Aspir Yağı ve Etkileri

ASPİR YAĞI VE SAĞLIĞA ETKİLERİ

Diyetimizdeki yağlar konusunda uzun yıllar süren yanlış bilgi kirliliği son yıllarda yapılan çalışmalarla içimizi rahatlatmaya başladı. Özellikle ülkemizdeki yanlış algı yağlara kötü gözle bakmamıza, yağlardan sakınmamıza neden oldu. Bizler yağ tüketmenin vücudumuzdaki yağları arttırdığına inandık. Ancak bilim aslında iyi yağları tüketmenin vücudumuz için gerekli olduğunu ve sayısız faydasını çalışmalarla gösterdi.

Yakın zamanda adını daha sık duymaya başladığımız Aspir yağı ise bazı önemli sağlık etkileri ile öne çıkıyor. Aspir yağı aspir çiçeğinin tohumundan elde ediliyor. Tarihi Yunanlılar ve Mısırlılara dayanan bu bitki yüzyıllar boyu farklı şekillerde kullanılmış. Dünyada bu bitki yaklaşık 60 ülkede yetiştirilebiliyor ve ne güzel ki ülkemiz coğrafyası ve iklimi aspir çiçeği için oldukça uygun. Kilo kaybını desteklemesi, hastalıklara karşı koruyucu etki yapması, cilt sağlını güçlendirmesi, kadınlarda regl öncesi semptomları azaltması gibi sağlığımız üzerine oldukça olumlu etkileri bulunuyor.

FAYDALARI;

KALP SAĞLIĞINI KORUR

Aspir yağı vücudumuz için gerekli bir yağ asidi olan omega-6 içeriği bakımından oldukça zengin. Linoleik asit olarak da bilinen bu yağlar vücutta üretilemez ve dışarıdan alınması zorunlu yağ asitleridir. Bu zengin içerik kolesterol dengesine yardımcı olur ve bu da ateroskleroz gelişimini, kalp krizi, felç gibi durumların önlenmesini sağlar.

KİLO KONTROLÜNE YARDIMCI OLUR

Sağlıklı yağların yağ yakımını arttırdığı şaşırtıcı ama oldukça önemli bir bilgi. Bu konuda Ohio State üniversitesinde yapılan bir çalışma sonucunda aspir yağının karın bölgesi yağlanmayı azalttığı gösterilmiştir. Bu sağlıklı yağı diyetinizde kullanmanız kilo kontrolünüzde güçlü bir kozunuz olacaktır.

DİYABET SAVAŞÇISIDIR

Çoklu doymamış yağ asidi içeriği kan şekerini düzenler, insülin direncine karşı olumlu etkiler yapar ve diyabetin önlenmesinde de önemli bir yere sahiptir.

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİR

Aspir yağı zengin E vitamini içeriği ile antiinflamatuar bir besindir. İltihap karşıtı olan bu yapısı birçok kronik hastalıktan korunmanızı sağlar. Serbest radikallerin vücuda verdiği hasara karşı savaşan içeriği ile hastalıklara karşı yardımcı bir kalkan görevi görebilir. İyi bir antioksidandır.

CİLT SAĞLIĞI

Aspir yağının öne çıkan en önemli özelliklerinden birisi ise cilt sağlığına olumlu etkileridir. İçerdiği yüksek orandaki E vitamini yeni cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlar. Aspir yağının yüksek linoleik yağ asidi içeriği cilt altında istenmeyen birikintileri engeller ve bunun sonucunda akne, sivilce, siyah nokta gibi cilt problemlerinin önlenmesine yardımcı olur.

Kozmetik sektöründe de kullanılan aspir yağı saçlı derideki dolaşımı arttırır ve saçların daha canlı, güçlü olmasını sağlar. Beslenmemizde yer alabildiği gibi harici uygulamalarının da saçların büyümesini uyardığı ve folikülleri güçlendirdiği bilinen bir gerçek.

PMS SEMPTOMLARINI AZALTIR

Premenstural Sendom, kadınlarda regl dönemi öncesi gelişen fiziki ya da psikolojik şikayetlerdir. Aspir yağının yüksek linoleik asit içeriği vücuttaki prostaglandin seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur, böylece ani hormon dalgalanmalarını azaltır, şikayetleri hafifletir ve menstural düzensizliklerin giderilmesine faydalı olur.

EV NOTU

Etkileyici özellikleri ile öne çıkan aspir yağını her besin gibi kontrollü kullanmak oldukça önemlidir. Bilinmelidir ki yağlardan bahsediyorsak sahip oldukları yüksek enerji miktarı kontrolsüz kullanımlarda olumsuz etkiler gösterecektir. Omega-6’dan zengin bu yağı özellikle omega-3 içeren besinlerle birlikte tüketmek faydalarını arttıracaktır.

Piyasada sıvı ve kapsül formları bulunmaktadır. Yemeklerinize ve salatalarınıza katabileceğiniz bu yağı özellikle yemeklerinizi yaparken değil, yaptıktan sonra soğuk bir şekilde eklemeniz ve günde 1-2 tatlı kaşığını geçmemeniz doğru olacaktır. Yüksek ısıya maruz kalmaması gereken yağlar arasında olduğunu unutmamak gerekir. Miktarı ve doğru kullanımı için mutlaka diyetisyeninize danışınız.

Dyt Alican Demiroğlu

(1) : https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19535429

(2) http://europepmc.org/abstract/MED/512710

(3) http://ajcn.nutrition.org/content/42/2/190.short

(4) https://www.animalsciencepublications.org/publications/search?volume=83&issue=9&first-page=2175&num-results=10&sort=relevance&journal%5Bjas%5D=jas

(5) http://ajcn.nutrition.org/content/71/1/171S.short

(6) http://ajcn.nutrition.org/content/90/3/468.short

(7) http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1745-4522.1996.tb00071.x/abstract

(8) http://www.annualreviews.org/doi/abs/10.1146/annurev.nutr.22.021302.121842

(9) http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1753-4887.1998.tb01648.x/abstract

Keçi Sütü Sağlığa Faydaları ve İçeriği

Son yıllarda raflarda daha fazla gördüğümüz ve ismini daha çok duymaya başladığımız keçi sütü aslında ününü daha fazla arttırmayı hak eden bir besin. Keçi sütünün sağlığa faydaları arasında; bağışıklığı güçlendirme, metabolizmayı hızlandırma, kalp sağlığını koruma, kemikleri güçlendirme, kilo vermeye yardımcı olma gibi etkileri var.

Ülkemizde ve dünyada en çok tüketilen inek sütüne göre keçi sütü bulunması bir miktar daha zor olan bir süt türü. Keçi sütünün etkileyici sağlık faydaları ve insan vücudu üzerindeki etkileriyle ilgili yapılan son çalışmalar onu popüler bir seçim haline getirmiştir. Dünyadaki süt tedarik miktarının sadece %2’sini oluştursa da doğal homojenizasyona sahip olduğundan işlem maliyeti daha düşüktür.

Özellikle sindiriminin kolay olması bu besini çok daha cazip hale getirir ve hem çocuklarda hem yetişkinlerde tüketimi tavsiye edilir. İşte keçi sütünün önemli etkileri;

KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİR

Keçi sütü de diğer hayvansal sütler gibi yüksek miktarda kalsiyum içerir. Kalsiyum osteoporoz’u(kemik erimesi) önler ve kemiklerin güçlü kalmasını sağlar.

ANTİ-İNFLAMATUAR ÖZELLİĞİ VARDIR

İnsanlara keçi sütünü sevdiren bir diğer özellik inek sütünün sıkça neden olduğu mide rahatsızlıklarını yaşatmamasıdır. Bunun sebebi barsaklardaki iltihabı yatıştırıcı eşsiz enzimatik yapısıdır. Bu iltihap önleyici özelliklerin vücudun diğer kısımlarına etki edip etmediği ise hala araştırılsa da kesin olan şey keçi sütünün mideniz için kesinlikle iyi olduğudur.

BAĞIŞIKLIĞI ARTTIRIR

İnek sütü az miktarda selenyum içerir ancak keçi sütünde selenyum oranı dikkate değer oranda fazladır. Bu nadir bulunan mineral bağışıklık sistemi işlevselliğinde bizleri hastalıklardan koruyan ve enfeksiyonları temizleyen önemli bir bileşendir.

METABOLİZMAYI GÜÇLENDİRİR

Keçi sütü içerik bakımından inek sütüne göre daha zengindir. Özellikle içerdiği önemli aminoasit ve yağ asitlerinin yanı sıra 1 bardak keçi sütünde günlük almanız gereken kalsiyumun %40’ı B vitamini alımının %20’sii ve önemli miktarda potasyum ve fosfor bulunur.

KALP SAĞLIĞINI KORUR

Keçi sütünde bulunan kolesteral miktarı güvenlidir ve yapısında bulunan esansiyel yağ asitleri ateroskleroz, inme, kalp krizi gibi tehditlere karşı koruyucu etki yapar. Keçi sütünün yüksek potasyum seviyesi ise damarlardaki kan basıncını azaltmaya yardımcı olur çünkü potasyum kan damarlarını rahatlatan ve kardiyovasküler sistemdeki gerginliği azaltan bir mineraldir.

İNEK SÜTÜNE KARŞI ALERJİSİ OLANLAR İÇİN İYİ BİR ALTERNATİFTİR

İnek sütünün hazmında sıkıntı yaşayanlar, gaz problemi çekenler için iyi bir alternatiftir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta keçi sütünde de laktoz bulunur. Eğer laktoza karşı bir intoleransınız varsa keçi sütü sizin için iyi bir seçim olmaz. İnek sütüne göre sindirimi çok daha rahattır ve daha az alerjen madde içerir.

 

 

KAYNAKLAR

http://www.smallruminantresearch.com/article/S0921-4488(03)00272-4/abstract

http://www.journalofdairyscience.org/article/S0022-0302(80)83125-0/abstract

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S002203028879520X

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0261561405002128

https://doi.org/10.1017/S0022029901004903

http://link.springer.com/article/10.1007/BF03179787

http://rnd.edpsciences.org/articles/rnd/abs/2004/06/R4504/R4504.html

http://europepmc.org/abstract/med/3037047

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022030280831298

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0377840103003043

Glutensiz Beslenme İyi Bir Şey mi ?

glutensiz beslenme

Son dönemde ne çok gündem oldu değil mi ? Her kafadan farklı sesler falan.

İnsanlar “glutensiz besleniyorum” diyince sağlıkları için çok iyi bir şey yaptıklarını düşünüyorlar sanırım. Bu konuda uzun zamandır bir şeyler okuyorum, özellikle farklı görüşleri, farklı çalışmaları takip etmeye çalışıyorum.

Size kısaca özetlemeye çalışayım;

•Öncelikle gluten nedir ? Buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi tahıllarda bulunan bir aminoasit yani bir proteindir. Vücudumuz için gerekli midir ? Evet.

•Peki kimler kesinlikle glutensiz beslenmeli ? Çölyak hastalığı tanısı almış olanlar ve glutene karşı intoleransı olan kişiler hayatlarından gluteni çıkarmalılar.

•E glutensiz beslenince arkadaşım kilo verdi ? Çok normal. Glutensiz beslenen bir birey diyetinde karbonhidratları azaltmış oluyor. Zaten şu an zayıflama diyetlerinin çoğu basit karbonhidratları kısıtlama prensibindedir ve diyetteki karbonhidrat oranı azalınca kilo vermeniz gayet normaldir.

•Glutensiz beslendim diyelim ne gibi sıkıntılar yaşayabilirim ? Sağlıklı bir birey uzun süre glutensiz beslenirse bağırsak florasına zarar verebilir, bağırsak tembelliği oluşabilir. Bunun yanında bazı vitamin mineral eksiklikleri oluşması da beklenen bir etki olur.🧐 Ayrıca 11 bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada glutensiz beslenen kişilerin normal diyetle beslenen kişilere göre kanlarındaki ağır metal birikiminin daha fazla olduğu saptanmış.

•Glutensiz beslenme savunucularının ellerinde yeterli bilimsel çalışmalar var mı ? Yok.

•Sonuç; elimizdeki bilimsel verilere göre gluten bir zehir değil. İnsanlığın varolduğundan bu zamana beslenmesinde bulunan bir protein. Sağlıklı yani kompleks karbonhidratlara diyetinizde yer verin. “Glutensiz Beslenme Modası” kafanızı karıştırmasın. Eğer tahılları tükettiğinizde şişlik, sancı, gaz, ishal gibi etkilerle karşılaşıyorsanız mutlaka bir hekime başvurun.

Sevgiler…

Sıcak çay kanser yapıyor!

img_0016

Merhaba,
Çay ile ilgili son zamanlarda çıkan biz çay tiryakileri için üzücü ama muhakkak dikkat edilmesi gereken bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
The Lancet Oncology dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre yüksek sıcaklıkta tüketilen çayın gırtlak-yemek borusu kanserine neden olabileceği belirtildi.
Çalışmaya göre 65 °C’den daha yüksek sıcaklıkta tüketilen içecekler özellikle yemek borusu kanserinde tetikleyici rol oynuyor. Uzun bir süre sıcak içecek tüketimiyle birlikte hücre hasar görüyor. Ve hücrenin gördüğü hasar geri dönüşümsüz bir hal aldığında bunun adı ne yazık ki “Kanser” oluyor.

Ülkece çay içmeyi çok seviyoruz ve maalesef çayı demlikten bardağa döküldüğü gibi içmeye alışkınız.
Yeni doldurulmuş sıcak bir çayı içmek için en az 4-5 dakika beklemek gerektiğini unutmayın. Çayınızı bu şekilde içiniz rahat ve keyifle içebilirsiniz.

Sağlıklı günler dilerim.

Işgın Otu nam-ı diğer Yayla Muzu-Uşkun

Merhaba, bugün sizlere yurdumuzun doğusunda yetişen ve oldukça faydalı bir bitkiden-meyveden bahsedeceğim.

Halk arasında ‘’Yayla Muzu’’, ‘’Uçkun’’, ‘’Uşkun’’ olarak da bilinen Işgın otu.

Bahar aylarının gelmesiyle özellikle Van, Erzurum, Bitlis ve çevre illerde dağlardan toplanan bu hafif ekşimsi bitki son zamanlarda araştırmalara konu oldu ve haberlerde adına sıkça rastlamaya başladık. Özellikle son dönemlerde ‘’Kanserin İlacı’’ başlığıyla birçok haberi medyada yer aldı. “Kanseri 2 günde yok ediyor.” gibi başlıklara kesinlikle inanılmaması gerektiğini de belirtmiş bulunalım.

img_7728.jpg
Işgın otu’nun sağlık açısından faydalarından bahsedecek olursak;

-Yüksek C vitamin içeriğine sahip aynı zaman da A, B1, B2 vitaminleri ve Potasyum açısından da zengindir. Bu vitamin ve mineraller sağlığımız açısından oldukça faydalıdır.

-Yüksek posa-lif içeriği sayesinde sindirim sistemine yardımcı olur, bağırsakların düzenlenmesini sağlar ve kabızlığa karşı etkilidir.

-İçerisinde bulunan polifenoller, bağışıklık sistemimizi güçlendirir ve birçok hastalıktan korunmamızı sağlar.

Işgın otunu kabuklarını soyarak sanki havuç yermiş gibi tüketebilirsiniz. Ekşimsi tadı bir süre sonra sürekli yeme isteği getirebilir ancak dikkat edilmelidir ki her meyve sebze gibi ışgınında miktarına dikket etmeli. 2 3 adet ışgın 1 porsiyon meyve yerine geçmektedir.

Işgın otu farklı yemeklere katılarak da kullanılmaktadır.
Doğu illerimizde bu mevsimde rahatça bulabileceğiniz Işgın otunu İstanbul’da Fatih Kadılar Pazarı bölgesinde bulabilirsiniz.

Dip not ise haberlerde kullanılan ‘’Kanserin İlacı’’ başlığının henüz doğru olmadığıdır. Evet bu konuda çalışmalar hala yapılmakta ve etkileri incelenmektedir. Ancak şu anda herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır. Özellikle hasta kişilerin kullanmadan önce muhakkak bir hekime ya da beslenme uzmanına danışması gerekmektedir.

Hastalıklardan uzak, sağlıklı günler dilerim.

Dyt Alican Demiroğlu