yağlı diyetlere kıyasla daha fazla kilo kaybına neden olduğu ve sağlığı iyileştirmede daha etkili oldukları bilimsel bir gerçektir.  ( 6 , 7 , ).

Karbonhidrat İhtiyacınız Ne Kadar?

Düşük karbonhidratlı diyetin genel tanımı günlük karbonhidrat alımının 130-150 gramın altına düşürülmesidir.

Ancak bir kişi için hangi seviyenin düşük olduğuna dair net bir tanım yoktur. Çünkü 150 kilo bir insanın ihtiyaç duyduğu miktarla, 65 kilo bir insanın ihtiyacı farklıdır ve birisi için 120 gr alım düşük karbonhidratlı diyet olabilecekken diğer kişi için 120 gr karbonhidrat yüksek karbonhidratlı diyet haline gelebilir.

Bir bireyin optimal karbonhidrat alımı yaş, cinsiyet, vücut kompozisyonu, aktivite seviyeleri, kişisel tercih, yemek kültürü ve mevcut sağlık-hastalık durumuna bağlıdır.

Fiziksel olarak aktif olan ve daha fazla kas kütlesi olan insanlar, hareketsiz insanlardan çok daha fazla karbonhidratı tolere edebilir. Bu özellikle ağırlık kaldıran veya koşma gibi çok yüksek yoğunluklu egzersiz yapan kişiler için geçerlidir.

Metabolik sağlık da çok önemli bir faktördür. Bir kişide obezite, tip 2 diyabet, veya tiroid hastalıkları gibi durumlar ortaya çıktığında kurallar değişir.

Bu kategoriye giren insanlar, sağlıklı olanlarla aynı miktarda karbonhidratı tolere edemez.

ÖZET: Optimal karbonhidrat alımı, aktivite düzeylerine, mevcut metabolik sağlığa ve diğer birçok faktöre bağlı olarak bireyler arasında değişir.

Günlük Karbonhidrat Alımınıza Karar Verin

Öncelikle sağlıksız karbonhidrat kaynaklarını yani un haline getirilmiş buğday ve ürünlerini, rafine-basit şeker içeren tüm besinleri hayatınızdan çıkarmak daha iyi bir sağlık durumu için ilk adım olacaktır.

Bununla birlikte düşük karbonhidratlı diyetin metabolik faydalarından tam yararlanmak için diğer karbonhidrat kaynaklarını da kontrollü olarak kısıtlamanız gerekir.

Karbonhidrat alımının bireysel ihtiyaçlarla tam olarak nasıl eşleştirileceğini açıklayan hiçbir bilimsel makale yok. Günlük alacağınız miktar daha önce belirttiğim gibi; yaş, cinsiyet, vücut kompozisyonu, aktivite seviyeleri, kişisel tercih, yemek kültürü ve mevcut sağlık-hastalık durumlarına göre değişir. Aşağıda belirli karbonhidrat seviyelerinden bahsedeceğim

Günde 100-150 Gram

Bu miktara ‘’orta’’ karbonhidrat alımı diyebiliriz. Fiziksel olarak aktif ya da zayıf ya da sadece sağlıklı kalmaya ve kilolarını korumaya çalışan insanlar için uygundur.

Bu arada bu (ve herhangi bir) karbonhidrat alımında eğer kalori alımınızı kontrol ederseniz kilo vermek gayet mümkündür.

Yiyebileceğiniz karbonhidratlar:

  • Hayal edebileceğiniz tüm sebzeler
  • Günde 1-2 porsiyon meyve
  • Kurubaklagiller, patates, bezelye, havuç gibi nişastalar, bulgur ve yulaf gibi sağlıklı tahıllar
  • Süt, yoğurt, kefir gibi süt ürünleri.

Günde 50-100 Gram

Ben karbonhidratsız yapamam ama aynı zamanda kilo kaybı da yaşayayım diyorsanız bu aralık sizin için gayet iyi. Klinikte de danışanlarıma uyguladığım düşük karbonhidratlı beslenme düzenlerinde genelde bu aralığı seçiyorum.

Eğer vücudunuz karbonhidratlara karşı hassas ise kilonuzu korumak için de çok iyi bir aralıktır.

Yiyebileceğiniz karbonhidratlar:

  • Bol sebze
  • Günde 1 porsiyon meyve
  • Yoğurt- kefir- süt
  • Minimum miktarda nişastalı karbonhidratlar ve tahıl grubu.

Günde 20-50 Gram

Bu aralık, metabolik faydaların gerçekten devreye girmeye başladığı yerdir. Özellikle hızlı kilo vermesi gereken kişilerin, obezite ve insülin direnci-tip 2 diyabete sahip bireyler için mükemmel bir aralıktır. 

Günlük karbonhidrat alımını 40-50 gramdan aza indirdiğinizde, vücut enerjiyi yağlardan sağladığı ketosiz moduna girer ve keton cisimleri aracılığıyla da beyin için enerji sağlar. Bu durum iştahınızı çok ciddi şekilde baskılar ve kilo vermenize büyük katkısı olur.

Yiyebileceğiniz karbonhidratlar:

  • Bol miktarda düşük karbonhidratlı sebze
  • Düşük karbonhidratlı meyveler
  • Avokado, fındık, fıstık, badem, ceviz gibi yağlı gıdalaraki karbonhidratları da bu aralıkta kontrol etmek gerekir.

Düşük karbonhidratlı diyetin ‘’Karbonhidratsız’’ diyet olduğunu düşünmeyin. Özellikle düşük karbonhidratlı sebzeleri bol bol tüketin. Ketojenik diyet yaparken hiç yemediğim kadar sebze yemiştim ve bunu sürdürmeye çalışıyorum.

Kişisel Tecrübeler Önemli

Hepimiz benzersiziz ve bir kişi için işe yarayan bir başkası için işe yaramayabilir. Özellikle beslenme de bu durum tartışmasızdır. 

En önemli nokta ise kişisel deneyimler yaparak kendiniz için neyin iyi olduğunu bulmaktır. Bu konuda sabırlı olmanızı ve çok okuyarak bilginizi arttırmanızı öneririm.

Eğer tıbbi bir durumunuz varsa, herhangi bir değişiklik yapmadan önce doktorunuzdan fikir almak önemlidir, çünkü bu diyet ilaç ihtiyacınızı önemli ölçüde azaltabilir!

ÖZET: Fiziksel olarak aktif olan veya ağırlıklarını korumak isteyen kişiler için günde 100-150 gram karbonhidrat aralığı uygun olabilir. Metabolik problemleri olan ve hızlı bir şekilde kilo vermesi gereken insanlar için günde 60-70 gramın altına gitmek iyi bir fikirdir.

İyi Karbonhidratlar, Kötü Karbonhidratlar

Düşük karbonhidratlı diyetler sadece kilo kaybınızla ile ilgili değildir, aynı zamanda sağlığınızı da iyileştirmesi gerekir.

Bu nedenle, gerçek, işlenmemiş gıdalara ve sağlıklı karbonhidrat kaynaklarına dayanmalıdır.

Market raflarında; ‘fit, form, düşük karbonhidratlı, light, diyete uygun” gibi başlıklarla göreceğiniz işlenmiş ürünler kötü seçimlerdir!

Sağlığınızı iyileştirmek istiyorsanız, işlenmemiş gıdaları seçin: et, tavuk balık, yumurta, peynir, sebze, yağlı tohumlar, avokado, zeytinyağı, sağlıklı yağlar ve tam yağlı süt ürünleri.

Lif içeren karbonhidrat kaynaklarını seçin. Lifler yani posa karbonhidratların sindirilmeden atılan kısımlarıdır, size doygunluk verir, bağırsakları düzenler ve sağlık için çok faydalıdır. Yukarıda yaptığımız karbonhidrat hesaplamalarında toplam karbonhidrat alımınızdan lifi çıkarın. Sindirilmeden atıldığı için bu hesaba katılmazlar. Ne kadar daha çok lif o kadar iyi!

Eklenen şeker ve rafine buğday her zaman kötü seçeneklerdir; sınırlandırılmalı veya kaçınılmalıdır.

ÖZET: Sağlıklı, lif bakımından zengin karbonhidrat kaynaklarını seçmek çok önemlidir. En düşük karbonhidrat alımında bile bol sebze için yer vardır.

Hangi Besinde Ne Kadar Karbonhidrat Var?

Alican buraya kadar her şey iyi ama ben yediğim şeydeki karbonhidratı nasıl hesaplayacağım sorusunu sormanız normal. 

Benim kullandığım ve tavsiye ettiğim bazı telefon uygulamaları var. İlk tavsiyem; FatSecret isimli olanı. Yediklerinizi günlük şeklinde yazabilir gün sonunda ne kadar karbonhidrat, protein, yağ ve kalori aldığınızı öğrenebilirsiniz. Yahut sadece yediğiniz karbonhidratın miktarını yazarak o an içinde ne kadar olduğunu öğrenebilirsiniz. Diyetkolik, Carb manager gibi diğer uygulamaları da inceleyebilirsiniz.

Peki bir ömür yediklerinizi böyle yazacak mısınız? Tabi ki hayır. Ancak bir süre bu işlemleri yaparsanız bir süre sonra yediğiniz şeyin içinde ne kadar karbonhidrat olduğunu tahmin edecek düzeye gelebilir, hatta gün sonunda kafadan hesapla bile aldığınıZ toplam karbonhidratı bulabilrsiniz.

Bence bu çok önemli bir nokta. Günlük aldığı karbonhidratı kontrol edebilen bir kişi kilo kontrolünü çok kolay yapabilir!

Yağ Yakımınız Kolaylaşacak

Düşük karbonhidratlı diyetler, glikozu hücrelere sokan bir hormon olan kan insülin seviyenizi büyük ölçüde azaltır.

İnsülinin işlevlerinden biri yağ depolamaktır. Birçok uzman, düşük karbonhidrat diyetlerinin bu kadar iyi çalışmasının nedeninin, bu hormon seviyenizi azalttığına inanmaktadır.

İnsülinin yaptığı başka bir şey de böbreklere sodyum depolamasını söylemektir. Yüksek karbonhidratlı beslenen kişilerin vücutlarında oluşan ödemin sebebi budur.

Karbonhidratları azalttığınızda insülini de azaltırsınız ve böbrekleriniz fazla suyu atmaya başlar(910 ).

Düşük karbonhidratlı bir diyete başlayanların ilk haftalarda yüksek kilo kayıplarının olmasının temel sebebi budur.

Kilo kaybı ilk haftadan sonra yavaşlar, ancak yağ yakmaya vücudunuz adapte olmaya başlıyordur.

Çalışmalar ayrıca düşük karbonhidratlı diyetlerin özellikle en tehlikeli yağlanma olan ve birçok hastalıkla güçlü bir şekilde ilişkili olan bel bölgesi-karın yağlarını azaltmada özellikle etkili olduğunu göstermektedir (12 ).

Düşük karbonhidratlı beslenmede yeniyseniz, muhtemelen vücudunuzun karbonhidrat yerine yağ yakmaya alıştığı bir adaptasyon aşamasından geçmeniz gerekecektir.

Buna ” düşük karbonhidrat gribi ” denir ve genellikle birkaç gün içinde sona erer . Bu başlangıç ​​aşaması bittikten sonra, birçok insan öncekinden daha fazla enerjiye sahip olduğunu ve yüksek karbonhidrat diyetlerinde yaygın olan “öğleden sonra düşüşlerini” yaşamadığını bildiriyor.

ÖZET: Karbonhidrat alımınızı düşürdüğünüz ilk birkaç gün içinde halsiz hissetmek normaldir. Bununla birlikte, çoğu insan bu ilk adaptasyon aşamasından sonra mükemmel hissediyor.

FİNAL MESAJI

Yazı karmaşık ve uzun gelmiş olabilir ancak konu, sağlığını önemseyen ve bu amaçla kendini geliştirmek isteyen insanlar için çok kritik. Ben yağlanmamızın öncelikli nedenlerini fazla karbonhidrat tüketimi ve hareketsizlik olarak görüyorum.

Bu bilgiler ışığında kendinizi birkaç gün gözlemleyin, notlar alın ve karbonhidrat tüketiminizin durumunu öğrenin.

Eğer düşük karbonhidratlı beslenmeye geçecekseniz bunu bir anda sert bir şekilde yapmanızı tavsiye etmem. Karbonhidrat alımınızı kademeli olarak azaltın. 

Her öğünde biraz protein, sağlıklı yağlar ve sebzeler yiyin. Yağlı tohumlar (ceviz, fındık, badem vb), avokado, yoğurt, meyve tüketimini kontrollü şekilde yapın. İşlenmemiş gıdaları seçin. Sağlığınızı iyileştirmek istiyorsanız bundan daha basit bir yol yok.

Sevgiler

Dyt Alican Demiroğlu

3 adımda Hızlı kilo verme yazısını okumak için tıklayın

Aralıklı Oruç Rehberini okumak için tıklayın

Nasıl Hızlı Kilo Veririm?: Bilime Dayalı 3 Adım

Hızlı kilo vermenin birçok yolu vardır.

Google’da basit bir arama yaparak birçok sağlıksız yönteme ulaşabiliyorsunuz.

Eğer bunlardan birini bile denemişseniz bu yöntemlerden çoğunun kısa sürede kilo verdirttiğini ancak bıraktığınızda verilen kilonun fazlasının geri alındığını tecrübe etmişsinizdir.

Sizi aç ve halsiz düşürecek bu uygulamaları uzun süre sürdürebilmek içinse yüksek bir iradeye ihtiyaç duyarsınız.

Şimdi bahsedeceğim 3 adımla ise:

  • İştahınız önemli ölçüde azalacak.
  • Halsiz düşeceğiniz açlıklar yaşamadan kilo verilecek.
  • Aynı zamanda sağlık durumunuzu da iyileştireceksiniz.

İşte hızlı kilo vermek için 3 adımlı basit plan.

  1. Şekeri ve Unu bırakın

En önemli kısım, şeker ve nişastayı (karbonhidrat) kesmektir.

Bunu yaptığınızda, açlık seviyeniz düşer ve çok daha az kalori alırsınız (1- Güvenilir kaynak).

Bu durumda vücudunuz enerji için karbonhidrat yakmak yerine depolanan yağlardan beslenmeye başlar.

Karbonhidratı kesmenin bir başka yararı da insülin seviyelerini düşürmesi ve böbreklerden fazla sodyum ve suyun atılmasına neden olmasıdır. Bu da şişkinliği ve gereksiz ödemi azaltır ( 2 ,3 Güvenilir Kaynak).

Bu şekilde beslenmenin ilk haftasında, hem vücut yağı hem de gereksiz vücut sıvısını yüksek oranda kaybederek tartıda normalden fazla bir eksilme görmeniz olağandır.

Grafikte aşırı kilolu veya obez kadınlarda düşük karbonhidrat ve düşük yağlı diyetleri karşılaştıran bir çalışmanın sonuçlarını göreceksiniz. (4 Güvenilir Kaynak).

grafik

Düşük karbonhidratlı diyetle beslenen grup doygun hissederken, düşük yağlı beslenen grup ise fazla kalori alır ve aç kalır.

Karbonhidratları kestiğinizde ya da azalttığınızda  aç kalmadan daha az kalori almaya başlayacaksınız ( 5 ).

ÖZET: Şeker ve nişastaları (karbonhidratları) diyetinizden çıkarmak iştahınızı azaltır, insülin seviyenizi düşürür ve aç kalmadan kilo vermenizi sağlar.

  1. Protein, yağ ve sebze yiyin

Menünüzde mutlaka bir protein kaynağı, yağ ve düşük karbonhidratlı sebzeler bulunsun.

Günlük öğünlerinizi bu şekilde tasarlarsanız karbonhidrat alımınız otomatik olarak 20-50 gram aralığına düşecektir.

Protein Kaynakları

  • Et: Sığır eti, tavuk, kuzu eti vb.
  • Balık ve Deniz Ürünleri: Somon, alabalık, karides vb.
  • Yumurtalar ve peynir

Proteinleri eksiksiz tüketmeniz metabolizma hızınızı günde 80 ila 100 kalori arttırdığı gösterilmiştir (6 Güvenilir Kaynak7 Güvenilir Kaynak8 Güvenilir Kaynak).

Yüksek proteinli diyetler ayrıca yiyeceklere duyulan istek ve takıntılı düşünceleri % 60 oranında azaltabilir, gece geç saatlerde atıştırma arzusunu yarı yarıya azaltabilir ve sizi o kadar tok hissettirir ki, günlük olarak 441 daha az kalori almanızı sağlar (9 Güvenilir Kaynak10 Güvenilir Kaynak).

Düşük Karbonhidratlı Sebzeler

  • Brokoli
  • Karnıbahar
  • Ispanak
  • Lahana, Brüksel lahanası
  • Kabak
  • Mantar
  • Biber
  • Bamya
  • Marul
  • Salatalık
  • Pazı, roka, kuzu kulağı, maydanoz, dereotu gibi tüm yeşillikler.

Tabağınızı bu düşük karbonhidratlı sebzelerle doldurmaktan korkmayın. Günde 20-50 net karbonhidrat geçmeden çok fazla miktarda yiyebilirsiniz.

Çoğunlukla protein ve bol miktarda sebzelere dayalı bir diyet, sağlıklı olmanız için gereken tüm lifleri, vitaminleri ve mineralleri içerir.

Yağ Kaynakları

  • Zeytin yağı
  • Tereyağı
  • Hindistancevizi yağı
  • Avokado yağı
  • Yağlı tohumlar (ceviz, fındık, badem, kabak çekirdeği vb)
  • Günde 2 ya da 3 öğün yapın. İkindi vaktinde acıkırsanız bir ara öğün ekleyebilirsiniz.

Bu şekilde düşük karbonhidratlı bir beslenme uyguladığınızda eğer yağları eksik alırsanız halsizlik, yorgunluk gibi yan etkiler yaşayabilirsiniz. Doğal yağları tüketmekten korkmayın. Sizi hem tok tutacak hem de güvende tutacaktır.

ÖZET: Menünüzü protein, yağ ve düşük karbonhidratlı sebzelerle oluşturun. Böylece karbonhidrat alımınızı ve açlık seviyenizi ciddi derecede düşüreceksiniz.

  1. Haftada 3 kez Ağırlık Kaldırın

Egzersiz için en iyi seçenek haftada 3-4 kez spor salonuna gitmektir. Isının ve biraz ağırlık kaldırın.

Bu konuda bilginiz azsa bir spor hocasından mutlaka destek alın.

Ağırlık kaldırmak yağ yakmanın en iyi yoludur.(11 Güvenilir Kaynak12 Güvenilir Kaynak).

Düşük karbonhidratlı diyetler üzerine yapılan çalışmalarda vücut yağı önemli derecede düşer ve bir miktar kas kazanılabileceği de görülmektedir ( 13 ).

Eğer ağırlık kaldırmanın size uygun olmadığını düşünüyorsanız bisiklet, yüzme ya da koşu-tempolu yürüme gibi bazı kardio egzersizleri de yeterli olacaktır.

ÖZET: Ağırlık kaldırmak yağ yakmak için en iyi seçenektir. Uygun değilse kardiyo da yapılabilir.

İsteğe Bağlı – Haftada Bir Kez ‘’Rahat Öğün’’ Yapın

Haftada 1 gün daha fazla karbonhidrat yemek için kendinize izin verebilirsiniz. İnsanlar bu gün için genelde cumartesi ya da pazarı tercih eder.

Genel olarak yoğurt, meyve, yulaf, patates, kinoa, tatlı patates gibi sağlıklı karbonhidrat kaynaklarına bağlı kalmak önemlidir. Eğer daha sağlıksız seçenekleri kullanacaksanız o gün bugün olmalıdır.

Dikkat etmeniz gereken, bu rahat günü haftada 1den fazla yapmamaktır. Eğer fazla olursa bahsettiğim program işe yaramayacaktır.

Bu rahat günü yapmanız şart değil ancak bazı çalışmalarda leptin ve tiroid hormonları gibi yağ yakıcı bazı hormonları arttırmaya olumlu etkisi gözlenmiştir. (14 Güvenilir Kaynak15 Güvenilir Kaynak).

Rahat gün boyunca ve ertesi gün bir miktar kilo artışı gözlemleyebilirsiniz. Bu artışın çoğunluğu sıvı olacak ve 1-2 günde tekrar kaybedeceksiniz.

ÖZET: Haftada 1 gün fazla karbonhidrat alımı gerekli değil ama sizi rahatlatacak ve iyi hissettirecekse yapılabilir.

Kaloriler ve Porsiyon Kontrolü Hakkında

Karbonhidratları çok düşük tuttuğunuzda ve protein, yağ ve düşük karbonhidratlı sebzelere sadık kaldığınız sürece kalorileri saymanız gerekmez.

Ancak daha kontrollü ilerlemek istiyorsanız internette güvenilir sitelerden kalori hesaplamalarını yapabilirsiniz. Bknz: fitekran.com

Bu planın asıl amacı karbonhidratları günde 20-50 gramın altında tutmak ve kalorilerinizin kalanını protein ve yağdan almaktır.

ÖZET: Bu planda kilo vermek için kalori saymak gerekli değildir. Karbonhidratlarınızı kesinlikle 20-50 gram aralığında tutmak çok önemlidir.

İşleri Kolaylaştırmak ve Daha Hızlı Kilo Vermek İçin Bonus 8 İpucu

  1. Yüksek proteinli bir kahvaltı yapın. Bunu yaptığınızda gün boyunca daha tok olacak ve daha az kalori alacaksınız (16 Güvenilir Kaynak17 Güvenilir Kaynak).
  2. Şekerli içeceklerden ve meyve suyundan kaçının. Sıvı şeker içmek kilo almanın en kolay yoludur. Bunları mutlaka kesin suretle bırakın. (18 Güvenilir Kaynak19).
  3. Yemeklerden yarım saat önce su için. Bir çalışmada yemeklerden 30 dk önce içilen 1 bardak suyun toplam kilo kaybına %44 olumlu katkı yaptığını göstermiş (20 Güvenilir Kaynak).
  4. Çözünür lif yiyin. Çalışmalar, çözünür liflerin, özellikle göbek bölgesindeki yağı azaltabileceğini göstermektedir . Glukomannan gibi lif takviyeleri de yardımcı olabilir (21 Güvenilir Kaynak22 Güvenilir Kaynak).
  5. Kahve veya çay için. Günde 2 3 bardak kahve ve çay tüketimiyle metabolizmanızı % 3-11 oranında arttırabilirsiniz. (23 Güvenilir Kaynak24 Güvenilir Kaynak25 Güvenilir Kaynak).
  6. Çoğunlukla işlenmemiş yiyecekleri yiyin. Diyetinizin çoğunu doğal besinlerle oluşturun. Daha sağlıklı olacak ve daha tok tutacaktır.
  7. Yeme hızınızı düşürün. Hızlı yemek yiyenler kilo alır. Yavaş yemek, daha tok hissetmeni sağlar ve ağırlık azaltan hormonları arttırır ( 26 ,27 Güvenilir Kaynak).
  8. Kaliteli uyuyun. Kötü uyku kilo alımı için en güçlü risk faktörlerinden biridir, bu nedenle uykunuza dikkat etmek önemlidir( 30 ).

Kilo Kaybı ve Diğer Faydaları

Kişiye göre değişmekle birlikte ilk haftada 2-3 ya da 4-5 kilo kayıp yaşayabilirsiniz.

Ben böyle bir diyet uyguladığımda 10 günde 3 kiloya yakın kilo kaybediyorum. Bu adımları uzun süre uygulayacaksanız Ketojenik diyeti araştırıp daha sistemli ilerleyebilirsiniz.

İlk birkaç gün, biraz garip hissedebilirsiniz. Vücudunuz yıllardır karbonhidrat yakıyor, bu yüzden yağ yakmaya alışması biraz zaman alabilir.

Buna “düşük karbonhidrat gribi” veya ” keto gribi ” denir ve genellikle birkaç gün içinde biter. Uzun süre uygulayacaksanız diyetinize fazladan tuz ilave etmek bu konuda yardımcı olabilir.

İlk birkaç günden sonra çok daha rahat olacağınızı gözlemleyeceksiniz.

Bu tarz bir düşük karbonhidratlı diyetin sağlığa başka faydaları da var;

ÖZET: Kilo kaybına odaklı olabilirsiniz ancak düşük karbonhidratlı diyetin sağlığınıza diğer faydalarını da unutmayın. Kilo kaybınız ilk haftalarda yüksek olabilir.

Kilo Vermek için Kendinize çok Yüklenmeye ihtiyacınız yok

Eğer tıbbi bir durumunuz-hastalığınız varsa, böyle bir plan uygulamadan önce doktorunuzdan fikir alın.

Karbonhidratı azaltıp ve insülin seviyelerini düşürerek hormonal düzeni değiştirir, vücudunuzu ve beyninizi kilo vermeyi ister hale getirirsiniz.

Bu beslenme sistemi geleneksel kilo kaybı yöntemlerindeki genel başarısızlık sebebi olan temel nedeni ortadan kaldırır yani iştahı ve açlığı ciddi şekilde azaltır.

Bu yöntemin, klasik düşük kalorili, orta karbonhidratlı bir diyetten 2-3 kat daha fazla kilo vermenizi sağladığı kanıtlanmıştır ( 38 , 39 ,40 Güvenilir Kaynak).

Sabırsız ve tartıyla motive olan insanlara faydası ise ilk günlerde sıvı kaybının yüksek olmasıyla yüksek kilo kaybının görülmesidir.

Yorumum;

Bu tip bir beslenmenin uzun vadede, ülkemiz şartları ve ortamı düşünüldüğünde sürdürülebilir olmadığının farkındayım. Ancak hızlı kilo kaybı isteniliyorsa sağlıksız uygulamalar yerine doğal besinlerle bu tarz bir sistemin benimsenmesi daha verimli olacaktır. Unutmayın sizin için en iyi diyet rahatlıkla sürdürebileceğiniz diyettir.

Sevgiler.

Dyt Alican Demiroğlu

Aralıklı Oruç rehberim için tıklayın

İnsülin Direncini anlama rehberi için tıklayın

Açlığınızın sebebini bulmak için tıklayın 

(Yazıda healthline.com sitesindeki kaynaklardan çeviriler kullanılmıştır.)

Açlığınızın Sebebini Bulun

SÜREKLİ AÇ OLMAMIZIN 14 NEDENİ

Açlık, vücudunuzun daha fazla yiyeceğe ihtiyacı olduğunu gösteren doğal bir işarettir. Acıktığınızda mideniz boşalır ve guruldar, başınız ağrır, kötü hissedersiniz ve konsantre olmakta zorluklar yaşarsınız.

Çoğumuzun yaşadığı bu sık açlıklar belki de kilo almamızın ve kilo kontrolümüzü sağlayamamamızın en büyük nedeni. Bence kilo kontrolünü sağlamak için ilk yapacağınız iş size açlık yaşatan potansiyel sebepleri gözden geçirip bunları düzeltmek olmalı.

O zaman işler sizin ve vücudunuz için çok daha kolaylaşacaktır.

İşte aşırı aç olmamızın 14 nedeni.

 

açlık sebebi

1- YETERLİ PROTEİN TÜKETMİYOR OLABİLİRSİNİZ

Yeterli protein tüketmek iştahın kontrolünde oldukça önemlidir.

Proteinler otomatik olarak gün boyu daha az kalori almamızı sağlayan açlık azaltıcı özelliklere sahiptir. Bunu tokluğu sağlayan hormonların üretimini artırarak ve açlık hormonlarını azaltarak yapar (1,2, 3, 4).

Bu etkileri göz önüne alındığında yeteri kadar protein tüketmemeniz sık sık aç hissetmenize sebep olabilir.

Bir çalışmada, 12 hafta boyunca kalorilerinin % 25’ini protein olarak tüketen 14 fazla kilolu erkeğin, daha az protein tüketen bir gruba kıyasla, gece atıştırma isteklerinde % 50’lik bir azalma yaşadığı görüldü (5).

Ek olarak, daha yüksek protein alımına sahip olanların gün boyunca daha fazla tokluk hissine ve yemek yeme konusunda daha az takıntılı düşüncelere sahip olduğu bildirmiştir (5).

Pek çok besin protein bakımından oldukça zengin olduğundan yeterince protein almanız o kadar da zor değildir. Protein bakımından zengin bir öğün tüketmeniz aşırı açlığı önlemenize yardımcı olur.

Kırmızı et, beyaz et, balık, yumurta ve peynir gibi hayvansal besinler yüksek miktarda protein içerir.

Ayrıca süt, yoğurt, kefir gibi süt ürünlerinde; kurubaklagiller, kuruyemişler, tohumlar ve tahıllar gibi bitkisel besinlerde de protein içerir

ÖZET: Proteinler açlık hormonlarını düzenleyerek iştah kontrolünde önemli bir rol oynar. Bu sebepten dolayı yeterli protein almazsanız sık sık aç hissedebilirsiniz.

2- YETERİ KADAR UYUMUYOR OLABİLİRSİNİZ

Yeteri kadar uyumak sağlığınız açısından oldukça önemlidir.

Uyku, beyninizin ve bağışıklık sisteminizin sağlıklı bir şekilde çalışması için gereklidir. Ayrıca uyku kalp hastalıkları ve kanser dahil olmak üzere birçok kronik hastalıkla az da olsa ilişkilidir (6).

Ayrıca, yeterince uyumak, iştahı artıran hormon olan ghrelinin düzenlenmesine yardımcı olduğundan iştahı kontrol etmede bir faktördür. Az uyumak, ghrelinin yükselmesine sebep olur, bu da uykusuz kaldığınızda aç hissetmenizin nedenidir (7, 8).

Bir çalışmada, yalnızca bir gece uykusuz kalmış 15 kişinin, sekiz saat boyunca uyuyan bir gruba kıyasla, önemli ölçüde daha aç olduğu ve % 14 oranında daha büyük porsiyon boyutlarını seçtiği görülmüş (9).

Yeterli uyku, tokluk hissini sağlayan bir hormon olan leptinin yeterli düzeyde salgılanmasına da yardımcı olur (7, 8).

Açlık seviyenizi kontrol altında tutmak için genellikle her gece en az sekiz saat kesintisiz uyumanız gerekmektedir.

ÖZET: Uykusuzluk, açlık hormon seviyelerinizde dalgalanmalara ve dolayısıyla daha sık aç hissetmenize neden olur.

3- FAZLA RAFİNE KARBONHİDRAT TÜKETİYOR OLABİLİRSİNİZ

Rafine karbonhidratlar bazı işlemlerle lifinden, vitaminlerinden ve minerallerinden ayrıştırılmış karbonhidratlardır.

En iyi bilinen rafine karbonhidrat kaynaklarından biri, ekmek, pasta, poğaça ve makarna gibi birçok tahıl bazlı gıdada bulunan beyaz undur. İşlenmiş şekerlerle yapılan soda, şeker ve unlu mamuller gibi gıdaların da rafine edilmiş karbonhidrat olduğu kabul edilir.

Rafine karbonhidratlarda lif bulunmadığı için vücudunuz bunları çok çabuk sindirir. Lif tokluk sağlayan bir gıda bileşenidir ve rafine karbonhidratlar lif bulundurmadığı için tokluk sağlamada yetersiz kalır, bu da sık sık acıkmanızın bir sebebi olabilir (10).

Üstelik rafine karbonhidrat tüketmek kan şekerinizin çok hızlı yükselmesine neden olur. Bu da şekerin hücreler içine taşınmasında görevli olan insülin hormonunun fazla salgılanmasına neden olur (10, 11).

Yüksek kan şekerine karşı birden çok fazla insülin salındığında şeker hızlı bir şekilde kandan uzaklaşarak hücrelere girer, bu da kan şekerinizde ani düşmelere neden olur (10, 11).

Düşük kan şekeri seviyeleri vücudunuza daha fazla yiyeceğe ihtiyacı olduğu sinyallerini verir. Bu da rafine karbonhidratların diyetinizin düzenli bir parçası olması durumunda sık sık aç hissetmenizin bir başka nedenidir (10).

Rafine karbonhidratlar yerine daha sağlıklı olan sebzeler, meyveler, baklagiller ve tam tahılları tercih etmelisiniz. Bu besinler de karbonhidrat bakımından zengindir ancak açlığı kontrol altında tutmada yardımcı olan lif bakımından zengindir (12).

ÖZET: Rafine karbonhidratlar liften yoksundur ve kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olur. Bu da çok fazla rafine karbonhidrat tüketmeniz durumunda neden daha çok acıktığınızın nedenidir.

4- DİYETİNİZ YAĞDAN FAKİR OLABİLİR

Yağlar tok tutmakta önemli rol oynar.

Bu, yağların yavaş gastrointestinal geçiş süresinden kaynaklanır. Dolayısıyla, yağları sindirmenizin uzun sürmesi ve midenizde uzun süre kalması anlamına gelir. Ayrıca yağdan zengin beslenmek tokluğu sağlayıcı çeşitli hormonların salınmasına yol açar (13, 14, 15).

Bu nedenlerden dolayı eğer diyetiniz yağdan fakirse sık sık acıkmanız mümkündür.

270 obez yetişkin içeren bir çalışmada az yağlı diyetle beslenen grubun, az karbonhidrat içeren gruba kıyasla şekerli yiyecekleri daha fazla tercih ettiği görülmüş (16).

Üstelik az yağlı diyetle beslenen grup, az karbonhidratlı beslenen gruba göre daha fazla açlık hissetmiş (16).

Yağ alımınızı artırmak için diyetinize dahil edebileceğiniz birçok sağlıklı, yüksek yağlı gıda vardır. Orta zincirli trigliseritler (MCT’ler) ve omega-3 yağ asitleri gibi bazı yağ türleri, iştah azaltıcı etki bakımından en çok incelenen yağ türleridir (17, 18, 19, 20).

MCT’nin en zengin kaynağı hindistancevizi yağıdır. Omega-3 yağ asitleri ise somon, ton balığı ve uskumru gibi yağlı balıklarda bulunur. Omega-3 yağ asitlerini ayrıca ceviz ve keten tohumu gibi bitki bazlı yiyeceklerden de alabilirsiniz.

Diğer bazı sağlıklı, yüksek yağlı yiyecek kaynakları arasında avokado, zeytinyağı, yumurta ve tam yağlı yoğurt bulunur.

ÖZET: Diyetiniz yeteri kadar yağ içermiyorsa, sık sık aç hissedebilirsiniz. Bunun nedeni, yağın sindirimi yavaşlatmada ve tokluğu arttırıcı hormonların üretimini arttırmada rol oynamasıdır.

5- YETERİ KADAR SU İÇMİYOR OLABİLİRSİNİZ

Su içmek kilo kontrolünde önemli bir rol oynar

Yeterince su içmek, beyin ve kalp sağlığını geliştirmek ve egzersiz performansını artırmak gibi pek çok sağlık yararına sahiptir. Ayrıca su, cildinizin ve sindirim sisteminizin daha sağlıklı olmasını sağlar (21).

Su ayrıca tok tutucu özelliğe sahiptir, yemeklerden önce tüketildiğinde iştahı azaltma potansiyeline sahiptir (22, 23).

Bir çalışmada, yemekten önce iki bardak su içen 14 kişinin, hiç su içmeyenlere göre yaklaşık 600 kalori daha az enerji aldığı görülmüş (24).

Suyun tokluk sağlayıcı rolü göz önüne alındığında, eğer yeterince su içmiyorsanız sık sık acıktığınızı fark edebilirsiniz.

Susuzluk hissi açlık hissi ile karıştırılabilir. Sıklıkla acıkıyorsanız, gerçekten acıkmış mı yoksa yalnızca susamış mı olduğunuzu anlamak için bir veya iki bardak su içmeniz yararlı olabilir (23).

Hidrasyonunuzun tam olarak sağlandığından emin olmak için susadığınız zaman yalnızca su için. Meyve ve sebzeler de dahil olmak üzere, su açısından zengin yiyecekleri tüketmek, hidrasyon gereksiniminize de katkı sağlayacaktır (25).

ÖZET: Sıklıkla aç olmanızın sebebi yeteri kadar su içmemeniz olabilir. Ayrıca açlık hissi ile susuzluk hissi karıştırılabilir. Aç olmanızın nedeni aslında susuz olmanız olabilir.

6- DİYETİNİZ LİFTEN FAKİR OLABİLİR

Diyetinizin lif içeriği düşükse, kendinizi sık sık aç hissedebilirsiniz.

Lif açısından zengin beslenmek, açlığı kontrol altında tutmada faydalıdır. Yüksek lifli besinler mideyi daha geç terk eder ve düşük lifli besinlere kıyasla sindirimi daha uzun sürer (12, 26).

Ayrıca yüksek lif alımı, iştah azaltan hormonların salınmasını ve tokluğu arttırıcı etkilere sahip olduğu bilinen kısa zincirli yağ asitlerinin üretimini etkiler (12).

Ancak dikkat edilmesi gereken nokta farklı tiplerde liflerin bulunduğudur ve bazıları sizi tok tutmakta diğerlerinden daha iyidir. Birkaç araştırmada suda çözünebilen liflerin suda çözünmeyen liflere kıyasla daha fazla tok tutucu özellikte olduğu görülmüştür (27, 28, 29).

Yulaf lapası, keten tohumu, tatlı patates, portakal ve Brüksel lahanası çok iyi çözünür lif kaynaklarıdır.

Yüksek lifli bir diyet yalnızca tok kalmaya yardımcı olmaz. Aynı zamanda kalp hastalıkları, diyabet, obezite gibi hastalık risklerini de azaltır (30).

Yeterince lif tüketebilmek için meyve, sebze, kuruyemiş, baklagiller ve tam tahıllı besinler bakımından zengin bir diyet tercih edilmelidir.

ÖZET: Yeterli lif tüketmiyorsanız sıklıkla acıkmanız normaldir. Bunun nedeni, lifin iştahınızı azaltmada ve sizi tok tutmada rol oynamasıdır.

7- DİKKATİNİZ DAĞINIKKEN YİYOR OLABİLİRSİNİZ

Yoğun bir yaşam tarzınız varsa sık sık dikkatiniz dağınıkken yemek yiyebiliyorsunuz.

Başka bir işle meşgulken yemek yemek her ne kadar zamandan tasarruf etmenize yardımcı olsa da, sağlığınız için iyi bir durum değildir. Bu durum iştahınızın daha açık olmasına, daha çok kalori almanıza ve kilo artışına neden olur (31).

Bunun birincil nedeni, başka bir işle meşgulken yemek yemeniz durumunda ne kadar yediğinizin bilincinde olmayışınızdır. Dikkatiniz dağınıkken yemek yediğiniz zamanlarda, dikkatiniz dağınık değilken yemek yediğiniz zamanlara kıyasla vücudunuz tokluk sinyallerini daha verimsiz şekilde değerlendirir (31).

Dikkati dağınık şekilde yemek yiyenlerin, dikkati dağınık olmayan kişilere kıyasla daha aç olduğu çeşitli çalışmalarla desteklenmektedir (31).

Bir çalışmada 88 kadının dikkati dağınıkken veya sessizce oturarak yemek yemesi istenmiştir. Dikkati dağınık halde yemek yiyenlerin daha geç tokluk hissettiği ve gün içindeki yeme isteklerinin daha çok olduğu bildirilmiştir (32).

Başka bir çalışmada bilgisayar oyunu oynarken yemek yiyenlerin, bilgisayar oyunu oynamadan yalnızca yemeğine odaklanarak yemek yiyen grupla kıyaslandığında tokluk hislerinin daha az olduğu görülmüş. Ayrıca bilgisayar oyunu sebebiyle dikkati dağılmış olan grup, günün ilerleyen zamanlarında %48 daha fazla yiyecek tüketmiş (33).

Yemek yeme esnasında dikkatinizi dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmanız tokluğunuzu arttırmada yardımcı olabilir. Böylelikle yemeğinizin tadına daha çok varırsınız ve vücudunuza tokluk sinyallerini daha rahat algılaması için bir olanak sunmuş olursunuz.

ÖZET: Dikkatiniz dağınık halde yemek yemeniz daha çok aç olmanızın bir sebebi olabilir, çünkü tokluk sinyallerini fark etmenizi zorlaştırır.

8- ÇOK FAZLA EGZERSİZ YAPIYOR OLABİLİRSİNİZ

Sık egzersiz yapmanız çok fazla kalori yakmanıza sebep oluyor olabilir.

Bu, özellikle yüksek yoğunluklu bir çalışmaya düzenli olarak katılıyorsanız veya maraton antrenmanı gibi uzun süreler boyunca fiziksel aktiviteler yapıyorsanız geçerlidir.

Araştırmalar yoğun ve düzenli egzersiz yapanların daha hızlı bir metabolizmaya sahip olduğunu, yani dinlenme anında, orta düzeyde egzersiz yapanlara veya sedanter yaşam tarzına sahip olanlara kıyasla daha fazla kalori yaktığını göstermektedir (34, 35, 36).

Bir çalışmada 45 dakika yüksek yoğunluklu egzersiz yapan 10 erkeğin metabolik hızlarının, egzersiz yapmadıkları günlere kıyasla %37 arttığı görülmüş (37).

Başka bir çalışmada da 16 gün boyunca yüksek yoğunlukta egzersiz yapan kadınların, egzersiz yapmayan bir gruba kıyasla günde %33 daha fazla kalori yaktığı ve orta yoğunlukta egzersiz yapan başka bir gruba kıyasla da %15 daha fazla kalori yaktığı görülmüş. Kadın çalışmalarının sonuçları erkek çalışmalarının sonuçları ile benzer özellikte (38).

Her ne kadar birçok çalışma egzersizin iştahı bastırmak için yararlı olduğunu göstermiş olsa da, yüksek yoğunluklu ve uzun süreli egzersiz yapanların, egzersiz yapmayanlara göre daha fazla iştahlı olduğu yönünde kanıtlar vardır (39, 40, 41, 42).

Normal yediğiniz miktardan, egzersizine yakıt olması için biraz daha fazla yiyerek egzersizden kaynaklı aşırı açlığınızı önleyebilirsiniz. Lifli, yüksek proteinli ve sağlıklı yağ oranı yüksek gıdalar tokluk sağlamada oldukça yararlı olacaktır.

Bunun yanında egzersiz sürenizi veya egzersiz yoğunluğunuzu azaltmanız başka bir çözüm yolu olabilir.

Ancak bu önerilerin sık ve yüksek yoğunlukta egzersiz yapanlar için olduğuna dikkat etmeniz gerekmektedir. Orta yoğunlukta egzersiz yapıyorsanız genellikle bu önerileri uygulamanız gerekmez.

ÖZET: Düzenli olarak yüksek yoğunluklu veya uzun süre egzersiz yapan bireyler daha iştahlı olur ve daha hızlı bir metabolizmaya sahiptir. Bu sebeple de sık sık acıkabilirler.

9- ÇOK FAZLA ALKOL TÜKETİYOR OLABİLİRSİNİZ

Alkol iyi bilinen bir iştah açıcıdır (43).

Araştırmalar, alkolün, özellikle yemeklerden önce veya yemeklerle birlikte tüketildiğinde, leptin gibi iştahı azaltan hormonları inhibe edebileceğini göstermiştir. Bu nedenle, çok fazla alkol aldığınızda sık sık aç hissedebilirsiniz (43, 44, 45).

Bir çalışmada, öğlen yemeğinden önce 1,5 ons (40 ml) alkol alan 12 erkeğin, aynı öğünde sadece 0,3 ons (10 ml) alkol alan bir gruba göre 300 kalori daha fazla enerji tükettiği görülmüş (46).

Ayrıca daha fazla alkol alanların, daha az alkol alan gruba kıyasla gün boyunca %10 daha fazla kalori aldığı görülmüş. Buna ek olarak daha fazla alkol alanların yüksek yağlı ve tuzlu besinleri tercih etme eğilimleri de artmış (46).

Başka bir çalışmada da bir öğünde 1 ons (30 ml) alkollü içki içmiş olan 26 kişinin, alkol almayan gruba kıyasla enerji alımlarında %30 oranında bir artış olduğu görülmüş (47).

Acıkmanıza sebep olan tek şey alkolün acıkmayı arttırıcı kapasitesi değildir. Alkol aynı zamanda beyni etkileyerek doğru karar verme yetinizi de bozar ve ne kadar aç olduğunuza bakmaksızın daha fazla yemek yemenize sebep olabilir (44).

Alkolün açlığa neden olan bu etkileri göz önüne alındığında ya orta derecede tüketilmeli ya da tüketimi tamamen kesilmelidir (48).

ÖZET: Çok fazla alkol tüketmek, açlığı arttıran hormonların üretimini azaltmadaki rolünden dolayı sık sık aç hissetmenize neden olabilir.

10- YİYECEKLERİNİZİ GENELLİKLE SIVI TÜKETİYOR OLABİLİRSİNİZ

Sıvı ve katı yiyecekler iştahınızı farklı şekillerde etkiler.

Smoothieler, öğün yerine geçen toz karışımlar ve çorbalar gibi sıvı gıdaları çok fazla tüketiyorsanız katı yiyecekler yediğiniz zamanlardan daha sık açlık hissedebilirsiniz.

Bunun en önemli sebebi sıvı gıdaların katı gıdalara göre midenizden daha hızlı geçiş yapmasıdır (49, 50, 51).

Ayrıca bazı araştırmalar, sıvı gıdaların katı gıdalara kıyasla açlığı artıcı hormonların baskılanması üzerinde büyük bir etkisi olmadığını göstermektedir (49, 52).

Sıvı yiyecekleri tüketmek, katı yiyecekleri tüketmekten daha az vakit alır. Bu durumda beyninizin tokluk sinyallerini alıp işlemesi için yeteri kadar vakti olamayacağı için tok olduğunuzu anlamanız güçleşir ve bu da daha fazla yemenize sebep olabilir (53).

Bir çalışmada, sıvı atıştırmalık tüketen kişilerin katı atıştırmalık tüketenlere göre daha az tok hissettikleri ve daha çabuk acıktıkları gösterilmiş. Ayrıca sıvı atıştırmalık tüketen grubun katı atıştırmalık tüketen gruba kıyasla gün içinde 400 kalori daha fazla enerji aldığı da görülmüş (52).

Diyetinizi katı yiyecekler yönünden zenginleştirmeniz sık sık aç hissetmenizi engelleyebilecek bir yol olabilir.

ÖZET: Sıvı yiyecekler tokluk hissini oluşturma açısından katı yiyecekler kadar başarılı değildir. Sıvı besinler diyetinizin önemli bir parçasıysa sık sık aç hissedebilirsiniz.

11- FAZLA STRESLİ OLABİLİRSİNİZ

Aşırı stresin iştahı arttırdığı bilinen bir gerçektir.

Bu çoğunlukla, açlığı ve yemek yeme isteğini arttırması ile bilinen kortizol hormonunun stresli zamanlarda vücuttaki miktarının artması ile açıklanabilir. Bu nedenle stresli olduğunuz zamanlarda daha sık acıktığınızı fark edebilirsiniz (54, 55, 56, 57).

Bir çalışmada strese maruz kalan 59 kadının, strese maruz kalmayan kadınlara kıyasla gün boyunca daha fazla kalori tükettiği ve tatlı yiyecekleri daha çok tercih ettiği görülmüştür (57).

Başka bir çalışmada 350 genç kızın beslenme alışkanlıkları karşılaştırılmış. Bu çalışmada da stres seviyesi yüksek olan kızların, stres seviyesi düşük olan kızlara kıyasla daha fazla yediği, ayrıca stres seviyesi yüksek kızların özellikle cips ve çerez gibi sağlıksız atıştırmalıklara daha fazla yöneldiği de gösterilmiştir (58).

Stresli zamanlarınızda hemen yemek yemeye sığınmayın. Bunun yerine stresini azaltmak için derin nefes alma tekniklerini ve egzersiz yapmayı tercih etmeniz sizin için daha yararlı olacaktır (59, 60).

ÖZET: Aşırı stres, vücuttaki kortizol seviyesini arttırması sebebiyle sık sık acıkmanızın sebebi olabilir.

12- İLAÇLARINIZ İŞTAHINIZI ARTTIRIYOR OLABİLİR

Bazı ilaçlar iştahınızı arttırmak gibi yan etkiler gösterebilir.

İştahı açtığı bilinen ilaçlar arasında klozapin ve olanzapin gibi antipsikotiklerin yanı sıra antidepresanlar, duygudurum dengeleyiciler, kortikosteroitler ve antinöbet ilaçları ilaçları bulunmaktadır (61, 62, 63, 64).

Ek olarak insülin, insülin salgılatıcıları ve tiazolidindionlar gibi bazı diyabet ilaçlarının açlığı ve iştahı arttırdığı da bilinmektedir (65).

Ayrıca doğum kontrol haplarının da iştahı arttırdığı söylenmekte ancak bu bilgi henüz güçlü bilimsel çalışmalarla desteklenmemektedir.

Kullandığınız ilaçların sık sık acıkmanıza sebep olduğunu düşünüyorsanız başka tedavi seçenekleri bulma konusunda doktorunuzla konuşmanız faydalı olabilir. Kullandığınız ilaçlar yerine sizi acıktırmayan alternatif ilaçlara yönelebilirsiniz.

ÖZET: Bazı ilaçlar iştah arttırıcı yan etkilere sahip olabilir. Sıklıkla acıkmanızın bir sebebi de kullandığınız ilaçlar olabilir.

13- HIZLI YİYOR OLABİLİRSİNİZ

Yemek yeme hızınızın iştahınız üzerinde rolü bulunmaktadır.

Çeşitli araştırmalar hızlı yiyenlerin yavaş yiyenlere kıyasla iştahlarının daha açık olduğunu ve öğünlerde daha fazla yemek yediklerini göstermektedir. Ayrıca hızlı yiyen kişilerin fazla kilolu ve obez olma ihtimalleri de daha yüksektir (66, 67, 68, 69).

30 kadın üzerinde yapılan bir çalışmada, hızlı yiyen kadınlar yavaş yiyen kadınlara kıyasla %10 daha fazla kalori tüketmiş ve önemli ölçüde daha az tok hissetmişlerdir (70).

Başka bir çalışmada da diyabet hastalarında yemek yeme hızının etkileri karşılaştırılmış. Yemeğini yavaş yiyenler daha çabuk tok hissetmiş ve yemekten 30 dakika sonra hızlı yiyenlere kıyasla daha az aç hissettiklerini bildirmişler (71).

Çok hızlı yemek yediğinizde daha az çiğnersiniz. Çiğneme az da olsa tokluk hissi üzerinde etkilidir. Bu yüzden çok hızlı yemek yeme tokluk üzerinde azaltıcı etkiye sahiptir (72, 73, 74).

Ek olarak yavaş yemek ve besini iyice çiğnemek, beyninize, açlık karşıtı hormonları ve tokluk sinyallerini değerlendirebilmesi için daha uzun bir süre kazandırır (72, 75).

Daha yavaş yemek sık sık acıkmanızı engellemek için iyi bir yoldur. Yemek yeme sürenizi uzatmak için yemeklerden önce birkaç derin nefes alabilir, her lokmadan sonra çatlınızı veya kaşığınızı masaya bırakarak lokmanızı daha uzun sürede çiğnemeye çalışabilirsiniz.

ÖZET: Hızlı yemek, vücudunuza tokluğu algılaması için yeterli süreyi tanımaz. Bu da tokluk hissiniz oluşana kadar daha fazla miktarda yemek yemenize sebep olur.

14- BAZI HASTALIKLAR

Çok sık acıkmak bazı hastalıkların belirtisi olabilir.

Sık sık acıkmak klasik bir diyabet belirtisidir. Yüksek kan şekeri, aşırı susuzluk, kilo kaybı ve yorgunluk diyabetin diğer semptomları arasında sayılabilir (76).

Aşırı aktif tiroit bezi ile karakterize bir rahatsızlık olan hipertiroidi de sık acıkmayla ilişkilendirilir. Bunun nedeni iştahı arttırdığı bilinen tiroit hormonlarının hipertiroidide aşırı üretilmesidir (77, 78).

Ek olarak depresyon, anksiyete, regl öncesi sendromu da aşırı açlığın bazı klinik sebeplerindendir (56, 80).

Bu rahatsızlıklardan birini veya birkaçını taşıdığınızı düşünüyorsanız doğru tanı ve tedavi için doktorunuza danışmanız en sağlıklısı olacaktır.

ÖZET: Bazen aşırı açlık göz ardı edilmemesi gereken bazı rahatsızlıkların belirtisi olabilir

ÖNEMLİ NOKTALAR

Aşırı açlık vücudunuzun daha fazla yiyeceğe ihtiyaç duyduğunun bir işaretidir.

Genellikle yetersiz beslenme ve belirli yaşam tarzı alışkanlıkları dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilecek dengesiz iştah hormonlarının bir sonucudur.

Yukarıda sıraladığımız durumları düzeltip gereksiz açlık hissinden kurtulabilirsiniz.

Bu sebeplerin haricinde sık sık acıkmanızın nedeni gerçekten de az yemeniz olabilir. Bu durumda yiyecek alımınızı arttırmanız tek çözüm yoludur.

Dyt Alican Demiroğlu & Stj Dyt Betül Kadıoğlu

KAYNAKÇA:
1- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18469287
2- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25926512
3- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4258944/
4- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15466943
5- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20847729
6- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3353049/
7- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3763921/
8- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2084401/
9- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23428257
10- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3257742/
11- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3888273/
12- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3257631/
13- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK53550/
14- https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0924224414002386
15- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18469287
16- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3139783/
17- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3257626/
18- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/8696422
19- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11880549
20- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18602429
21- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2908954/
22- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23803882
23- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2849909/
24- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25893719
25- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20356431
26- https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0924224414002386
27- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21676152
28- https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0067482
29- https://academic.oup.com/nutritionreviews/article-abstract/74/2/131/1924832/Dietary-fiber-and-satiety-the-effects-of-oats-on?redirectedFrom=fulltext
30- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19335713
31- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3607652/
32- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17010237
33- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21147857
34- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3424457/
35- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1402378/
36- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/2204100
37- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21311363
38- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18377694/
39- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25614205
40- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21346335
41- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15531670
42- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20717015
43- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20096714
44- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26627094
45- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/14557794
46- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15059684
47- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11714490
48- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3276704/
49- http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0924224414002386
50- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/7083695
51- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11528491
52- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3278240/
53- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24847856
54- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3740553/
55- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4214609/
56- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4150387/
57- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11070333
58- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2849045/
59- http://www.hsj.gr/medicine/stress-management-techniques-evidencebased-procedures-that-reduce-stress-and-promote-health.php?aid=3429
60- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11148895
61- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16234878
62- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24011886
63- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3853679/
64- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11735653
65- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19490828
66- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20351697
67- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26143189
68- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18940848
69- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26100137
70- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18589027
71- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4212566/
72- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26188140
73- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21316411
74- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3607652/
75- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19875483
76- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4311308/
77- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3112506/
78- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4044302/
79-
80- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/9221991

*https://www.healthline.com/nutrition/14-reasons-always-hungry içeriğinden faydalanılmıştır.

Aralıklı Oruç & IF Rehberi

Türkçeye “aralıklı oruç diyeti” olarak çevirilen intermittent fasting (IF) son yıllarda üstüne çalışmaların arttığı oldukça popüler sağlık trendlerinden birisidir.

İnsanlar bu yöntemi kilo vermek, daha sağlıklı olmak ve hayatlarını basitleştirmek için kullanıyorlar.

Yapılan bir çok çalışma, intermittent fasting yönteminin vücudumuz ve beynimiz üzerinde güçlü etkileri olduğunu ve hatta daha uzun yaşamamıza yardımcı olabileceğini göstermektedir (1, 2, 3).

Intermittent Fasting Nedir?

Intermittent fasting günün belirli bir süresinde oruç tutulan ve yeme periyodlarının bulunduğu bir beslenme sistemidir.

Hangi besinleri yemeniz gerektiğini değil, ne zaman yemeniz gerektiğini anlatır. Yani bu sistem bir diyet değil, bir beslenme düzeni olarak tanımlanmaktadır.

Yaygın olan aralıklı oruç yöntemleri; günlük 16 saat oruç tutulup 8 saat yemek yenilen 16/8 yöntemi ve haftada iki kez yapılan 24 saatlik oruç yöntemidir.

Oruç, insanın varoluşundan beri isteyerek ya da istemeyerek gerçekleştirdiği bir uygulama olmuştur. Eski avcı-toplayıcıların ne buzdolapları ne marketleri ne de her zaman yiyecekler vardı. Bir çok zaman yiyecek bulamıyorlardı.

Bu durum insan vücudunun rahatlıkla uzun süre yiyeceksiz kalabileceğini gösteriyor.

Oruç İslam dininde olduğu gibi Hristiyanlık, Yahudilik ve budizm gibi dinlerde de manevi sebeplerle uygulanır.

ÖZET:

Aralıklı oruç (IF), vücudu sistematik bir açlığa maruz bırakıp sağlığı iyileştirme amacıyla uygulanan ve son yıllarda üstüne çalışmaların arttığı bir yeme sistemidir.

Intermittent Fasting Yöntemleri Nelerdir?

Aralıklı oruç diyetinin birkaç farklı yöntemi var. Bunlar günü ya da haftayı yeme ve oruç tutma süreçlerine bölmeyi hedefler.

  • 16/8 Yöntemi: Günlük 8 saatlik bir yeme periyodu belirleyip geri kalan 16 saatte oruç tuttuğunuz yöntemdir. Yapılması en kolay ve sürdürülebilir olan sistemdir. Yeme sürecinizi hayatınıza ve açlık-tokluk durumunuza göre ayarlayabilirsiniz. İki öğün beslenme olarak da geçer.
  • Ye-Dur-Ye: Bu yöntem haftada 1 veya 2 kez yaptığınız bir öğünden sonra 24 saat oruç tutmayı içeren sistemdir. Tek öğün beslenme olarak da adlandırılır.
  • 5:2 Yöntemi: Haftanın ardışık olmayan 2 günü yalnızca 500-600 kalori tüketilerek diğer 5 gün normal beslenme düzenine geçilen yöntemdir.

ÖZET:

Aralıklı oruç tutmanın birkaç yöntemi vardır, aralarında en uygulanabilir ve sürdürülebilir olanı 16/8 yöntemi yani iki öğün beslenmedir.

Intermittent Fasting Vücudumuzu Nasıl Etkiler?

Oruç tutmak hücrelerinizi ve hormonlarınızı etkiler, vücudunuzda hücresel ve moleküler düzeyde birçok değişiklik olur.

Örneğin vücudunuz oruç süresinde depolanan yağın enerji olarak yakılmasını sağlamak için hormon seviyelerini ayarlar.

Hücreleriniz önemli onarım işlemlerini başlatır ve hücre yenilenmesi (bir nevi gençleşme) başlar.

Vücuttaki bazı değişimler;

  • İNSÜLİN: Sistematik açlık insülin seviyelerini çapıcı derecede düşürür ve insülin duyarlılığını arttırır. Düşük insülin seviyeleri ise depolanan yağları kullanılmak için daha erişilebilir hale getirir (8).
  • BÜYÜME HORMONU: Oruç büyüme hormonu seviyelerini neredeyse 5 kat arttırır. Bu sayede yağ yakımı ve kas kazanımı ciddi derecede artar (4, 5, 6, 7).
  • HÜCRESEL ONARIM: Hücreler aç bırakıldığında onarım işlemlerini başlatır. Bu durum hücrelerin içinde biriken eski ve işlevsiz proteinleri sindirdiği ve uzaklaştırdığı ötofaji olayını sağlar (9, 10).
  • GEN EKSPRESYONU: Uzun ömür ve hastalıklara karşı korunma ile ilgili genlerin fonksiyonlarında değişiklikler görülmüştür (11,12).

Hormon seviyelerindeki bu değişiklikler, hücre fonksiyonu ve gen ekspresyonu, aralıklı açlığın sağlığa faydalarını göstermektedir.

ÖZET: Oruç tutulduğunda; büyüme hormonu artar, insülin seviyesi düşer ve vücutta hücre yenilenmesi başlar.

Intermittent Fasting Kilo Vermek İçin Harika Bir Yoldur

Kilo kaybı sağlamak aralıklı orucun tercih edilmesinin en yaygın sebeplerinden birisidir (13).

Daha az öğün yapmak kalori almında da otomatikman bir düşüşe yol açar.

Bunun yanında oruç, daha önce bahsettiğim gibi kilo kaybını sağlayacak hormon seviyelerini değiştirir.

İnsülini azaltmaya ve büyüme hormonu seviyelerini arttırmaya ek olarak, yağ yakımını sağlayan norepinefrin (noradrenalin) salınımını arttırır.

Hormonlardaki bu değişklikler nedeniyle kısa süreli açlıklar metabolizma hızınızı %3.6-14 oranında arttırabilir (14,15).

Daha az yemenizi ve daha fazla kalori yakmanızı sağlayan aralıklı oruç; kalori denkleminin her iki tarafını da değiştirerek kilo kaybına neden olur.

Çalışmalar sistematik açlığın çok güçlü bir kilo verme aracı olabileceğini göstermektedir.

*2014 tarihli bir metaanaliz çalışmasında bu beslenme sisteminin 3-24 haftalık sürelerde %3 ile %8 oranında kilo kaybına neden olabileceğini göstermiştir. Bu oran da diğer kilo kaybı çalışmalarına göre önemli bir miktardır (1).

Yine aynı çalışmada bel çevresinde %4-%7 incelme görülmüş bu da organlarınızda biriken ve hastalığa neden olan bel bölgesi yağlanmasında azalma olduğunu gösteriyor(1).

Başka bir çalışma aralıklı orucun, kalori kısıtlaması yapan geleneksel diyetlere kıyasla daha az kas kaybına neden olduğunu göstermiştir (16).

Tüm bunlarla birlikte aralıklı orucun başarısının genel sebebi olarak iştahı baskılaması ve daha az kalori alımını sağlaması olduğu bir gerçektir. Bu yüzden yeme periyodunuzda aşırı miktarda yemek yemeniz kilo kaybını engelleyebilir ve belki kilo almanıza bile sebep olabilir.

ÖZET: Aralıklı oruç daha az kalori almanıza yardımcı olurken metabolizma hızınızı belirli oranda arttırabilir. Kilo vermek ve göbek bölgesi yağlanmanızı azaltmak için çok etkili bir yoldur.

aralıklı oruç

SAĞLIK ÜZERİNE FAYDALARI

Hem insanlarda hem hayvanlarda aralıklı açlık üstüne birçok çalışma yapılmıştır.

Intermittent Fasting’in sağlığımıza bazı yararları;

  • KİLO KAYBI: Yukarıda da bahsettiğim gibi sistematik açlık kilo vermenize ve göbek bölgesi yağlanmasını azaltmaya fayda sağlar(1, 13).
  • İNSÜLİN DİRENCİ: Aralıklı açlık insülin direncini azaltabilir. Kan şekeri seviyenizi düşürerek insülin seviyelerinizi %20-31 oranında azaltarak sizi tip-2 diyabetten korur ve vücudun insüline olan hassasiyetini arttırır (1).
  • İNFLAMASYON: Bazı çalışmalar, birçok hastalığın temel sebebi olan iltihabın belirtilerinde azalma olduğunu göstermektedir (17, 18, 19).
  • KALP SAĞLIĞI: Aralıklı oruç, kalp hastalığı için ayrı ayrı risk faktörü olan; kötü kolesterol LDL, kan trigliseridleri, kan şekeri ve insülin direncini azaltabilir (1, 20, 21).
  • KANSER: Yapılan bazı hayvan çalışmaları sistematik açlığın kanseri önleyebileceğini göstermiştir (22, 23, 24, 25).
  • BEYİN SAĞLIĞI: Açlık beyin hormonu olan BDNF’yi arttırır ve yeni sinir hücrelerinin büyümesine yardımcı olabilir. Ayrıca Alzheimer hastalığına karşı da koruma sağlayabilir (26, 27, 28, 29).
  • YAŞLANMA KARŞITI: Aralıklı orucun farelerde yaşam süresini uzattığı görülmüştür. Çalışmalar aç bırakılan farelerin %36-83 oranında daha uzun yaşadığını göstermiştir (30, 31).

*Araştırmaların hala erken aşamada olduklarını unutmamak lazım. Çalışmaların çoğu küçük gruplarla, kısa süreli ya da hayvanlarda yapılmıştır. Daha büyük çapta insan çalışmaları yürütülmektedir ve cevaplanmayan birçok soru bulunmaktadır.

ÖZET: Aralıklı oruç vücudunuz ve beyniniz için faydalı olabilir. Kilo kaybı sağlayabilir; tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve kanser riskinizi azaltabilir. Daha uzun bir yaşamla da ilişkilendirilmektedir.

Sağlıklı Yaşamı Daha Kolay Hale Getirir

Sağlıklı beslenmek keyifli ancak bazılarımız için biraz zor olabilir. Sağlıklı yemekleri planlamak, hazırlamak, pişirmek özellikle yoğun bir hayatı olanlar için zor olabiliyor.

Özellikle sık öğünler yapmak ve gün içinde sürekli ne yiyeceğini düşünmek birçok kişi için başlı başına bir stres kaynağı haline geliyor.

Aralıklı oruç bu stresleri minimuma indiriyor ve sağlıklı hayatı oldukça kolay bir hale getiriyor.

Kimle Dikkatli Olmalı?

Aralıklı oruç herkes için güvenli olmayabilir.

Eğer şu durumlardan birini ya da birkaçını yaşıyorsanız;

  • Tip 1 diyabetiniz varsa ya da şiddetli kan şekeri düşüklüğü yaşıyorsanız,
  • Olmanız gereken kilonun altındaysanız,
  • Yeme bozukluğu geçmişiniz varsa,
  • Kadınlar için; amenore (menstruasyon yokluğu) yaşıyorsanız, gebeyseniz ya da emzirme dönemindeyseniz,
  • Tansiyonunuz düşükse,
  • ilaç kullanıyorsanız aralıklı oruç denemeden önce mutlaka bir doktora ya da beslenme uzmanına danışın.

Yan Etkileri Nelerdir?

Eğer yukarıda saydığım durumlardan birini yaşamıyorsanız oruç sizin için riskli bir yan etki oluşturmayacaktır.

Açlık, aralıklı orucun temel yan etkisidir ancak vücudunuzun bu sisteme uyum sağlaması için ona birkaç gün zaman vermelisiniz.

Tıbbi bir durumunuz varsa aralıklı oruç tutmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Bunların dışında sağlıklı ve iyi beslendiğiniz sürece bir süre yemek yememenizin tehlikeli bir tarafı yoktur. Aralıklı oruç güvenlidir.

Aralıklı Oruca Başlamak

Muhtemelen hayatınızın birçok zamanında bilinçli ya da bilinçsizce aralıklı oruç uygulamışsınızdır.

Örneğin akşam yemeğini yediniz ve geç uyudunuz, ertesi gün öğle yemeğine kadar bir şey yemediniz; işte 16 saatlik bir oruç deneyimi.

Birçok insan ise içgüdüsel olarak bu beslenme sistemini uyguluyor. Sabahları kalktığınızda aç hissetmiyorsanız ve kahvaltı yapma alışkanlığınız yoksa ve yapmıyorsanız endişeleneceğiniz hiçbir şey yok.

Aralıklı oruca başlamak için en uygun ve sürdürülebilir yöntem 16/8 yöntemidir. Burada ilk öğününüzü acıktığınız gibi yapmalı sonrasında ortalama 8 saat yeme pencerenizi ayarlamalı ve son öğününüzden sonra oruç sürecini başlatmalısınız.

Oruç süresinde çay, kahve, maden suyu, su gibi kalorisiz içecekleri tüketebilirsiniz.

Eğer vücudunuzu ve beslenme bilginizi hazır hissediyorsanız tek öğün beslenmeyi ya da 5:2 sistemini haftada maksimum 1-2 kez uygulayabilirsiniz.

En İyi Diyet Aralıklı Oruç Mu?

İki öğün beslenme, tek öğün beslenme yani aralıklı oruç kimsenin yapmak zorunda olduğu ya da en iyi beslenme modeli budur dediğimiz bir sistem değil.

Sağlığınızı iyileştirebilecek birçok beslenme tarzından sadece birisi.

Eğer oruç tutma fikri size uzak ve zor geliyorsa bu rehberi hiç okumamış sayabilir ve size neyin en iyi geldiğini aramaya devam edebilirsiniz.

Finalde sizin için en iyi diyet; uzun vadede sürdürebileceğiniz diyettir. Bunu öğrenmenin yolu ise arayışta olmak ve denemektir.

Eğer oruç tutarken kendinizi iyi hissediyor ve sürdürülebilir olduğunu düşünüyorsanız bu sistem sağlığınızı korumak ve kilo vermek için çok güçlü bir araç olabilir.

Diyetisyen Alican Demiroğlu

KAYNAKÇA:

1- https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S193152441400200X

2- http://ibima.net/articles/ENDO/2014/459119/

3- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3946160/

4- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC329619/

5- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1548337

6- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12425705

7- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/2355952

8- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15640462

9- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3106288/

10- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21106691

11- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24048020

12- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2622429/

13- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25540982

14- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/2405717

15- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10837292

16- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21410865

17- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17291990/

18- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17374948

19- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23244540

20- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19793855

21- https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0104423013000213

22- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/3245934

23- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22323820

24- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16126250

25- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11835290

26- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11220789

27- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16011467

28- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC151440/

29- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17306982

30- https://www.karger.com/Article/Abstract/212538

31- https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0047637400001093

32- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26135345

33- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15833943

34- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17569758

35- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19127293

36- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/3661473

*Bu rehberin oluşturulmasında healthline.com ‘’Intermittent Fasting 101’’ başlıklı yazıdan faydalanılmıştır

Keçi Sütü Sağlığa Faydaları ve İçeriği

Son yıllarda raflarda daha fazla gördüğümüz ve ismini daha çok duymaya başladığımız keçi sütü aslında ününü daha fazla arttırmayı hak eden bir besin. Keçi sütünün sağlığa faydaları arasında; bağışıklığı güçlendirme, metabolizmayı hızlandırma, kalp sağlığını koruma, kemikleri güçlendirme, kilo vermeye yardımcı olma gibi etkileri var.

Ülkemizde ve dünyada en çok tüketilen inek sütüne göre keçi sütü bulunması bir miktar daha zor olan bir süt türü. Keçi sütünün etkileyici sağlık faydaları ve insan vücudu üzerindeki etkileriyle ilgili yapılan son çalışmalar onu popüler bir seçim haline getirmiştir. Dünyadaki süt tedarik miktarının sadece %2’sini oluştursa da doğal homojenizasyona sahip olduğundan işlem maliyeti daha düşüktür.

Özellikle sindiriminin kolay olması bu besini çok daha cazip hale getirir ve hem çocuklarda hem yetişkinlerde tüketimi tavsiye edilir. İşte keçi sütünün önemli etkileri;

KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİR

Keçi sütü de diğer hayvansal sütler gibi yüksek miktarda kalsiyum içerir. Kalsiyum osteoporoz’u(kemik erimesi) önler ve kemiklerin güçlü kalmasını sağlar.

ANTİ-İNFLAMATUAR ÖZELLİĞİ VARDIR

İnsanlara keçi sütünü sevdiren bir diğer özellik inek sütünün sıkça neden olduğu mide rahatsızlıklarını yaşatmamasıdır. Bunun sebebi barsaklardaki iltihabı yatıştırıcı eşsiz enzimatik yapısıdır. Bu iltihap önleyici özelliklerin vücudun diğer kısımlarına etki edip etmediği ise hala araştırılsa da kesin olan şey keçi sütünün mideniz için kesinlikle iyi olduğudur.

BAĞIŞIKLIĞI ARTTIRIR

İnek sütü az miktarda selenyum içerir ancak keçi sütünde selenyum oranı dikkate değer oranda fazladır. Bu nadir bulunan mineral bağışıklık sistemi işlevselliğinde bizleri hastalıklardan koruyan ve enfeksiyonları temizleyen önemli bir bileşendir.

METABOLİZMAYI GÜÇLENDİRİR

Keçi sütü içerik bakımından inek sütüne göre daha zengindir. Özellikle içerdiği önemli aminoasit ve yağ asitlerinin yanı sıra 1 bardak keçi sütünde günlük almanız gereken kalsiyumun %40’ı B vitamini alımının %20’sii ve önemli miktarda potasyum ve fosfor bulunur.

KALP SAĞLIĞINI KORUR

Keçi sütünde bulunan kolesteral miktarı güvenlidir ve yapısında bulunan esansiyel yağ asitleri ateroskleroz, inme, kalp krizi gibi tehditlere karşı koruyucu etki yapar. Keçi sütünün yüksek potasyum seviyesi ise damarlardaki kan basıncını azaltmaya yardımcı olur çünkü potasyum kan damarlarını rahatlatan ve kardiyovasküler sistemdeki gerginliği azaltan bir mineraldir.

İNEK SÜTÜNE KARŞI ALERJİSİ OLANLAR İÇİN İYİ BİR ALTERNATİFTİR

İnek sütünün hazmında sıkıntı yaşayanlar, gaz problemi çekenler için iyi bir alternatiftir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta keçi sütünde de laktoz bulunur. Eğer laktoza karşı bir intoleransınız varsa keçi sütü sizin için iyi bir seçim olmaz. İnek sütüne göre sindirimi çok daha rahattır ve daha az alerjen madde içerir.

 

 

KAYNAKLAR

http://www.smallruminantresearch.com/article/S0921-4488(03)00272-4/abstract

http://www.journalofdairyscience.org/article/S0022-0302(80)83125-0/abstract

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S002203028879520X

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0261561405002128

https://doi.org/10.1017/S0022029901004903

http://link.springer.com/article/10.1007/BF03179787

http://rnd.edpsciences.org/articles/rnd/abs/2004/06/R4504/R4504.html

http://europepmc.org/abstract/med/3037047

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022030280831298

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0377840103003043